'Ressamı İndirdim'...

29 Nisan 2011 Cuma, 06:11
Abone Ol google-news

Gazetelerde ve televizyonlarda okudukça ve izledikçe, insanın içi açılıyor doğrusu! Sanki cinnet toplumu. Kendini, tarihini, doğasını ve sanatını yok ederek gidiyor… Tanık olduğumuz haberin güzelliğine bakın! Taze haberler ama, yakın gözlüğümüzü bile kullanmadığımız ve umarsız olduğumuz için gene de anımsatmakta yarar var: “İnsanlık anıtıyla ilgili katıldığı toplantı çıkışında ressam Bedri Baykam ve Piramit Sanat Galerisi yöneticisi Tuğba Kurtulmuş bıçakla saldırıya uğradı. Baykam’ın feryadına yoldan geçenlerden aldıran olmadı. Saldırgan, ‘Ressamı indirdim’ dedi…”

Ne kadar olağan bir haber değil mi? İkinci haber ise Başbakan Erdoğan’ın “ucube” diye tanımladığı, heykeltıraş Mehmet Aksoy’un İnsanlık Anıtı için, Cumhuriyet gazetesinin Kültür Servisi’nden Ceren Çıplak’ın Kars izlenimi: “Gün 23 Nisan, çocuk bayramı… Heykelin çevresinde konuşlanan çocuklardan biri bize, ‘Ucube’nin tarihini anlatıyor… ‘Kars Kalesi’nin karşısında, Kars Çayı’nı da manzarasına alan kayalığın üzerinden yükselen bu heykelin adı ‘İnsanlık Anıtı’ydı ama artık adına ‘Ucube’ deniliyor. Bu ‘ucube’ barış ve özgürlüğü simgeliyor.”

Büyük ve çok büyüklerin ettiklerinden çocuklar şaşkın ve ne denli saf değiller mi? Milliyet’teki haber: “Heykeli kesmeye çalışan işçiler, halatı iki kez kopardılar. Yıkım işini alan Afşin firmasının sahibi Yücel Yağcı, ‘Bugün anıtın iki kafasını da keseceğiz. Karanlık çökse bile projektör ile kesmeye çalışacağım’ dedi…” Roma’da gladyatörlerle aslanların mücadelesi sanki! Ya da İspanya’da arenada matador ve boğanın mücadelesini izliyoruz tribünlerden. “Oleeee!..” Boğadan yana olan kimse yok!

Anadolu coğrafyasının hiçbir diliminde, 7. yüzyılda yaşamış Arap şairi Rabia ibn Süfyan’ın, Talat Halman’ın çevirisinde tanımlandığı gibi “Kan yarışında öne geçenler / Hiçbir şey kazanamadı.”

Çünkü Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus da çok iyi biliyordu saltanatının gücünü, kendini ve tarihini. Öyle olmasaydı, “Biz cihanı terk edip gittik / Zahmet ve rahatını nakşedip gittik / Bundan sonra nöbet sizdedir / Biz kendi nöbetimizi tuttuk ve gittik” diyebilir miydi?

Buyurun nöbete!.. Bu topraklarda, sanatın başlangıcı on iki bin yıl öncesine uzanıyor. Göbeklitepe buluntuları üzerindeki figürlerin işlendiği anıtsal heykel-taşları düşünün! Her biri Anadolu coğrafyasının ve yeryüzünün tarihini değiştiriyor ve büyük onurumuz… Hadi vazgeçtik Maden Çağı Anadolusu’nu. Hitit, Frig, Urartu, Roma, Bizans ve kent devletlerinden de vazgeçtik. Bari; Yunus, Mevlana, Karacaoğlan, Sinan, Şeyh Hamdullah, Karahisari, Veli Can, Karamemi, Levni gibilerinin söyledikleri, çizdikleri gelsin aklımıza… Bu bilgeler; şairler, ressamlar, mimarlar ve üç bir yanı deniz de mi hiçbir şey öğretemedi bizlere? Kin, nefret, ihanet, yalan-dolanın peşi sıra parçalama ve yok etme duygusunu Anadolu coğrafyasının derinliği bizlere öğretmiş olamaz…