Oppa Gingham Style

Yaşamı 17. yüzyılda sömürge yönetimi altında başladı. Uğradığı her memleket onu sahiplendi. 21. yüzyılda lüks moda dünyasının zirvesinden el sallıyor. Kumaştır, ketendir, kotondur deyip geçmeyin. Gingham, tozlu tarihiyle acaba bu başlığa alınır mıydı?..

13 Nisan 2015 Pazartesi, 22:55
Abone Ol google-news

Sayfiye yerlerinde mutfak penceresine perde, piknikte çimlerin üzerinde örtü, cam kenarına dizili reçel ve turşu kavanozlarına kapak oldu. Domestik duruşuna, mütevazılığına bakmayın. Zira kendisi bir “celebrity”. 1939’da Judy Garland’la Oz Büyücüsü’nde başrol oynadı. 1959’da Brigitte Bardot ikinci kocasına “evet” derken yanındaydı. 1963’te James Bond: Rusya’dan Sevgilerle filminde Sean Connery’yle birlikte jöndü. Memleket memleket gezdi, iki dünya savaşı gördü.

Kareli kumaş gingham, bu bahar lüks moda dünyasının oyun alanında, podyumda, sokak modası fotoğrafçılarının radarında poz vermeye doymuyor. “Gingham’ı hem çok Amerikalı hem de Fransız buluyorum. Amerika’nın kolej kültürünü, piknikleri hatırlatıyor. Parizyenler ona vichy diyor, tabii akla hemen Brigitte Bardot geliyor.” 31 yaşındaki moda tasarımcısı Joseph Altuzarra, tıpkı kendisinin gingham tarifi gibi, yarı Fransız yarı Amerikalı. 2008 yılında New York’ta kurduğu markası Altuzarra, vücudu saran seksi tasarımlarıyla ünlü. 2015 İlkbahar/Yaz koleksiyonundaki ceketi bele oturan, eteği derin yırtmaçlı kareli döpiyeslerle, gingham sevimli halinden sıyrıldı, kadınsı bir tavır aldı. “Amacım bu ikonik kumaşı seksi ve modern siluetlerde kullanarak yeniden yorumlamaktı.” Rihanna, Altuzarra’nın gingham döpiyesini, podyumda görüldükten haftalar sonra Los Angeles’ta katıldığı bir davette giydi.

Gingham ne Fransız, ne de Amerikalı. İlk kez, 17. yüzyılda o dönem Hollanda’nın sömürgesi altındaki Malezya ve Endonezya’da, ardından Hindistan’da üretildiği kabul ediliyor. İsmi de Malayca’da çizgili anlamına gelen genggang kelimesinden geliyor. Zira keten ya da kotondan üretilen gingham’ın ilk örnekleri kareli değil, çizgiliymiş. Gingham, ekose gibi bir desen türü değil, kumaşın kendisi. İlk olarak bu ülkelerde üretilmesinin sebebi, kumaş boyamada kullanılan bitkilerin bu coğrafyadaki zenginliği: Kırmızı için kızılkök, sarı için zerdeçal, mavi için çivitotu. Aynı yüzyılda Avrupa ve Amerika’ya ihraç edilen gingham’ı ilk İngiltere sahiplendi. 18. yüzyılı yarılamadan, İngiltere pamuk ve boya ihraç ederek kuzeyindeki tekstil atölyelerinde kendi gingham’ını üretiyordu. Manchester United futbol kulübü, 2012 yılında resmi üniforma koleksiyonunda gingham kullanarak bu döneme gönderme yaptı. Kulübün modaya pas vermekle amacı, 18. yüzyılda Manchester atölyelerinde dokunan gingham’ı anarak bölgenin endüstriyel mirasını selamlamaktı.

Gingham 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde popüler oldu. Önce ev tekstilinde, şemsiyelerde, ardından çocuk ve yetişkin giysilerinde kullanıldı. Fransa, gingham’ı vichy olarak kabullendi. Hazır giyim ve ev tekstilinden sonra, bistrolar satışa sundukları ev yapımı yiyeceklerin kavanoz ve paketlerini, domestik hissi artırmak için vichy kumaşla dekore etti.

Bu kumaştan kesilen giysiler, ekonomik bunalımın arttığı savaş yıllarında basit bir giyim stiline yönelen halkın tercihiydi. Gingham’ın ABD’de bir kumaştan öte vatansever nostaljinin bir ögesi oluşu, halkın üniforması haline geldiği bunalım yıllarına dayanır.

Gingham, 20. yüzyılı yarılarken Hollywood’a girerek lale devrine geçti. Ünlü kostüm tasarımcısı Adrian Adolph Greenberg, nam-ı diğer Adrian, 1940’ta Philadelphia Hikayesi filminin başrolü Katharine Hepburn için gingham’dan bir elbise tasarladı. Judy Garland’ın Dorothy Gale’i oynadığı Oz Büyücüsü filminin kostümleri de Adrian imzalıydı. Garland’ın filmde giydiği mavi-beyaz gingham elbise, 2012 yılında Beverly Hills’teki Julien’s Müzayede Evi’nde 480 bin dolara satıldı.

Marilyn Monroe, Levi’s jeani üzerinde siyah-beyaz gingham bluzuyla Hollywood’da poz verdi. Audrey Hepburn, Norman Parkinson’a gülümsediği ikonik fotoğraflarından birinde, kareli capri pantolonuyla bir çiftlik evindeydi. Gingham, First Leydi Jackie Kennedy sayesinde Beyaz Ev’e, Brigitte Bardot sayesinde dünya evine girdi. Fransız oyuncu, 1959 yılında ikinci kocası Jacques Charrier’yle evlenirken couture tasarımcısı Jacques Esterel’in tasarladığı pembe-beyaz bir gingham elbise giydi. Bardot’nun gingham sevdası, Fransız rivierasında geçirdiği yaz tatillerinde giydiği kareli bluz, elbise ve eteklerle devam etti. Ve Bardot’nun tatlı anıları, Belçika asıllı Amerikalı moda tasarımcısı Diane von Furstenberg’e ilham verdi. Koleksiyonunun çıkış noktası, Côte d’Azur, Fransız rivierası. Moda dünyasının yeni Brigitte Bardot’su (eskisi Lara Stone’du) olarak ünlenen Alman model Anna Ewers, siyah-beyaz bir gingham elbiseyle Furstenberg’in sezon podyumunda yürüdü. Tasarımcı, “Fransız sahilinden esinlenen bir koleksiyon tasarlayıp tanrıça Brigitte Bardot’nun ve ona özenen herkesin giydiği bu meşhur kumaşı kullanmamak olmazdı” diyor. “Bir zamanların oyunbaz kumaşı gingham, şimdi modanın merkezinde anı yaşıyor.”

Genç gösteriyor

Judy Garland, Oz Büyücüsü filminde 11-12 yaşlarındaki Dorothy Gale’i canlandırdığında 17 yaşında bir genç kızdı. Çekimler sırasında giydiği mavi-beyaz gingham elbise, Garland’ın yaşını daha küçük göstermek için kullanılan taktiklerden biriydi. Gingham, giyeni genç gösteren sportif karakteri ve casual duruşunu, canlı renkleri ve grafik desenine borçlu. Bugün de böylesine popüler oluşunda bu doping etkisinin payı var.

 

Herkesin gingham’ı kendine

Efsaneye göre gingham Endonezya’da iyi ve kötü arasındaki savaşı temsil ediyor, dokumada zıt renklerin bir arada kullanılması bundan.

Afrika’daki Masai kabilesi kırmızı-beyaz gingham kumaşları yüzlerce yıldır törenlerde kullanırmış.

Hindistan’da vücudu kurulamak için kullanılan kareli kumaştan havluya gamucha deniyor. 

Kamboçya’da başa sarılan ve şal olarak kullanılan kareli kumaşın adıysa krama.

Kumaş, Japonya’da spiritüel öğretilerin bir sembolüymüş. Budist heykeller yeşil gingham kumaşlara sarılır, bir çocuk öldüğünde mezarına gingham kumaş dolanırmış.