Sanatsal bir anlatı olarak beden...

Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenen ve sanat yönetmenliğini Emre Koyuncuoğlu’nun üstlendiği “Şiirselleşmiş Beden” temalı Müzede Sahne 28 Temmuz’a kadar sürecek. Koyuncuoğlu, Müzede Sahne’yi anlattı.

23 Temmuz 2019 Salı, 21:57
Abone Ol google-news

Emre Koyuncuoğlu, “Şiirselleşmiş Beden” temasıyla düzenlenen “Müzede Sahne”yi anlattı.

Sakıp Sabancı Müzesi’nde, Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla başlattığı ve bu yıl üçüncüsü düzenlenen Müzede Sahne’de bu yıl Nâzım Hikmet, Abidin Dino, Genco Erkal, Tülay Günal, Oğuz Atay, Nazan Kesal, Mehmet Sander, Yeşim Özsoy, Şebnem İşigüzel gibi sanatçılarla birlikte; Dikmen Gürün, Selvin Yaltır, Pelin Batu, Zeynep Oral, Zeynep Uğur gibi edebiyat ve tiyatro alanında akademik çalışmaları ve kitapları olan araştırmacı ve yazarlar bir araya gelecek. Etkinlikte Aslı Bostancı, Erdem Şenocak, Celal Mordeniz, İpek Taşdan, Selim Can Yalçın, dadans gibi genç sanatçılar da performanslarıyla yer alacak. Müzede Sahne bu akşam 20.00’de gazetemiz yazarı Dikmen Gürün’ün “Kent ve Sanat ya da Kültürel Kimlik Dokusunun Renk Renk Örülüşü” başlıklı açılış konuşması ile başlayacak. Saat 20.45’te ise Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu’nun “Yaşamaya Dair” oyunu sahnede olacak.
- Bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Müzede Sahne” etkinliğinin temasını “Şiirselleşmiş Beden” olarak belirlediniz. Temayı belirleme sürecinizden bahseder misiniz.
Tema aslında birçok dinamiği bir arada düşündüğünde ortaya çıkıyor. Bunlar mekânsal özelliklerimiz; yani müze ve ağırlıklı olarak bahçesi, yani dış mekân özelliği. Bir başka temel dinamik; Müzede Sahne’nin gerçekleşeceği zaman; bu gösteri sanatları etkinliği yazın gerçekleşiyor. Bu da önemli bir kriter. Ayrıca, geçen sahne sanatları sezonunu, orada üretilenleri, sanatçıların yoğunlaştığı temaları, dönem gerçeklerimizi ve belki de o döneme geliştireceğimiz, önereceğimiz bakış açısı gibi birçok veriyi dikkate alıyorum. Bugünün kültürünü geçmişle bağlayarak geleceğe bakmak, kültürel olarak bütünleyici ve bağlayıcı olmak da bir başka dikkate aldığım değer.
- Beden ve şiir ilişkisini nereden kurduğunuzdan bahsederek;  “bedenin” şiirle / sanatla ilişkilendiğinde nasıl değiştiğini, kendini dillendirdiğini ve dönüştüğünü, kendi tanıklıklarınız / deneyimleriniz üzerinden anlatıp, sahne performanslarından birkaç örnek verebilir misiniz.
Sahne sanatlarında ya da daha geniş alırsak gösteri sanatlarının temel malzemesi insan bedenidir. Ya da oyuncunun, dansçının, sanatçının kendi bedeni. Uygulama ve üretim sürecinde o beden, kendi somut yaşamsal alanı olmaktan çıkıp, sanatsal bir anlatı yüklenir, yani bir anlamda “şiirselleşir”. Buna dikkat çekmek istedim. Bedenin “şiirselleşebileceği”, özellikle sanatsal bir anlatıya araç olan bir bedeni tanımlarken; bakış açısının farklılaştığını, bildiğimiz davranışın, sesin, sözün dışında duyduklarımın ve gördüklerimizin kat kat anlamlar ve derinlikler taşıdığının altını çizmek bunun müthiş, seyirci açısından bir sürü özgün deneyimlere fırsat verdiğini hatırlatmak.
Bedeni; aslında yalnızca, insan bedeni olarak da ele almıyoruz. Kendi bütünlüğü olan, değişen, dönüşen her tür organizma da bir bedendir. Bunlardan bizim için en önemlisi de şehrin kendisi. Bu bağlamda “Şiirselleşmiş Beden” temasının tabii ki bir yönergesi var. Önerisi de var. Önceliği var. Dikkat çektiği, altını çizdiği bir dinamik var. Belki de hayal ettiği, tartıştığı... Bir organizmanın şiirselleşmesi için önce ona bakış açısının değişmesi gerekli. Bu bakışın altını çiziyoruz. Ve bu bakış açısıyla bakmayı öne çıkarıyoruz.
- Sanatçıları ve yazarları belirlerken öncelikleriniz nelerdi?
Öncelikle; temayla örtüşen geniş bir havuz oluşturuyoruz. Burada oyunun halen oynanıyor olması bizim için yeterli bir kriter. Geçen sezondan da, daha önceden de olabilir. Tabii ki zamansal ve mekânsal özelliklerimiz ve oyunların teknik koşulları da bu havuzun daralmasına olanak sağlıyor. Yine tema doğrultusunda müzenin mekânlarında iş üretmelerini önereceğimiz sanatçılarımız, atölye, sunum, panel yapmasını önermeyi planladığımız uzman, yazar, akademisyen, yöneticiler de oluyor.
Hepsi tek tek, ayrı ayrı harika işleri, dönemleri, sanatçıları birbiriyle buluşturup, bu toprakların kültürünü ve kültürel gücünü seyirciye yeniden ve yeniden hatırlatmak istiyoruz. Bu genç sanatçının elini de çok güçlendiren bir şey. Aidiyet duygusuna sahip olarak ve desteklendiğini bilerek iş üretmek. Yani “Şiirselleşmiş bir bedenin” var olduğunun altını çizerek yeniden o bakışla bakmayı öneriyoruz.


FARKLI DİSİPLİNLER BİR ARADA
Sabancı Vakfı’nın 45 yıldır Türkiye’deki kültür-sanat etkinliklerinin yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla pek çok etkinliğe destek verdiklerini belirten Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Müzede Sahne’yi şöyle anlatıyor: “2017 yılından bu yana da ‘Müzede Sahne’ projesini destekliyoruz. İlk yılında ‘Fonda İstanbul’ temasıyla gerçekleştirilen proje, geçen yıl da ‘Fonda Tabloyu Tamamlayan Parçalar’ temasıyla sanatseverlerle buluşmuştu. ‘Müzede Sahne’ bu yılki teması ‘Şiirselleşmiş Beden’ ile tiyatro, edebiyat, şiir, dans, söyleşi, panel gibi pek çok farklı disiplini bir araya getirerek izleyicilere eşsiz bir deneyim sunacak.”