Özge Gürel: Ölümlüsün, hayatın tadını çıkar

Yeni dönem oyuncularının sevilen ismi Özge Gürel, oyunculuk hayatını ve bilinmeyenlerini Cumhuriyet Cumartesi'ye anlattı.

11 Ekim 2020 Pazar, 02:00
Özge Gürel: Ölümlüsün, hayatın tadını çıkar
Abone Ol google-news

Yeni dönem oyuncuların en güzel, en yetenekli, en beğenilen oyuncularından biri: Özge Gürel. Sosyal medya sayfalarında hakkında yapılan yorumlar, paylaşılan fotoğraflarla gençlerin bağ kurduğu isimlerden biri o.

“Kızım Nerede” dizisiyle tanınmaya başladı, son olarak da “Bay Yanlış” ile evlerimize konuktu. Bay Yanlış, çok sevilen bir dizi olmasına karşın, geçen hafta ekranlara veda etti. İddialara göre, aynı saatlerde başka bir kanalda izleyiciyle buluşan “Kırmızı Oda”ya yenik düşmüştü.

Bay Yanlış’ın başrol oyuncuları Can Yaman ve Özge Gürel gençler tarafından çok sevilse de, oyunun kuralları maalesef çok acımasızdı. Belli bir çıtanın üzerine çıkamayan reyting, dizinin bitirilmesi anlamına geliyordu. Ana karakterler, bu defa da alelacele sona kavuştu.

Özge’ye neler neler sordum... Evet, o artık başka denizlerde yelken açacak. Belki teklifler gelmeye başladı bile. Belki hayaller belirmeye başladı, planlar anında şekil değiştirdi...

Konumuz bu reyting meselesi olmadı, o da konuşmak istemedi; zorlamadım. Hepimiz biliyoruz ki yara çok tazeyken fazla kaşımamak gerekir. Bir dizi biter, başka bir dizi başlar. Kapanan bir kapı, bazen çok daha güzel bir dünyanın anahtarıdır.

Her zaman su akar, yolunu bulur...

-Yeni final yapan diziniz Bay Yanlış… Oldukça meşakkatli bir süreç, ama çok da zevkli herhalde...

Garip bir alışkanlığa dönüşüyor bu tempo bir süreden sonra özellikle yeni bir işe başlarken hazırlık sürecinde iş yayına girene kadar hatta ilk birkaç bölüm devam eden adrenalin benim için çok özel, çok keyifli. Kısa ama eğlenceli hikâyelerle dolu bir yol oldu benim için. Bizimle olan desteğini sevgisini hissettiğimiz herkese çok teşekkür ederim.

-Uykusuz geceler, durmadan sahne beklemeler, senaryo çalışmaları insanı yıpratır biraz da... Burn out durumunu anlamak çok mümkün...

Bu bir paket, içinde iyi ve kötü şeyler var ama önemli olan sizin onları nasıl algıladığınız. Yorucu duran kısımlar benim için keyifli, oradan besleniyorum, meraklanıyorum. Tüm zorlukların sonunda o tatmin hissi var mı yok mu, önemli olan bu.

MASUMDU VE DELİYDİ

-Karaktere detaylar katabildin mi? Biz çok sevdik, ama senin istediğin gibi oldu mu? Senden renkler var mı?

Beni çok eğlendirdi Ezgi çünkü masum ama deliydi. Klişe masumiyete teslim değildi. Etiket seviyoruz ya biz, evlenmek istiyorsa şöyledir istemiyorsa böyledir? İşte etiketleri sökmek üzerine kurmuştum karakteri ama kısa sürdü hikâye, canımız sağolsun.

-Canlandırdığı karakter oyuncuya ne katar diye hep merak ederim.

Müthiş bir alışveriş bence sen ona o sana. Bence özgürlük katıyor önce karakterin sana çünkü o sen değilsin saçmalayabilirsin uçlarda gezinebilirsin, düşebilirsin bunları deneyimleyip tadını çıkarabilirsin. Ve kendini tanımaya biraz daha yaklaşırsın, karakter neyi öğreniyorsa sen de onunla birlikte öğreniyorsun. Bildiğin duyguyu bir de karakterle deneyimliyorsun, bu bambaşka bir şey.

EĞLENCELİ BİR PARTNER

-Can Yaman’la iyi anlaştınız mı?

Evet daha önce de anlaşmıştık zaten. Sizi anlamaya açık ve eğlenceli bir partner. 

-Seni Kiraz Mevsimi’nde tanıdık, gencecik yaşında sen de şöhretle tanıştın. Anlatsana o duyguyu.

Şöhret sizin yorumunuzla anlam bulan bir kelime ve ben çok sahiplenmeden işimin getirilerinden biri olarak algıladım. Seni tanımadan seven, ortaya koyduğun işle ve seninle bağ kuran insanların olması çok motive edici ama benim şansım ekrandaki karakterle birlikte gerçek. Özge’yi bilmek isteyen, bunun için emek veren onu seven insanlar, bu güçlü bir bağ ve bu bağ o kadar çok iyiliğe vesile oluyor ki şöhret birden yakınlaştıran bir anlam ifade etmeye başlıyor.

-Kendini mesleğinde, ülkende, bu dünyada güvende hissediyor musun? O güven hissini nasıl tanımlarsın?

Kendimi güvenli alanlara çok alıştıran biri değilim. Genel olarak her zaman her şey olabilir mottom vardır o zaman en baştan başlarım der kapatırım konuyu. Ama bu da başka bir güven. Kendine olan güvenin, olanın olması gerektiği için olduğuna olan güvenin. Dünya güvende değil biz nasıl güvende olduğumuzu düşünebiliriz ki?

BİR GÜN TİYATRO YAPACAĞIM

-Uyumadan önce neler hayal ediyorsun?

Tekneyle dünyayı dolaşmayı, fil sevmeyi, Amazon ormanlarında da yağmur altında yürümeyi falan... 

-Yaşlanınca yapılacaklar listende neler var?

Dünyayı dolaşmak istediğim yerde, istediğim kadar kalmak.

-Hayattan çıkardığın en sıkı ders ne?

Ölümlüsün, tadını çıkar.

-Tiyatro yapıyor musun? 

Hayır ama bir gün yapacağım.

-Oyunculuğun hayat boyu bitmeyen eğitim-öğretimi bazen yıldırıcı değil mi?

Bence motive edici, her şeyi öğrensem neden devam edeyim ki, gider başka şeyler öğrenirim. Bir taraftan da öğrendiğim her şey işime yarıyor mesleğimde.

-İnsan neden oyuncu olur Özge? Sen neden oldun? 

Neden olduğum değil de neden kaldığım önemli benim için. İnsanları bilemem ama ben oyun parkında gibiyim diye düşüyorum: Kalkıyorum, arıyorum, buluyorum. Canım hiç sıkılmıyor başka bir şey aramayı içim istemiyor.

-En çok kiminle tanışmak isterdin? Onunla ne yapardın?

Offf çok var. Geçmişe gidip sakın bunu yapma deyip akıl vermek istediklerim de ne yapmalıyım diye sormak istediklerim de....