Son durağı İstanbul

O, iki milyon Suriyeliden biri 28 yaşında, işletme mezunu savaşmamak için kaçtı 8 ülke dolaştı, sığınamadı.

11 Nisan 2015 Cumartesi, 22:03
Abone Ol google-news

Gergin, sinirli ve yorgun olmasını bekliyordum. Tam tersi, konuşmamız boyunca o rahatlattı beni. “Relax!” dedi, ağız dolusu...Hayata asılmış, zamanı bir yerinden tutmaya çalışan biri olarak karşıladı. 2012 yılbaşından beri ülkesinden uzakta. Geri dönemiyor. “Geri dönersem, savaşmak zorundayım” diyor. W.E.’den bahsediyorum. Sayıları 2 milyonu bulan Suriyelilerden biri... Adını ve yüzünü sizinle paylaşamıyorum, ailesi hâlâ Şam’da. Onlar için endişeleniyor. Her gün yollarda karşılaştığımız Suriyelilerden çok farklı. 28 yaşında. İşletme okumuş. Üç dil biliyor. İstanbul’da İngilizce dersleri veriyor. Kiraladığı bir odası, “Ben yine de şanslıyım” dediği bir hayatı var.

ŞAM’DA DOĞDUM, HAYATIM GÜZELDİ

Şam’da doğdum. Hayatım güzeldi. Her aile ailedir ama benim ailem gerçekten iyiydi. Suriye’nin en eski lisesi Jawdat Al-Hasmi’de okudum. Bu okul elitlerin çocukları için açılmış ilk lise özelliğini taşıyordu. Ta ki geçen yılın nisan ayında bombalanana kadar. Liseden sonra çok seyahat ettim. Dönüp üniversiteye başladım. Babam elektrik mühendisi. Annem edebiyat öğretmeni, bir okulda müdürdü. Bir kız, bir erkek kardeşim var. Mutlu bir çocukluğum vardı. Şam’ın orta gelirlilerinin oturduğu bir bölgede büyüdüm. Hayat standartlarım normaldi. Şam’da mutluyduk.

AMERİKA, DUBAİ 4 YIL GEZDİM

Üniversiteye girmeden önce pazarlama müdür yardımcılığı yaptım. Amerika’ya büyükannemi görmeye, oradan Dubai’ye gittim. Dört yıllık bir boşluğumu böyle geçirdim. Çalışmak, eğlenmek, gezmek istedim. Bu arada Hafız Esad ölmüş ve yerine Beşar Esad geçmişti. Beşar 2005’te özel üniversitelere izin verince ben de University for Science and Technology’ye girdim, işletme okudum.

SEVGİLİMLE GEÇEN GÜZEL GÜNLER

Liseden mezun olmadan önce erkek arkadaşım vardı. 17 yaşımda. Beş yıl beraberdik. Beraber seyahatlere çıktık. Ailem bir erkeği sevmemi yadırgamadı. Zaten 18 yaşıma girince evden ayrıldım. Erkek arkadaşımın annesi Amerikalıydı.

O dört senelik boşlukta beraber Ameirka’ya gittik, Dubai’de yaşadık. Dönünce Şam’da beraber aynı evde bir yıl yaşadık ve sonunda bitti.

VE İNSANLAR DELİRDİ

Sana tüm hikâyeyi anlatayım: Suriye bir aile devleti. Beşar ve onun siyasi şubenin başındaki kuzeni ve Dera valisi. Dera nerede biliyor musun? Şam’ın güneyinde, Dera’da 20 çocuk duvara “We need freedom” yazdı ve aynı gece İstihbarat evlerini bastı. Gözaltına aldılar, tecavüz ettiler, tırnaklarını çektiler. Beşi öldü, diğerlerine ne oldu bilmiyorum. Birisi benim arkadaşımın kardeşiydi. Ve Dera’da eylemler başladı. Tek istedikleri Dera Siyasi Şube Müdürü Atıf Necib’in görevden alınmasıydı. Ama cevap olarak “Karılarınızı gönderin, size çocuk yapıp göndereyim” dedi. Ve insanlar delirdi. Dera’daki tüm insanlar sokağa döküldü ve Başkan’dan Necib’i değiştirmesini istedi. Beşar, adamı Dera’dan alıp İdlib’e atadı. Beş gün sonra İdlib ayağa kalktı. Sonra Humus’a atadı ve devrim başladı. Çünkü Esad kuzenini cezalandırmadı. Cezalandırma bile değil. Görevden alsa, evine gönderse yeterdi. Eylemler yaz sonuna kadar barışçıldı. Ama polis herkesi öldürmeye başlayınca, Humus caddelerinde traktörlerle insan cesetleri taşındı. Sonuçta orduyu etkiledi. Ordu kim, halk. Eğer halkı öldürmeye başlarsan asker, subay görevini bırakıp ailesini korumaya gider. Böylelikle iç savaş başladı.

OKULDA BOMBALANDIK

Üniversitede protestolara katılıyordum. Özel kuvvetler geldi ve bizi bombaladı. Üniversitenin içinde. O olay benim hayatımda birçok şeyi değiştirdi. Bu olaydan sonra, şöyle düşünmeye başladım; iyi insanlar ve kötü insanlar var. Bir de şeytani (berbat) insanlar var.

24 SAAT İÇİNDE TERK ETTİM

Son günlerim korkunçtu. Üniversiteden bir arkadaşım beni güvenlik güçlerine ispiyonlamış. Çünkü o zamanlar yasal olarak askere alınamıyordum. Babama haber gelmiş, 24 saat içinde W’yi tutuklamaya geliyorlar, diye. Ben de ülkeyi terk ettim. 24 saat daha bekleseydim havalimanında yakalanabilirdim.

Arkadaşlarımla vedalaşamadım bile... Ailemle bile... Ülkemde önce protesto gösterileri vardı. Sonra devrime döndü ve şimdi de iç savaş var. Ben protesto aşamasıyla, devrim arası, 2011’in sonunda ülkeyi terk ettim. Christmas zamanıydı. O benim ülkemi gördüğüm son zamandı. Suriye’ye dönemem. Dönersem sınırda tutuklanırım.

ÜLKE ÜLKE DOLAŞTI: DUBAİ, MALEZYA, LÜBNAN, TUNUS, ÜRDÜN, MISIR...

Suriye’den 24 saat içinde kaçınca Dubai’ye gittim. Suriyeli olduğum için oturma izni vermediler. Oradan Malezya’ya gittim. Döndüm Lübnan'a. Tekrar Suriye’ye geçmeye çalıştım. Olmadı. Sonra Cezayir, sonra Libya, pardon Libya’dan önce Tunus. Mısır. Ürdün’ün kuzeyinde Zahteri kampında kaldım bir ara. Bir şişe su 3 dolar. Dünyanın en kötü kampı. Para bulmaya çalıştım. Ben de risk aldım. Cezayir’e gittim. Ailemi oradan aradım ve sizi seviyorum, sonra arayacağım deyip, kapattım.

İSTANBUL GÜNLERİ

ÖNCE FATİH’TE BİR OTELDE

Mısır hükümeti, Suriyelilerin oturma izinlerini iptal edince İstanbul’a geldim. 1,5 yıl önce. Orada burada kaldım. Önce, Fatih’te bir otelde. Sonra Beylikdüzü’nde bir apartmanda. Daha sonra Çapa’ya taşındım. Sonra Şişli. Bir oda kiraladım, rahat değil ve çok pahalı ama... Şehir merkezinde ev tutmam gerekti çünkü özel derslere giderken çok zorlanıyord vv um. İstanbul’un bir ucundan bir ucuna gitmek bayağı zaman alıyor. Suriye pasaportu taşıyan birinin ev kiralaması çok zor. Şimdilerde, kiraladığım bir odada kalıyorum. Taşınmak istiyorum çünkü çok kirli.

GELECEĞİM ÇALINDI

Geleceğimin çalındığını düşünüyorum. Bir şeyleri tamamlayabilirdim. Gelecek yıl nerede olacağımı bile bilemiyorum. Avrupa bir seçenek. Eğer pasaportumun süresini uzatamazsam, Avrupa’ya gitmek zorunda kalabilirim. Bu benim son seçeneğim. Eğer pasaportumun süresini uzatamazsam, çalışma iznim de olmaz. Vatandaşlık istemiyorum. Çalışma izni istiyorum. Tüm Suriyeliler sadece çalışma izni istiyorlar... Paran varsa, mutlusun. Çocukların dilenmez, eşin para kazanmak için başka şeyler yapmak zorunda kalmaz... Saçlarını satmak gibi... Bir süreliğine burada yaşamak istiyorum. Savaş biterse tabii ki ülkeme gitmek istİyorum. Ülkemi yeniden inşa etmek istiyorum.

GİTSEM İÇERİ ATARLAR

Ülkem, büyük bir ülke. Eski bir ülke, birçok açıdan çok hoş, eskiden daha ucuzdu. Şimdi İstanbul’dan daha pahalı. Seviyorum ülkemi. Ama gidemiyorum. Eğer bugün gidersem, içeri atarlar, sorgularlar, mesela İstanbul’da ne yaptın? Neden orada yaşadın? Neden burada yaşamadın? Ve sonunda orduya alınırım ve birbirimizi öldürmeye zorlanırım.

BEN VATANSIZIM

IŞİD’in orada olmasının nedeni Esad rejimi. Çünkü ülkenin yarısı Suriye’yi terk etti. 500 bin Suriyeli öldü. 1 milyona yakın insan bir yerlerde kayboldu. Öldü. 4 milyon insan ülke içinde yer değiştirdi. 4 milyon insan resmi mülteci. 3-4 Milyon insan benim gibi. Ben mülteci değilim. Vatansızım. Şu an Şam’a gitsen 18 ile 30 yaş arasında kimseyi bulamazsın. Çoğu ya orduda, ya da ülkeyi terk etti. Ya da bir yerlere kayboldular. Birçok insan Avrupa’ya giderken ölüyor. Ve sayılmıyorlar bile... Binlercesi ölüyor...

DİNDAR OYLAR İÇİN BİZİ KULLANMASINLAR

Türkiye’de genellikle kimseyle politika konuşmam. Ama kullanılıyoruz. Seçimler için... Bizi kullanmayı kessinler. Dindar oyları almak için bizi kullanmasınlar.

İSTANBUL'DA TANIŞTIĞIM KADAR EVLİ GAYLE TANIŞMADIM

Avustralya haricinde tüm kıtaları gezdim. Birçok gay ile arkadaşlığım oldu. Türkiye’deki gay hayatı ne kötü, ne iyi. Gelişiyor. İstanbul’da tanıştığım kadar evli gayle tanışmadım. Veya İzmir’de. Evliler, çocukları var ve dışarıda erkeklerle buluşup, sevişiyorlar. Bu bana çok çok garip geliyor. Evlenme, veya evleniyorsan sadakatini koru. Çünkü ailene hastalık da taşıyabilirsin. Çocuklarına da... Bu çok riskli. Hiçbir Türkle bir ilişkim olmadı.

Doğam gereği şiddet yanlısı biri değilim. Orduya hizmet edecek insan değilim.

SADECE DÜZGÜN HAYAT

İngilizce okullarda çalışabilirim. Özel ders vermeye devam ediyorum ama artık bir dil kursuyla anlaştım, orada ders veriyorum. Maaşım her zaman değişiyor. Birçok genç insan Türkiye’ye geliyor ve heba oluyorlar. Ben kendimi şanslı sayabilirim. Ben sadece düzgün bir hayat istiyorum. Dilenmiyorum, mülteci olmuyorum, eğer başka şansım kalmazsa olurum.

KİMLİĞİMİ GİZLEDİĞİM GÜN EN İYİ GÜN

Kimliğimi gizleyebilirsem o gün en iyi günüm oluyor. İngilizce konuşmaya çalışıyorum ve insanlar Suriyeli olduğumu anlamıyorlar. Bu her sabah ilk düşündüğüm şey. Genellikle sabah 7’de kalkıyorum ve işe gidiyorum. İşe koşuyorum. Normal bir günde 14-16 saat sokaktayım. Hayatımın çoğu çalışarak geçiyor. Eve gidiyorum, duş alıp uyuyorum ve yeni gün için uyanıyorum. Sadece pazar günlerim boş.

PARTİLEMEYİ SEVERDİM

Yeni insanlarla tanışmayı, sohbet etmeyi, tartışmayı çok seviyorum. Bayılıyorum. Belki yaşın getirdiği bir şey, 28 yaşındayım. Eskiden partilemeyi severdim. Ama gitgide sıkıcı gelmeye başladı. Birçok Avrupalı ve Amerikalıyla tanıştım. Bazı insanlarla aynı doğrultuda düşünüyorsun bazılarıyla değil, bu fikir alışverişinden hoşlanıyorum. Güvenmediğim insanlara özel bilgilerimi vermiyorum zira IŞİD var, Kürtlerin savaşı var.

SİZ ÇOK FARKLISINIZ

Herkes Türkiye’nin güneyindeki her şeyin boktan olduğunu düşünüyor. Suriyeliyi, Lübnanlıyı, Ürdünlüyü Suudi Arabistanlıyı aynı sanıyorlar. Bir Suudi arkadaşımı getirsem, Türkler ne dediğini anlamaz. Dil yüzünden değil. Çünkü çok farklısınız. Farklı ideoloji, eğitim sistemi. Farklı bakış açısı... Her şeyiniz farklı. Mısır bambaşka bir dünya. Arap dünyası, Türkiye’den daha fazla bölünmüş.

AİLEM ÜÇ GÜNLÜĞÜNE GELDİ

Annem ve babam üç günlüğüne geldiler. Suriye’den ayrıldığımdan beri görmüyordum onları. 2011’den beri. Suriye’den kolayca çıkamıyorlardı. Her şeyden emin olmak zorundalardı. Şam’dan Beyrut’a taksi bulmaları lazım ve oradan da uçakla İstanbul’a. Sınırda dikkatli olmalılar, çünkü sebepsizce geri gönderilebilirler. Kız kardeşimi iki, erkek kardeşimi ise bir yıldır göremiyorum. Ben en büyükleriyim. Annem İstanbul’a geldiğinde “odan neden dağınık, pis” diye azar işittim, güzel geldi.

DİL ÖĞRENMEK İLG İ ALANIM

İşletmeciliği severim. Suriye’yi açık pazarla tanıştırmak için uğraştım. Serbest bölgeler, Dubai gibi. Ama Suriye’nin şimdiki haline bakınca, bunlar imkansız... Okumayı severim. Dil öğrenmek özel ilgi alanım. İngilizce, Fransızca, Arapça biliyorum ve Türkçe öğrenmeyi deniyorum. Ama çok zor hep sondan eklemeli. Sadece basit cümleler öğrendim. Market alışverişi için falan...