Salgın, panik bozukluğu yaşayanları daha çok etkiledi

Uzman psikolog Nazım Serin’e panik bozuklukla baş etme yöntemlerini sorduk. Serin, “Panik bozukluğun tedavisi elbette mümkün” diyor.

18 Haziran 2021 Cuma, 13:15
Abone Ol google-news

Pandemi yaşamlarımızı zorlaştırıyor, pek çok sorunu derinleştiriyor. Bu dönemde psikolojik sağlığımız da tehdit altında. Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin sayısında artış var. Uzman psikolog Nazım Serin, “Bu problemi yaşayan bireyler eskiden çok sayıda doktor gezerdi. Artık günümüzde bu konu çoğunlukla farklı uzmanların da gözünden kaçmıyor ve hasta daha hızlı şekilde doğru tedaviye yönlendirilebiliyor” diyor.

Panik bozukluğun tedavisi var mı yoksa onunla yaşamayı öğrenmek mi gerekiyor?

Panik bozukluk, genellikle beklenmedik şekilde ortaya çıkar ve tekrarlayan panik atakları ile seyreder. Kişiler ilk kez panik atağı yaşadıklarında bu olaya anlam veremezler. Çok şiddetli bir korku ve kaygı hissederler. Yaşadıkları bu sarsıcı deneyim nedeniyle kendilerini bir an önce hastaneye atmaya çalışırlar. Genellikle hastadan gelen kalp krizi geçirme, kontrolü kaybetme, felç olacağından korkma gibi yakınmalar doğrultusunda hastanede yapılan tetkiklerde tıbbi bir bulguya rastlanmaz. Kişi, yaşadığı durumun bir “panik bozukluğu” olabileceği şüphesiyle bir ruh sağlığı uzmanına yönlendirilmediyse tıbbi bulgu elde edilememesine ikna olmayıp başka hastane veya doktorlara başvurur. Ta ki, bir uzman bu durumun panik bozukluğu olduğunu söyleyinceye kadar bu araştırma-anlama çabası devam edebilir. Başka bir ruhsal problem eşlik etmiyorsa panik bozukluğunun tedavisi elbette mümkün. Eşlik ediyorsa o problemin ne olduğuna bağlı olarak tedavi süreci uzayabilir veya görece daha kısa olabilir. Genellikle psikoterapi veya medikal tedaviyle birlikte psikoterapi kombinasyonuyla ilerlenmesi iyi sonuç verebiliyor. Panik bozukluğuyla ömür boyu yaşanması gerekmez.

Pandemi hasta sayısını artırdı mı?

Ne yazık ki, pandeminin bazı kişilerin ruh sağlığını bozması, bazılarının ise var olan ruhsal problemlerini daha da şiddetlendirmesi veya iyileşmişken tekrar nüks etmesi üzerinde tetikleyici bir etkisi oldu. Kapanma ve kısıtlamaların olduğu dönemlerde 60 yaş üzerindeki bireylerin daha çok etkilendiğini görüyoruz. İnsanları ruhsal açıdan güçlendirmeye yardımcı olan iş alışkanlıkları, sosyal yaşam olanakları gibi konularda yaşanan kısıtlılıklar ciddi düzeyde zorluk yaratıyor. Bu problemin kadınlarda erkeklerin iki katı daha fazla görüldüğüne dair bulgular var.

Panik bozukluk en çok kimi etkiler?

Çocukluk yıllarında aşırı korunmuş olan, ebeveyne bağımlı olan, okul yıllarında veya erken çocukluk döneminde ayrılık kaygısı yaşayan, travmatik deneyimleri, uzun süre stresli yaşamı olan, kaygılı mükemmeliyetçi veya panik atak öyküsü olan bir aile yapısına sahip olan kişileri daha çok etkiliyor. Panik bozukluğun kişinin geçmişte yaşadıklarıyla ve olayları algılama ve yorumlama biçimiyle ilgisi var. Bu algı kişiye ne kadar tehdit edici ve kaygı yaşatan türdense panik bozukluğun zemini de o kadar güçlü olabiliyor.

Panik bozukluğun belirtileri neler?

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı DSM-5’e göre bu belirtilerden en az dört ya da fazlası varsa bir uzmana başvurun:

  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma
  • Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması
  • Terleme
  • Soluğun kesilmesi
  • Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma
  • Baş dönmesi, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma
  • Uyuşma ya da karıncalanma
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basması
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Titreme ya da sarsılma
  • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
  • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu
  • Ölüm korkusu

Hangi davranışlarımız hastalığı kalıcı hale getiriyor?

Panik atak problemi kişide pek çok kaçınma davranışını tetikleyebilir. Bu da iyileşmeyi zorlaştıran bir durumdur. Bu nedenle panik atak tedavisinin bir hedefi de kişinin atak gelecek diye yapmaktan kaçındığı davranışları yapmasına yardımcı olmaktır. Mesela panik atak yaşayan kişilerin önemli bir kısmı tek başlarına dışarı çıkmamaya başlarlar. Bazıları ise ancak doktorun kendilerine verdiği ilaçları yanlarına aldıklarında yahut kendilerine bir şey olacak olursa doktora ulaşabilecekleri tedbirleri aldıklarında dışarı çıkabilirler.

Bu tür kaçınmaların üstesinden gelebilmek kişinin sorunu kendi gücüyle kontrol edebileceği duygusunu güçlendirir.

ATAK GELDİĞİNDE YAPILMASI GEREKENLER

Panik bozukluğun atak dönemlerinde kişi kendisini nasıl sakinleştirebilir?

  • Panik atakla baş edebilmek için kişinin bir uzmandan bu problemle ilgili yeterli ve doğru bir bilgi edinmesi gerekir.
  • Kişinin kendi özgün hikâyesinde bu sürecin nasıl panik bozukluk noktasına kadar geldiği konusunda farkındalık sahibi olması da kontrol sağlamasını kolaylaştırır.
  • Başka bir önemli tıbbi hastalık olmadığı takdirde panik atakta görülen çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, kontrolünü kaybetme korkusu, uyuşma, sıcak basması gibi belirtilerin ölümcül bir sonucu yoktur. Kişi, bunun farkındalığı ile yaşadığı belirtilerden korkamamayı öğrenebilir.
  • Bir kez panik bozukluk yaşayan bireyler, daha sonra bunun tekrarlayacağı endişesiyle “atak geçirme beklentisine” girerler. Bu nedenle tüm dikkatlerini bedenlerine yönelterek kendilerini fazlasıyla dinlemeye başlarlar. Bu da bedenlerinden gelen ve farklı buldukları her uyarımı, atağın gelmekte olduğuna dair bir işaret olarak görmelerine ve kendi kendilerine panik sürecini tetiklemelerine yol açar. Kendini dinleme ve bedenden gelen her sinyali yanlış yorumlama eğiliminden uzaklaşmak gerekir.
  • Belirtilerin ortaya çıkması halinde o anda her ne iş yapılıyorsa ona devam etmeye çalışmak yatışmayı kolaylaştırır.
  • Kişi, endişeyi artıran abartılı düşünceleri daha rasyonel olanlarla değiştirmeyi ve panik ataktan korkmamayı öğrenebilir.
  • Doğru nefes teknikleriyle yapılan nefes kontrolü ve gevşemenin panik belirtilerini azaltma üzerinde güçlü bir etkisi vardır.
  • Stres yönetimi konusunda beceri geliştirmek atakların önlenmesine yardımcı olur.