Pessoa'ya merhaba demek isteyenlere.

Tanrı, teozofi, mitler, Portekiz; düşünmek/hissetmek, düşlemek/yaşamak, dış/iç, kendiyle ben arasındaki mesafe... Aşk fikri, parasızlık, sürekli bir yitim duygusu... Başıboş Bir Yolculuktan Notlar, Fernando Pessoa’yla ilk kez tanışacaklar için olağandışı bir insan portresi... Tanıyanlar içinse bir güldeste..

03 Ekim 2020 Cumartesi, 18:11
Abone Ol google-news

“Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek).” Kitaptan

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar, yirminci yüzyıl edebiyatının köşe taşlarından Fernando Pessoa’nın geride bıraktığı on binlerce sayfanın satırlarından metinler arası boşluklara seken, baş döndürücü güzergâhıyla okurlara ayna sunsun, zaman ve boşluk bıraksın diye derlenmiş.

Kendinin hem mahkûmu hem firarisi çağımız insanının sergüzeştine, “kendinin meçhulü” Pessoa’nın gözünden bakmak için iyi bir fırsat.

Fernando Pessoa’nın bavuluna titizlikle yerleştirdiği yirmi yedi bin dört yüz elli üç metin ve on binlerce sayfa arasından, rastgele seçilmiş fragmanlardan oluşan bu derleme, kendinin meçhulü adam’ın pek sevdiği temalar etrafında kasıtlı bir dağınıklıkla dolanıyor:

Tanrı, teozofi, mitler, Portekiz; düşünmek/hissetmek, düşlemek/yaşamak, dış/iç, kendiyle ben arasındaki mesafe... Bir de gündelik hayatın temaları: aşk (daha doğrusu aşk fikri), parasızlık, sürekli bir yitim duygusuyla örülü kısa metinler, cümleler, dizeler... Baştan sona ya da atlayarak okunabilecek, Pessoa’nın şiirli felsefesinin tek bir cümlesiyle günler geçirmeye imkân tanıyan bir seçki...

Fernando Pessoa’yla ilk kez tanışacaklar için olağandışı bir insan portresi... Tanıyanlar içinse bir güldeste..

Kitaptan…

- Bütün sanatlar gibi edebiyat da hayatın yetmediğinin itirafıdır.

- Her sanat edebiyatın bir biçimidir, çünkü her sanat bir şey söyler. Söylemek iki türlü olur: Konuşmak ve susmak. Edebiyat olmayan sanatlar, ifadeci bir sessizliğin yansımalarıdır.

- Kendimi tüm gücümle ve ruhumla adadığımı hissettiğim misyona olan borcum, onu mutlak bir kusursuzlukla gerçekleştirmek ve eksiksiz bir ciddiyetle yazıya dökmektir.

- Belki de benim yeryüzünde hiçbir misyonum yoktur.

- Ne emelim ne arzum var. Şair olmak hiç değil emelim. Yalnızlık tarzım benim şairlik.

- Şair, daima elinden gelenin ötesine uzanan kişidir.

- Üstün şair gerçekten hissettiğini söyler, vasat şair hissetmeye karar verdiği şeyi, kötü şair ise hissetmesi gerektiğine inandığı şeyi söyler.

- Geçip gitmesi için kelimelere ihtiyaç duyulan bir duyguyu ifade etmeden geçip gitmeye bırakmak kimi zaman büyük bir estetik haz verir. Hiçbir şairin, ihtiyaç duydu diye dize yazmaya hakkı yoktur.

- Kafiyeyi hiç dert etmem. Yan yana iki ağaç pek ender aynı olur.

- Sanat formu olarak düzyazıyı dizeye tercih ederim.

- Kimi şiirlerin bir şahsiyet, canlı bir varlık olduğunu, bedensel mevcudiyeti ve tensel varoluşuyla, hayalgücümüzün yansıttığı başka bir dünyaya mensup olduğunu ileri sürdüğüm vakidir.

- İçimde bir devlet, bir politika, partiler ve devrimler yaratmalıyım... Bunların hepsi olmalıyım; bu ben-halk’ın gerçek panteizmi içinde Tanrı olmalı, bedenlerinin, ruhlarının, çiğnedikleri toprağın ve işledikleri fiillerin özü ve eylemi olmalıyım. Her şey olmalı, onlar ve onlar-olmayanlar olmalıyım. Zavallı ben, işte, yine gerçekleştiremeyeceğim bir düş!

- Bu dünyaya benzeyen ama başka sakinlerin mesken tuttuğu bir dünyayı kendi etrafımda yaratma yönündeki eğilimim asla eksik olmadı.

- Başkalarının ruhuna çöreklenme alışkanlığım; bana birazcık dikkat ettiklerinde onların beni gördüğü ya da göreceği gibi kendimi görmeye yöneltir mi beni? Evet.

- Madde her gün kötü davranıyor bana. Duyarlılığım midemi tutuşturuyor... Marazi hayalgücümün yarattığı ve gerçek kişiler üzerinde sabitlediği düşman hortlaklar arasında yürüyorum.

- Her duyguya bir kişilik, her ruh haline bir ruh vermeli.

- Ne güç iştir kendi olup sadece görünürü görmek!

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar / Fernando Pessoa / Çeviren: Işık Ergüden / Sel Yayıncılık / 87 s.