Şiir gibi misafirlik

Bu otelde dizelerle koyun koyunasınız

19 Mart 2019 Salı, 15:33
Abone Ol google-news

Şiirle yatıp, şiirle kalkmak nasıl bir duyguymuş anlıyor insan. Kaldığım odaya Oktay Rifat adı verilmiş. Yandaki odalar da başka şairlerin adlarını taşıyor. Lobinin duvarlarında, memleketin ne kadar “iyi” şairi varsa hemen hepsinin portreleri ile şiirlerinden örnekler asılı. Kentin yetiştirdiği şairlerin de yer aldığı bir bölüm de var tabii.

Israrla, “orada kal, seveceksin” diyenler haklıymış. En şiir sevmez olanlar bile (malum, böyleleri de var) kayıtsız kalamazlar bana sorarsanız. Odama girdiğimde, güzelce bir paketin içinden Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiir kitabı çıktı. Başka odalarda da başka şairlerimizin kitapları var. Otelin hediyesi. Kaldığınız otelde şiire layık görülmeniz kadar güzel ne olabilir?

Her duvarda şiir, her salonda şair

Denizli’nin Şiir Otel’i burası.Bir kültür/sanat kurumu gibi değerlendirildiği için olsa gerek, Kültür ve Turizm Bakanlığı belge de vermiş üstelik. Yıllar önce Londra dışında büyükçe bir köyde kaldığım otel geldi aklıma. Her duvarında, koridorunda kimi av hayvanlarının kellesi asılıydı. Önceden ayarlayıp, parasını da verdiğimiz için iptal de edememiştik, kaldık mecburen. Bir avcının kurşunlarıyla canlarından olmuş, güzel hayvanlardı hepsi. Bunları asan, müşterilerinin katledilmiş hayvan kelleleri görmekten memnun olacağına nasıl inandırmış kendini diye şaşakalmıştım. Berbat bir üç gündü.

Belki de bu nedenle şu “konsept” otel falan dendi mi ürkerim. Hepsinde, örneğini verdiğim türden vahşilik sergilenecek değildir kuşkusuz ama neyle karşılaşacağımı bilemeyince paniklerim ben. Denizli’de öyle olmadı. Salonunda, duvarında, her köşe, bucağında şiir var. Hem de ne güzel şiirler.

Restoranda üzerinde de iyi şairlerimizden dizelerin yer aldığı etiketlerin yapıştırıldığı şarap şişeleri gördüm. Şiirden “serhoş” olanlardan zarar gelmez kimseye. Birinde Ataol ağabeyin şiiri de vardı.“Mutlaka biliyordur” dedim ama alıp getirdim bir tane Ataol ağabeye.

Sahibi emekli bir edebiyat öğretmeni olan Esat Bozbıyık’mış. Eh, anlaşılıyor durum. Emeklisi olmuyor bazı mesleklerin, Bozbıyık da bunlardan biri. Şiir öğretmeyi sürdürüyor belli ki. Sevmese yapmaz. Kent dışında olduğu için tanışma, konuşma şansını bulamadığım bu iyi insanın otelinin tanıtma broşüründe “şiir aşkıyla başladı her şey” diye yazılıyor. Tanıtım broşüründe konforu, lüksü yerine şiirin anlatıldığı kaç otel var?

Tam 85 şairimizin 550 şiiri asılı oda duvarlarında, salonlarda. Sadece bu değil; şairlerin tabloları, büstleri, rölyefleri de var. Şiir kütüphanesine de sahip otel. Dileyenlerin dallarına kendilerinin ya da sevdikleri şairlerin şiirlerini astıkları şiir ağaçları da var ki adeta şiirden bir orman oluşturmuşlar. Ne güzel. İsterseniz şairlerin kendi seslerinden şiirlerini de dinleyebilirsiniz, öyle bir köşe de var Şiir Otel’de. Hangi şairi seviyorsanız, onun adını taşıyan odada kalabiliyorsunuz. 52 odadan birinde mutlaka sevdiğiniz şairin adına rastlarsınız, emin olun.

A’la Carte restoranının yanı sıra, 2 toplantı salonunun, hamamının, saunasının masaj odalarının, jakuzisinin, jimnastik salonundan oluşan SPA merkezinin de olduğunu da belirteyim de eğer dilerseniz bu tür olanaklardan mahrum kalmayacağınızı bilin.

Bir çılgın adam olmalı bu Esat Bozbıyık. Balayındaki yeni evli çiftlerin, odalarına girdiklerinde yatağın üzerinde buldukları şiir kitabı nedir, söyleyeyim mi? Ataol Behramoğlu’nun “Aşk İki Kişiliktir” kitabı.

Birileri bu oteli hakkıyla anlatmalı keşke. Emanet Çeyiz adlı o muhteşem kitabın yazarı Kemal Yalçın, malum Denizlili. O kolları sıvamış, yazacakmış deniyor. Bekliyorum heyecanla.

Çok mutlu oldum gerçekten. O kadar mutlu oldum ki, otelden ayrıldığımda duyduğum her ses kafiyeli geldi bana.

Sağ olasınız Esat hocam.