Prof. Dr. Ahmet Kasım Han: Alarm noktası donanma hamlesi olur

Güney Asya’nın çatışma fay hatlarından Keşmir bir kez daha uluslararası gündemin merkezinde.

09 Mart 2019 Cumartesi, 22:41
Abone Ol google-news

Bölgenin iki nükleer gücü Pakistan ve Hindistan’ın kendi “Keşmir”leri üzerinden yaşadıkları süregelen gerilim geçen haftalarda karşılıklı ateşe ve jetlerin düşürülmesine uzanan tehlikeli tırmanışla birlikte çatışma seyrinin geniş çaplı savaşa dönüşebileceği senaryolarını da beraberinde getirdi. Konu hakkında görüşlerini sorduğumuz uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, iki tarafın da nükleer güçle caydırıcılık kartına sahip oldukları vurgusunu yaparken diğer yandan da “istikrar-istikrarsızlık” paradoksunda gerek ana oyuncuların gerekse vekalet güçlerin beklenmedik hamlelerinin denge siyasetini bozabileceği olasılığını dışlamıyor. Buna karşın bölgede kıyasıya etkinlik mücadelesinde olsalar bile ne ABD, ne Rusya, ne de Çin’in, iki nükleer güç arasında işlerin kontrolden çıkmasından yana olmadığına da işaret ediyor.

Altınbaş Üniversitesi’nden Prof. Kasım Han, Pakistan ve Afganistan arasında, İngiltere sömürge döneminden bağımsızlığa uzanan ortak tarihlerinde karşılıklı güvensizliğin devam ettiğini, bunun Keşmir sorunsalında da yıllardır yaşandığını hatırlatıyor. “Karşılıklı niyetlere ilişkin ciddi şüpheler var. Çatışma atmosferi ulusal hislerle besleniyor. Keşmir bir anlamda iki ülkenin bu çatışmayı fındık kabuğu kadar bir alana konsantre etme durumu” diyor. İkisi de nükleer güç, bu savaşa kesinlikle girmezler yorumlarına ise temkinli.

Kasım Han, “İstikrar istikrarsızlık doğurur, sonunda ise istikrar galip gelir” teorisinin bu hatta başarılı olabilmesi için denge koşullarının önemine dikkat çekiyor. Bunun için de olmazsa olmazları şöyle açıklıyor: “Tam caydırıcılık için nükleer açıdan ikinci vuruş kapasitesine de sahip olunması gerekiyor. Bu koşul Hindistan’da var, Pakistan’da yok. İkincisi istikrar-istikrarsızlık paradoksu için taraflar arasında coğrafyanın da geniş olması lazım. Ama burada birbiri yanıbaşında olan iki ülkeden bahsediyoruz. Üçüncüsü ise konvansiyonel açıdan güçler dengesi, ki burada durum Hindistan lehine.”
Geçmişte iki ülke arasındaki savaşlarda Hindistan’ın kazandığını hatırlatan Han, aslında Keşmir’deki çatışma atmosferinin son yıllarda kademeli yükselişe geçtiğine değinirken “Geçen yılki şiddet olaylarında sivil-güvenlik gücü 500 kişi yaşamını yitirdi. Yani taraflar arasında ilişkilerin pek de iyiye gitmediğinin bir göstergesiydi bu aslında” diye ekliyor.

- Hindistan-Pakistan hattında hangi noktada durum kâbus senaryosuna dönüşür?

Hint Okyanusu’nda tarafların karşılıklı donanma güçlerini konuşlandırma noktası alarmdır. Böyle bir kâbus senaryosunda tablo ikili güçler dengesinde Hindistan’ın ayakta kalacağından yana bir görüntüdedir. Bana göre bu son gerilimde taraflar biraz daha birbirini yıpratacak ve sonra duracaklar. Keşmir sorununda dışardan dayatmalar kökten sorunu çözmez, bunun için ana aktörler Pakistan-Hindistan’ın uzlaşısı gerekmekte.

‘EKONOMİK ÇARKI BOZMAK İSTEMEZLER’

- Bu gerilimde ABD-Çin kapışmasının etkilerini, tarafların aldığı pozisyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

K. HAN - Bildiğiniz gibi Çin’in de Keşmir’de kontrol ettiği küçük bir alan var. Pakistan’dan yana tutumda. Hatta Pakistan’a silah satışı da yaptı, bu Çin’i dünya silah ihracatçıları listesinde üstlere çıkardı. Ama küresel oyuncu olarak bölgede dengeyi tümüyle bozacak hamlelere, açık taraf tutmaya girişecek gibi gözükmüyor. İslamcı örgütlerin konuşlandığı Pakistan’a sınırsız destek vereceğini de sanmam. Bu noktada Pekin’in dev yatırımı “Bir Kuşak, Bir Yol” projesinin önemli bir parçasının Pakistan olduğunu da hatırlamakta fayda var. Burada yaşanacak kaos, ekonomik dengeleri altüst eder. Hindistan’a açık karşıtlığa girerek burayı ABD’ye tümüyle kaptırmak da istemez. Çünkü ABD’nin Hindistan’ı yanına alma stratejisi izlediği görülüyor. ABD de Çin de çıkarları gereği Hint Okyanusu’na da taşacak, küresel ekonomi çarkını duracak noktaya getirecek bir kaos istemez. Tabii Rusya da benzer şekilde düşünür. ABD’ye tekrar dönersek, onlar da Afganistan’daki çıkarları ve Çin’i dengeleme/etkinlik mücadelesi siyaseti açısından Hindistan’a tam destek vermeyecektir.”

İNGİLTERE’NİN MİRASI KRİZ...

Keşmir iki komşu ülkenin 70 yıllık uzlaşısızlık alanı... Kriz, İngiliz sömürge dönemine, oradan 1947’de Hindistan adı altında tek bir topraktan Müslüman çoğunluğun yaşadığı Pakistanlılar ile Hinduların yaşadığı Hindistan olarak tarihsel, toplumsal hesaplamaları pek de yapılmadan iki ülkeye dönüşmelerine uzanıyor. Gerek Pakistan gerekse Hindistan tarihsel yarayla dost-düşman hatlarına bir anda evrilebilen bir ilişkide.

İki ülkenin bağımsızlığıyla birlikte ortada kalan Keşmir topraklarında Müslüman nüfusu yoğun. Bu nedenle de bölge halkının çoğu Pakistan topraklarına katılmadan yana tutum gösteriyor, ancak dönemin Hindu Keşmir Mihracesi önce bağımsız kalınmadan yana tutum izlese de ardından tercihini halka kulak asmayarak Hindistan’dan yana kullanıyor ve bu topraklarda günümüze uzanan çatışmanın da fitili ateşleniyor. 1972’ye gelindiğinde ise BM kontrolünde ateşkese varılıyor, müzakereler sonucunda bölgede bir hat çiziliyor. Cammu Keşmir olarak adlandırılan alan Hindistan’a, Azad (Özgür) Keşmir ise Pakistan yönetimine bırakılıyor. Ancak bölgede Müslüman nüfusun çoğunluğuna karşı Hindistan’a bırakılan alanın daha büyük olduğunu da hatırlatmak da fayda var. Ve bu alanda yine çok sayıda Müslüman yaşıyor. Günümüzde de Cammu Keşmir’de ayrılıkçı gruplarla Hint güçleri arasında çatışmalar devam ediyor. Savaşların ve yıkımın Keşmir’e acı bilançosu bu süreçte kimi kaynağa göre en az 70 bin kişinin ölümü, yüzbinlerce kişinin yerlerinden olması.

NE OLMUŞTU?

Hindistan’ın Cammu Keşmir bölgesinde 14 Şubat’taki saldırıda Hint paramiliter güçlerinden 40 kişi öldü. Saldırıyı Pakistan’da konuşlu olduğu belirtilen Ceyş-i Muhammed örgütü üstlendi. İslamabad’ı cihatçı örgütlere topraklarını açmakla suçlayan Yeni Delhi, sınırda Pakistan topraklarına bombardıman düzenledi. Saldırıda Ceyş-i Muhammed kamplarının hedef alındığı duyuruldu. Pakistan ise hava sahasının ihlal edildiği gerekçesiyle iki Hint jetini vurdu. Pilotlardan biri Pakistan tarafından ele geçirildi, ardından gerilimin düşmesine katkı sağlaması mesajıyla Hindistan’a iade edildi. Uluslararası sağduyu çağrılarına karşın bölgede tansiyon halen yüksek.