Neden kimileri bağımlılığa daha yatkın?

Size keyif ve mutluluk veren eylemlerinizi bir düşünün. Bu, üzerinde uzun zaman harcadığınız bir projeyi tamamlamak, çikolata yemek veya sigara içmek olabilir. Tüm bu davranışlar size keyif verse de bazen özellikle zararlı durumlarda bağımlılık halini alabiliyorlar. Hatta baş edilemeyecek bir hale geldiğinde ancak profesyonel destekle bağımlılıktan kurtulmak mümkün oluyor.

09 Şubat 2021 Salı, 11:08
Neden kimileri bağımlılığa daha yatkın?
Abone Ol google-news

Peki, ama tüm bu davranışların ortak noktası size keyif vermekse, sağlığa, sosyal ilişkilere zarar veren bağımlılık süreci nasıl oluyor da irademiz dışında gelişebiliyor? Bazı davranışlarımız kolayca bağımlılık haline gelirken bazıları neden olmuyor?

Amerikan Uyuşturucu Bağımlılığı Enstitüsü’nden halk sağlığı danışmanı Maureen Boyle, “Bağımlık biyolojik-psikolojik- sosyal bir bozukluk. Yani genetik yapınızla, nöro-biyolojiyle ve diğer insanlarla olan sosyal ilişkilerinizle yakından ilgilidir. Bağımlılığa bakış ise tıpkı diyabet, kanser ve kalp hastalıları gibi diğer kronik hastalıklar gibi önlenebilir ve tedavi edilebilir.

DOPAMİNE BAĞLI BAĞIMLILIK

Herkesin bağımlılık yolu farklı olsa da bağımlılık mekanizması temelde aynıdır. Mesela bir uyuşturucuyu ailesinden veya arkadaşlarından birisi kullandığı için ya da sadece merak ettiği için başlayan bir kişi nedeni her ne olursa olsun beyindeki dopamin adı verilen kimyasala bağlı olarak bağımlılık geliştirir.

Dopamin beyindeki ödül sistemine etki eden ve hayatta kalmak için gerekli yemek yeme, cinsellik gibi dürtüleri harekete geçiren temel moleküldür.

Kişi, keyif verici bir aktivite yaptığında veya iş başardığında bu sistem devreye girer ve kendini iyi hissetmeye başlar. Asıl sorun uyuşturucuların bu sistemi doğal nedenlere göre çok daha iyi ve kolay yoldan biçimde uyarması.

Dopamin-ödül sistemine etki eden uyuşturucuların farklı farklı etki mekanizmaları vardır. Esrar, eroin gibi maddeler benzer kimyasal bileşenleri taklit ederken, amfetamin ve kokainler dopaminin etki süresini uzatarak beyni uyarırlar. Uyuşturucunun beyne etki etme süresi ve sinir yollarına etki etme gücü bağımlılığın derecesinde çok önemli rol oynar. Enjekte etmek veya buruna çekmek gibi farklı kullanım yolları da etkinliğin önemli bileşenlerindendir. Bu yüzden uzmanlar eroinin bağımlı olmak isteyeceğiniz en son ilaç olduğunu söylüyor. Çünkü bağımlılık yaratma özelliği çok yüksektir.

Kişi bağımlılık yapıcı maddeye devam ettiği müddetçe beyin bu duruma adapte olur, kendini alıştırır. Dalgalanan dopamin seviyesini normal hale getirmek için kendi doğal dopamin üretimini azaltır ve dopaminin beyinde uyardığı bölgeleri, reseptörlerin sayısını düşürür. Dolayısıyla bağımlı kişi dopamin seviyesini “normale” taşımak için daha fazla uyuşturucu kullanmaya başlar ki bu duruma tolerans diyoruz.

Dahası dopaminin beyinde yarattığı güzel hisler olmadığı zamanlarda, yani uyuşturucu madde kullanılmadığı zamanlarda kişi kendini çok daha mutsuz, depresif, sinirli ve gergin hisseder. Bazen de uyuşturucunun yoksunluğuna bağlı olarak kendini hasta ve güçsüz hissedebilir.

TEDAVİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Bağımlılık tedavisinin önünde duran en büyük engellerden birisi, dopaminin bellekle çok yakından ilişki halinde olması. Dopamin salgılandığında belleğe kazınan durumlar uzun zaman orada kalırlar. Söz gelimi yıllar önce girdiğiniz bir barda beraber alkol aldığınız arkadaşınızı tekrar görürseniz içinizde alkole dair aniden bir istek ortaya çıkabilir. Sonuç olarak bağımlılık tedavisini başarıyla tamamlasanız bile içinde bulunduğunuz çevre size eski hayatınızı hatırlatabilir.

Beyin görüntüleme çalışmalarından elde edilen veriler de bağımlılığın beyinde hatırı sayılır değişikliğe yol açtığını gösteriyor. Alkol, kokain veya morfin türevi uyuşturucular kullanan kişilerin prefrontal korteksteki nöronlarında ciddi azalma yaşandığı belirtiliyor. Bu da karar verme mekanizmasına etki ediyor ve uyarı kontrolünü zorlaştırıyor.

RİSK FAKTÖRLERİ

Bazı insanların diğerlerine göre bağımlılığa daha yatkın olduğu bilinen bir gerçek. Sigara içen insanların bazıları hemen bağımlı olurken bazıları olmuyor, ameliyat sonrası herkes morfin bağımlısı olmuyor, tıpkı kumar oynayan herkesin bağımlı olmadığı gibi. Uzmanlar, bağımlılık sürecine birçok faktörün etki ettiğini bunların başında genetiğin, sosyal destek ağlarının yetersizliğinin, travma ve diğer ruhsal sorunların geldiğini belirtiyorlar.

Ancak bağımlılık konusunda en önemli etmenlerden birisi de yaş! 2014 yılında yapılan araştırmaya göre 18-30 yaş arası tedavi programlarına başvuran bağımlıların 17 ve daha genç yaşlarda madde kullanımına başladıkları görülmüş.

Uzmanlar bağımlılık riskinin sadece genlere bakarak hesaplanamayacağını, bağımlılığın çok karmaşık bir süreç olduğunu belirtiyorlar.

Bağımlılığın önüne geçebilmek için öncelikle gençler korunmalı, gerekli sosyal, psikolojik profesyonel destek sağlanmalı.

Kaynak: Herkese Bilim Teknoloji