Spordaki şiddetin nedeni: Sosyal yaşam

Spor camiasının içinde yer alan yazar, psikiyatrist ve hukukçulardan oluşan uzmanlar yaşanan şiddet olaylarının arkasında insanların psikolojik rahatlama anlayışının ve medyadaki şiddet dilinin hakim olduğunu belirtti.

30 Nisan 2013 Salı, 13:52
Abone Ol google-news

 Psikiyatrist Agâh Aydın sorunun temelinde sosyal hayattaki şiddetin egemen olduğunu belirtirken, spor hukuku uzmanı avukat Alpay Köse de, spor karşılaşmalarına giden insanların bunu bir rahatlama aracı olarak gördüğünü söyledi. Uzmanlar sorunun çözümünün toplumsal hayattaki tramvanın çözülmesi ile mümkün olabaleceğini vurguladı.

Başta futbol olmak üzere özellikle spor medyasında patlatılan “transfer bombaları”, “golcü harekatları” ve “füze gibi goller” terimleri izleyicilerin bilincinde şiddeti içselleştirirken, eğitim ve sosyal hayattaki aksaklıklar ile yöneticilerin tahrik edici söylemleri, sporun “fair-play” ruhunu derinden yaralıyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bilgilerine göre, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 14 Nisan 2011 yılında yürürlüğe girmesinden sonra yaşamını yitiren taraftar bulunmamakta, ancak İstanbul ili sınırları içerisinde gerçekleştirilen spor mübasakalarında 2011 yılında 395, 2012 yılında 668, 2013 yılında 40 olmak üzere son üç yılda bin 113 kişi hakkında kanunun 18. maddesi doğrultusunda spor müsabakalarından men kararı alındı.

Kanunun 23. maddesi doğrultusunca 917 kişinin cezası mahkeme ve savcılık tarafından kaldırıldı, 96 kişinin cezası ise devam ediyor. Psikiyatrist Agâh Aydın sorunun temelinde sosyal hayattaki şiddetin olduğunu söyleyerek, şiddetin ailede başladığını ve kişinin büyüdüğünde herhangi sorunla karşılaştığında bu şiddeti kullandığını belirtti.

Aydın, insanların kendisini varabileceği bir alan bulamadığı için gruplara ve cemaatlere dahil olduğunu ve “Beşiktaşlılar, Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar şeklinde gruplara dahil olanlar, bu gruplara yönelik oluşan olumsuz bir durumlarda şiddete başvuruyor. Yani rakip takım bir gol attığında, kişinin sosyal hayatı tehlikeye giriyor” dedi.

Medyanın sorunun bir parçası olmakla birlikte asıl sorumlu olmadığını vurgulayan Aydın, “Devlet başta olmak üzere medyadan önce birçok sorumlu var. Sorunlar karşısında akla polisiye tedbirler geliyor, ancak bunlar işe yaramaz. Sosyal hayattaki, eğitimdeki olumlu gelişmeler sorunun çözümü için iyi olabilir. Kişi, ailede, ilkokulda ve iş hayatında şiddetle tanıştırılmamalı. Darbelerle anılan toplumumuzun tramvatik yönleri iyileştirmelir. Eğitimle birlikte şahıslarda sağlıklı bir kişilik oluşturulmalı ve sosyal yönü kuvvetli olmalı. Kişi sanatta, sporda, siyasette ve yaşamın her alanında birey olarak kendisini olumlamalı” diye konuştu.

 

Ceza alabileceklerini bilmeleri gerekiyor

Spor hukukçusu avukat Alpay Köse de, toplumda spor sahalarına giderek stres atmak ve rahatlamak gibi bir anlayışın olduğuna dikkat çekti. Köse, “Öncelikli toplumun ve sporseverlerin, spor müsabakalarında yapacakları şiddet eylemleri karşısında ceza alacaklarını bilmeleri gerekiyor” dedi.

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un yürürlüğe ilk girdiğinde etkili olduğunu, ancak daha sonra yasa üzerinde yapılan değişikliklerle yaptırım gücünün azaldığının altını çizen Köse şöyle davem etti: “6222 yasanın 22. maddesi medyaya ilişkin, ancak şiddeti önlemekten ziyade bazı basın mensuplarını susturmaya yönelik. Madde, suç unsuru içermese de şiddete sebep olabilecek söylemlerin cezalandırılması gibi hukuk mantığına çok ters bir tanımlama mevcut. Yasanın şimdiki haliyle etkili olmadığını görüyoruz. Sorunun çözümü için hukuk mantığına daha uygun maddeler yasalaştırılmalı, suç işlemiş ve şiddete katılmış taraftarlar, ağır yaptırımlarla cezalandırılmalı. Yöneticiler için de TFF’nin yaptırım uygulaması ve suça, şiddete teşvik edici dil kullanan yöneticiler, federasyon tarafından maddi ve manevi cezalandırılmalı. Örneğin, yöneticilik hakkı elinden alınmalı. Ayrıca UEFA ve AB şiddet, ırkçılık ve şike eylemleri konusunda ortak bir çalışma yapıyor. Spordaki şiddetin temelinde hatalı örgütlenme ve yöneticilerin rant elde etmesi yer alıyor. Bu kişilerin spordan uzaklaştırılmadığı sürece sorunun çözülemeyeceğini görüyoruz”

 

Medya şiddeti kışkırtıyor

Sporda şiddet olaylarına ilişkin konuştuğumuz spor yazarı Tanıl Bora, basının şiddeti körükleyici bir dil kullandığını söyledi. Bora, “Basın, polisin tariflerine sorgusuz sualsiz uyuyor. Medya, skandallaştırmayı sever. Basın, taraftar örgütlerine herhangi bir yöneticinin sözü kadar değer vermiyor. Futbolun tabiatında şiddet dili var. Bu oyun icat edildiğinden itibaren, hep askeri mecazlarla konuşuldu. Buna örnek olarak “transfer bombaları”, “golcü harekatları” ve “füze gibi goller” deyimleri gösterilebilir. Futbolun, dünya çapında oynanmaya başlandığı dönem, dünya savaşı dönemiydi. Sonrasında da milliyetçi rekabetin bir sahnesi olarak futbolda militarist dil hep revaçtaydı. Medya da bunu büyük bir zevkle kışkırttı. Bu kötü geleneğin farkında olarak, kendini sürekli çimdikleyerek konuşmak zorunda basın. Klişelerden kaçınmaya çalışmalı ve sporun cazibesine, hayranlık uyandıran yanına bakan bir dil kurmalı” dedi.