Nebil Özgentürk’ten Yeşilçam’ın unutulan “unutulmazları”

Nebil Özgentürk, Filmlerle Geçtim Sokağınızdan (Karakarga Yayınları) adlı yeni kitabında; Türk sinemasını var edenlerin hiç bilinmeyen yönlerine odaklanıyor. Yıllarca severek izlediğimiz birbirinden değerli karakter oyuncuları yaşamlarından en özel kesitleri içtenlikle anlatıyor.

04 Mayıs 2020 Pazartesi, 14:19
Abone Ol google-news

Sinemamızın altın kalpli kötü kadını kimdir bilir misiniz? Münir Özkul’un aç kalmamak için babasından kalma tabloyu sattığı doğru mu? Tam 1115 filmde rol alan rekortmen oyuncu kimdir? Patnos-Konya yolunda bir kağnı arabasında dünyaya gelen çocuk nasıl en iyi kötü adam oldu? Yeşilçam’da ne hikâyeler saklı?

Nebil Özgentürk, Yeşilçam’ın unutulan “unutulmazları” için bir saygı duruşu niteliğindeki Filmlerle Geçtim Sokağınızdan Karakarga Yayınları tarafından yayımlandı.

Özgentürk kitabında; Türk sinemasını var edenlerin hiç bilinmeyen yönlerine odaklanıyor. Yıllarca severek izlediğimiz birbirinden değerli karakter oyuncuları yaşamlarından en özel kesitleri içtenlikle anlatıyor. 

Aliye Rona’dan Münir Özkul’a, Kemal Sunal’dan Erol Taş’a, Metin Akpınar’dan Arzu Okay’a Yeşilçam’ın unutulmaz isimleri daha önce hiç duymadığınız hikâyeleriyle bu kitapta bir araya geliyor. Onlar beyazperdenin kötü kadınları ve kötü adamları, iyilik timsalleri, saf ve temiz karakterleri ya da binbir fırıldak çevirenleri...

Bugün hâlâ filmleriyle binlerce kişiyi televizyon karşısına çeken isimler özel hayatlarını Nebil Özgentürk’e açıyor ve okuru zamanda bir yolculuğa davet ediyor.

Kitaptan:

Dedemin Sineması

(…)

60’ları, 70’leri yaşayanlar “Bizim Sinemalarımız” diye başlar, o dönemleri aşağı yukarı bu minvalde özet yapardı. Benim çocukluk ve ilk gençlik sinemam ise açıkçası, bir adım öndeydi. Çünkü övünmek gerekirse Cennet Sineması tadındaydı. Dedem sinema salonu işletiyordu. Ve bir de sinema filmlerinin oyuncusunu, içeriğini yıllar boyunca ve ağırlığınca belirleyen bir kentte, Adana’da büyümüştüm!

(…)

Muhteşem filmdir zaten bana göre Cennet Sineması.

İşte, ben de bir dönem ülkenin rekor seviyede yazlık sinemasına sahip olan Adana’da yaşadım sinema aşkımı. Dedesi sinema sahibi, ağabeyi film yönetmeni olan bir ergenin tabii ki ders dışı zamanları sinema merkezli olacaktı! Dedemin sineması... Bugün bile kulağa hoş geliyor!

Halk Sineması’ydı adı. Yazlıktı. Kimi filmlerde kapı baca kırılırdı izdihamdan. Yer bulmak imkânsızdı. Karaborsaya düşerdi biletler. Ben ve abiler, ablalar dedemizin torpillisiydik tabii. Bazen, en arkadaki sandalyelere kurulurduk, bazen de yazlık sinema salonunun ardındaki “dede evi”nin balkonuna. Kimi günler de makinistin yanı başına. Aslında tüm kent, Adana, film sahnesiydi!

(…)

Nebil Özgentürk