Sosyopolitik Orta Çağ sürüyor!

Kutsal Cehalet (Dark İstanbul), günümüzde ve yaşadığımız topraklarda bile Orta Çağ zihniyetinin hâlâ sürdüğünü, kadına karşı benimsenen bağnaz bakışın terk edilememiş olduğunu, dini istismar ederek halkın sömüren ve korkutup sindiren sosyopolitik düzeni kendi çıkarları için destekleyenleri anlatan, sorgulayan, öğretici ve akıcı bir roman.

20 Ağustos 2021 Cuma, 00:01
Abone Ol google-news

CADI AVI!

Tarihe “Cadı Avı” olarak kaydedilmiş olan olaylar sıklıkla Orta Çağ ile ilişkilendirilmekle beraber aslen Batı Avrupa’nın 1400’lerin sonu ile 1700’lerin ortalarına denk gelen dönemde ağırlıklı olarak yer bulmuştur.

Cadı olduğu yönünde suçlanan ve/veya inanış bulunan kişilerin - çoğunlukla kadınların - yakalanması, yargılanması ve cezalandırılması işlemlerini kapsayan süreçler önce 1700’lerin ortalarında İngiltere’de ve ardından diğer Avrupa ülkelerinde cadılık suç olmaktan çıkartılana kadar sayısız yaşama mal olmuştur.

Bugün bile belli coğrafyalarda cadılık, kabul edilen bir inanç olmayı sürdürmektedir ve kadınlar benzer tehdit ve uygulamalara maruz kalmaktadırlar. Bu yazıda tanıtılan roman bu sorunları konu edinmektedir.

CİNCİ HOCA VE TOPLUM!

Boğaziçi Üniversitesi’nin Sosyoloji bölümünde doktora tezini yazmakta olan Türkan, oldukça ilginç ve bir o kadar da gündelik yaşamın içinden bir tez konusu seçmiş ve seçtiği konu için Fatih’in kenar mahallerinin birini mesken edinen “Cinci Hoca" lakaplı Salih Hoca’yı mercek altına almıştır.

Cinci Hoca insanların inançlarını sömürerek para karşılığı sözde muskalar hazırlayıp büyü yapan bir dolandırıcıdır. Üstelik bir yandan da yardım talep eden kişilere cinsel istismarda bulunmaktadır.

Türkan, Cinci Hoca’yı izlerken, kendisinin imam nikahlı ikinci eşi olduğunu öğrendiği on dört yaşındaki Hanife’yi görür ve çocuğun hali içini burktuğundan, çantasından çıkardığı bir kitabı okuması için gizlice bu talihsiz kıza verir.

HANİFE’NİN ORTA ÇAĞI!

Türkan’ın Hanife’ye verdiği kitap Orta Çağ karanlığında suçsuz yere kilisenin işkencelerine maruz kalmış insanların acıklı ve tamamen gerçek hikayelerini konu edinmektedir.

Hanife, engizisyonun uyguladığı işkencelerin insanlarını yaşamlarını kabusa çevirişini hatta canlarına mal oluşunu okudukça, kendi yaşantısının hiç de farklı olmadığını görür.

Babası Hanife’yi kendisinden kırk yaş büyük olan Cinci Hoca’ya bir mal satar gibi satmıştır. Yaşadığı evin engizisyon zindanlarından farkı yoktur. Dışarıda bambaşka bir yaşam vardır ama Hanife bu yaşamın nasıl akıp gittiği konusunda hiçbir fikir edinememiştir.

ENGİZİSYON!

Diğer kahramanımız Armando Morelli, İtalya’nın küçük bir köyünde sıradan bir çömezken talihi yön değiştirir ve Verona’daki bir manastırda engizisyon rahibi olarak görevlendirilir.

Morelli’nin Tanrı’nın adaletine inanan, haksızlığa tahammül gösteremeyen, dürüstlüğünden ödün vermeyen bir yapısı vardır.

Mensubu olduğu engizisyon mahkemesinin görevi cadılıkla suçlanan ve hüküm giyen kadınları işledikleri suçtan ötürü yargılamak, zindanlarda hapsetmek, suçlarını itiraf etmeleri için korkunç işkencelerden geçirmek, cadı olup olmadıklarını anlamak amacıyla akıl almaz testlere tabi tutmak ve suçlu bulunduklarında yakarak cezalandırmaktır.

Dönemin anlayışına göre şeytanın saklanmak için güzel bir yüzü seçeceğine inanıldığından bir kadının yüzünün güzel olması, tek başına yaşayan bir kadının evinin üzerinde kara bulutların görülmesi veya vücudunda doğum izlerinin bulunması gibi “göstergeler" o kadının cadı olduğuna emin olmak için yeterli sayılan nedenlerden birkaçıdır.

SAVAŞ SÜRÜYOR!

Morelli göreve başladıktan kısa süre sonra tanık olduğu kötülük karşısında dehşete düşer. Günahsız insanların işkencelerde ve yakılarak öldürülmelerine aklı ve vicdanı dayanamaz.

Üstüne üstlük zindanlardan birinde görüp aşık olduğu Debora, baş engizisyoncu tarafından haremine alınarak cinsel şiddete maruz kaldığında genç adam daha fazla dayanamayarak bu insanları kurtarmak üzere kiliseye karşı gizli bir savaş açar.

Bu savaş 2018 İstanbul’unda tüm hayatı ve benliği Orta Çağ zihniyetiyle kuşatılmış Hanife’ye de kurtuluş için bir yol gösterecektir.

Kutsal Cehalet, günümüzde ve yaşadığımız topraklarda bile Orta Çağ zihniyetinin hâlâ sürdüğünü, kadına karşı benimsenen bağnaz bakışın terk edilememiş olduğunu, dini istismar ederek halkın sömüren ve korkutup sindiren sosyopolitik düzeni kendi çıkarları için destekleyenleri anlatan, sorgulayan, öğretici ve akıcı bir roman.