Sürdürülebilir değil: AKP, denge siyasetinin sonuna yaklaştı

Ukrayna özelinde yükselen Karadeniz gerginliği, Türkiye-Rusya ve Türkiye-ABD ilişkisini tekrar gündeme getirdi. AKP iktidarının denge politikasının sürdürülebilirliği, Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasının verdiği mesajları, Türkiye’nin Rusya- ABD ilişkisini ve son gelişmeleri uzmanlar Cumhuriyet’e değerlendirdi.

23 Nisan 2021 Cuma, 09:02
Sürdürülebilir değil: AKP, denge siyasetinin sonuna yaklaştı
Abone Ol google-news

Ukrayna'nın doğusundaki ateşkesin ihlali ve ardından Rusya'nın sınıra asker takviyesi yapmasıyla yükselen gerilime ABD ve NATO’nun dahil olması Karadeniz’de hareketliliği artırmış oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Rusya'nın 'Ukrayna sınırına sevk ettiği birlikleri çekme kararının' ardından bölgedeki durumu yakından izleyeceklerini ifade etti.

Ukrayna- Rusya gerilimi içerisinde Türkiye, bir yandan Batı'nın desteğini alan Ukrayna’yla anlaşmalar gerçekleştiriyor öte yandan ise Moskova ve Washington arasındaki dengenin sürdürebilirliğini tartışmaya açıyor. ABD ile Rusya, Karadeniz üzerinden birbirlerine sert mesajlar verirken Erdoğan’ın ‘alternatifi olmadığı yönündeki’ açıklamasıyla tartışmaya açtığı Montrö iç ve dış siyasetteki önemini koruyor.

Prof. Dr. İlhan Uzgel ve İstanbul Üniversitesi'nden Doç. Dr. Hakan Güneş, AKP iktidarının denge politikasının sürdürülebilirliğini, Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasının verdiği mesajları, Türkiye’nin Rusya- ABD ilişkisini ve son gelişmeleri Cumhuriyet’e değerlendirdi.

AKP İKTİDARI DENGE SİYASETİNİ SÜRDÜREMİYOR

AKP'nin 'Batı' ve 'Doğu' arasında tercihini değerlendiren İlhan Uzgel, “Türkiye bir NATO üyesi olarak çok yüksek hazırlık seviyeli NATO Komutanlığı’nın rotasyonunu üstelendi. Dolasıyla Türkiye daha aktif bir şekilde işin içerisinde olmak zorunda kalacak. Giderek tarafını Amerika’dan yana belli edecek. Aslında bakarsınız AKP iktidarı, Amerikancı ve NATO’cudur. S-400 krizi bunu gölgeledi ama çizgisi budur” dedi.

Rusya ile ilişkilerin bir gelişme trendinden ziyade bozulma trendinde olduğunun altını çizen Hakan Güneş, "Bir tek Karabağ'da Azerbaycan'ın özgül konumuna bağlı olarak gelişme oldu. AKP-MHP koalisyonunun Batı'yla ciddi sorunları var. Dolasıyla Batı-Rusya dengeleme politikasının bir anda NATO saflarına dönecek değil ancak Türkiye, bu meşhur denge siyasetini sürdüremiyor. Çünkü denge siyaseti belirli bir zaman diliminde ve bazı sonuçları elde edecek şekilde formüle eder. Fakat bu taktik uzun süre kullanılamaz” ifadelerini kullandı.

BATI’DAN HİÇBİR ZAMAN KOPMADI

AKP’nin Rusya’yla ilişkileri sınırlılı olduğunu belirten Uzgel, “Bunun 2 temel nedeni var. İlki, Türkiye iktisaden, siyaseten, kurumsal ve örgütsel olarak NATO üyesidir. Sınıfsal olarak da Batı sistemi içerisinde yer alır ve finansal açıdan Batı kapitalizmine bağlı bir ülkedir. Dolasıyla buradan çıkamıyor. Ruslar da bunu biliyor. İkincisi, Türkiye, stratejik olarak, Doğu Akdeniz, Karadeniz, Ukrayna ve kısmen Suriye’de, Ege sorunlarında ise son dönemde olmak üzere Rusya’yla birçok ayrı alanda duruyor. Dış politikada bunu da başarabildi son dönemde. Ege’de Rusya ile Amerika’yı aynı çizgiye getirebildi. Batı’dan hiçbir zaman kopmadı. Rusya’yı dengeleyici olarak kullanmaya başladı ve onun da sonuna gelindiğini” kaydetti.

ELİNİ GEÇİCİ OLARAK RAHATLATIR

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'nun, Kırım'da tatbikat için bulunan tüm birliklerin 1 Mayıs'a kadar üslerine döneceği yönündeki açıklamasının denge siyasetine etkisini değerlendiren Uzgel, “Bir şekilde anlaşacaklar ancak bu Türkiye’yi kurtaracak bir şey değil. ABD, son haftalarda Türkiye’nin Rusya’ya mesafeli olmasını, safını belli etmesini ve S-400’lerden kurtulmasını istedi. Bu konudaki pozisyonu değişmedi. Eğer Ukrayna’daki gerilim derinleşseydi Türkiye-Rusya ilişkilerinde daha derin bir kriz yaşanacaktı ama Ukrayna’daki durum böyle olmadığında Amerika bu şekilde Rusya’yla ilişkilerine devam edebilirsin demeyecek. Bu yalnızca süreyi uzatır ve elini geçici olarak rahatlatır” dedi.

ABD GEÇİŞİ KENDİSİ İÇİN ESNETMEK İSTİYOR

Kanal İstanbul üzerinden başlayan, Boğazlardan geçişi düzenleyen Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasının verdiği mesajları değerlendiren Uzgel, “Daha çok Karadeniz’e dışarıdan girişleri kontrol eden Montrö Sözleşmesi 85 yıldır statükoyu koruyor.  Amerika’nın açıkça ‘Montrö’den memnun değiliz’ ya da ‘değiştirilsin’ gibi resmi bir beyanı yok, ama genel olarak Amerikan Deniz Kuvvetleri’nin dünyadaki her denizde varlığını sürdürdüğünü her yere daha rahat girip çıkmak istediğini biliyoruz. Bu yüzden, Karadeniz’deki gelişmelerin yoğunluğunun arttığını da düşünürsek, son dönemde Rusya’nın hareket alanı daha çok Karadeniz, Akdeniz ve Orta Doğu bölgesine doğru kaydı. 

Dolayısıyla Amerika karşı hamle olarak Doğu Akdeniz’deki varlığını iyice artırdı. Bunun bir uzantısı olarak Karadeniz’deki askeri varlığını daha fazla kalıcılaştırmak istiyor. Bunun yollarından biri, Karadeniz’de kıyısı olmayan bir ülke olduğu için ana geçiş rejimini esnetmek istemesi... AKP yönetimi de bunun farkında ve Amerika hükümetiyle işbirliği alanı açmak istedi” ifadesini kullandı.

PAZARLIK UNSURU OLARAK MASADA

Uzgel, "AKP hükümetinin Amerika’ya verdiği mesaj şu; “Türkiye tarihinde hiçbir hükümetin yapmadığı, gündeme getirmediği ve getiremeyeceği bir sözleşmeyi ben senin için tartışmaya açabilirim. Benimle çalışırsan yapabileceklerimin sınırı yoktur. Amerika da bu mesajı görüyor. Biden yönetiminin AKP karşıtı bir tavrı olduğu biliniyor. Trump döneminde de böyleydi, ancak Beyaz Saray Erdoğan’ı tutuyordu. Artık o çipa da kalktığı için AKP hükümeti bu şekilde Biden yönetimine yaranmaya çalışıyor. Bunu da gösterebileceği alanlardan olan Karadeniz jeopolitiğinde çok net bir şekilde Amerika’yla işbirliği yapıyor. Bir gece İstanbul Sözleşmesi’ni fesih ettiği gibi Montrö’den çıkamıyor çünkü fiziksel olarak şu an bunu gerçekleştirebilecek bir ortam yok. Amerika’yla ilişkilerde bunu bir pazarlık hususu olarak masaya koyarak ‘bu da pazarlığa tabi’ demek istedi” dedi. 

SADECE BİR UYARIYDI

AKP iktidarının Montrö üzerinden ABD’ye verdiği mesajın Rusya tarafından nasıl görüldüğünü değerlendiren Uzgel, “Ruslar hem Ukrayna’ya yapılan askeri ve diplomatik angajmanı hem de Montrö’nün tartışmaya açılmasını çok net bir biçimde gördüler. Dolayısıyla, Rusya da birkaç mesaj verdi. Birincisi, turizm sezonu açılıyor ve 1 Haziran’a kadar uçuş kısıtlaması getirildi. Dolasıyla, turizm sektöründe büyük bir kayba yol açtı. Korona salgını bahane edildi, Türkiye de bunu sağlayan taraf oldu. Bu bir uyarıydı. Eğer Türkiye, Rusya’yı rahatlatacak bir şey yapmazsa bu durum uzayabilir” ifadelerini kullandı.

İkincil olarak “Rusya’nın Montrö’nün değişmesini istemediğini” ifade eden Uzgel, "Bu konudaki pozisyonu belli. ‘Ukrayna’dan uzak dur, Amerika’yla bu kadar yoğun ilişki yürütürken aynı zamanda bizimle bu kadar yakın olamazsın..."

RUSYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ NEREYE VARACAK?

Doç. Dr. Hakan Güneş, son dönemde yaşanan Türkiye ve Rusya ilişkilerindeki gerginliğe ilişkin değerlendirmesinde, “Türk-Rus ilişkilerinde 2 tarafın da ihtiyaçları nedeniyle konunun yani gerilimin, anlaşmazlıkların daha ziyade siyasi alanlarda etkisini göstereceğini, ekonomik işbirliği alanlarında ise daha az sorun çıkacağını düşünüyorum” dedi.

Güneş açıklamalarını, “Bu alanlarda 2 tarafın da karşılıklı ihtiyacı nedeniyle birtakım yaptırımlara yahut buralardaki ilişkileri sonlandırmaya gitmeyecektir. Örnek vermek gerekirse, Türkiye ile Ukrayna 2020 başında savunma sanayi kapsamlı işbirliği anlaşması yaptıktan sonra Rusya herhangi bir ekonomik alanda bir adım atmadı. Bunun yerine, Rusya Federasyonu Atina Büyükelçiliği, Doğu Akdeniz ve Ege tartışmalarında Yunan tezini açıkça destekleyen bir açıklama yayınladı. Yani gördüğünüz üzere işte "nükleer santral ihalesini iptal ediyorum", "turist göndermiyorum", "domates almıyorum", "artık sana enerji vermiyorum ya da senden ürünleri almıyorum" şeklinde ilişkilerde kopma olmayacak. Siyasi alanda, Suriye'de daha az muhatap alıp, alanını daha sıkıştıracak. Libya'da Fransa'yla daha yakınlaşacak, Doğu Akdeniz'de ve Ege'de Yunan tezine yakın olacak” şeklinde sürdürdü.

DONBASS’TA DURUM NE OLACAK?

Rusya- Ukrayna gerilimini değerlendiren Hakan Güneş, “Son dönemde gerçekleşen ihlaller özellikle Biden'ın da teşvikiyle, zaten ateşkesi ihlale çok meyilli olan Kiev yönetimince daha fazla ortaya konmuş görünüyor. Aslında daha çok psikolojik harp düzeyinde aslında gidiyor. Tüm bunlar gerçek bir savaş değil. Büyük çaplı bir karşılıklı caydırıcılık tatbikatı ve güç gösterisi” dedi.

Rusya’nın Donbass’taki tutumunun buradaki dolaylı güçleri desteklemek yönünde olduğunu ifade eden Güneş, “Bunların yetmediği anda çok büyük bir saldırı olursa bu sahayı kaybetmek istemiyor. Kırım’a karşı takas etmek için elinde bulunduruyor. Burası Rusya'nın kendine katacağı bir bölge değil, 2019 Kasım Normandiya Formatı’nın belgesinde de buraya özel statü var” dedi.

Güneş açıklamalarını, “Rusya'nın hareketleri karşı tarafın bu bölgede yapacaklarına bağlı olarak şekillenecek. Esas hamlesini Kırım'da yaptı. O bölgeyi ilhak etme gibi bir planı yok” şeklinde sürdürdü.