Tahir Abacı'nın Yeni Romanı

“Türk Şiirinin Bir Türlü Yükselemeyen Yıldızı: Ozan Genç”te Tahir Abacı, şiir ve şair dünyasına dair yılların gözlemlerini kırk iki bölümün her birinde başka bir konuyu işleyip gündeme getirerek bu geniş, zengin ve gizemli evrene buyur ediyor okuru.

14 Ekim 2016 Cuma, 17:46
Abone Ol google-news

Genç Ozan’ın gerçek dünyası

Tahir Abacı’nın Türk Şiirinin Bir Türlü Yükselemeyen Yıldızı: Ozan Genç adlı romanı, şiir, şair, dergi, yayınevi, eleştiri ve eleştirmen, şiir etkinlikleri, kitap fuarları, imza günleri, şiir ödülleri, söyleşiler, festivaller dünyasını sarıp sarmalıyor mu, sarsıyor mu yoksa ironik bir biçimde gözler önüne mi seriyor desem... Hepsi doğru, geçerli. “Ozan Genç” imzasıyla yazılan bu yazılar 2012-2016 arasında Akatalpa’da yayımlandıktan sonra kitaplaştı. Bu kitaptaki bölümlerde şiir dünyamızdan gerçek adlar arayanların eli boş kalacaktır.

Önceki dönemleri önemsemeden, yalnızca kendilerini öne çıkarmaya çalışan “genç ozanlar”ın ruh hallerini, Ozan Genç ayrıntılı bir biçimde ele alıyor. Yazdığı şiiri herkesin gözüne sokmaya hazır ne çok şair var çevremizde! Daha şiirini, kendini olgunlaştırmadan, kitaplı olmaya çalışanın getirisi nedir diye düşünmek gerekiyor. Aslında, aceleye getirilmiş ilk kitabın getirisinin yanında götürüsü daha ağır bastığını anlamak zaman alıyor, olgunlaşma dönemini bekliyor. Pek çok ünlü şair, kendi paralarıyla bastırdığı ilk kitaplarını, ileride toplu şiirlerine almıyor, yadsıyor. Ama genç ozanların bundan haberi olmadığı için ne fark eder, hemen, aceleye getirilmiş, kötü basılmış, özensiz kitaplarla var olmaya çalışıyorlar birbirleriyle yarışırcasına. “Şairim” diye birbirlerine kitaplarını imzalayıp duran bu “genç ozanlar”ın ödül beklentileri de çok doğal. Kitabı yayımlanır yayımlanmaz tüm şiir ödüllerine saldırıp durmalar da ünlenmek için. Ödül alamayanlar ise hemen jürileri eleştirmeye başlar bir sonuca varacaklarmış gibi. Ülkemizde o kadar şiir ödülü var ki romanın anlatıcısı Ozan Genç’e göre, günü geldiğinde hemen herkes ödül sahibi olur bir biçimde. Ödül alınmazsa da dert değil, kendi adına ödül koyar “genç şair”. Şiir ödülünün ölmüş şair olması gerekmiyor, yaşayanlar da ödül koyabilir kendi adlarına. (Geçenlerde yaşarken kendi adına ödül koyan birinin ilanına bir dergide rastladım).

 

HERKESİN KENDİ MANİFESTOSU

Tahir Abacı’nın romanının kahramanı Ozan Genç, ilk kitabını kendi olanaklarıyla çıkarmış, eşine dostuna kitabını cafcaflı bir biçimde imzalayıp vermiş, kitabı için yazılar beklemeye başlamış genç bir şair adayıdır. (Bu roman bu genç ozanın şiir dünyasında yaşadıklarını, tanıklıklarını içeriyor ironik bir biçimde.) Kitabına kendiliğinden yazan da olur, söz verdiği halde yazmayan da. Şair meclislerinde dedikodular, kavgalar, küsmeler, aşklar, gelişen dostlukların yanında yara alan arkadaşlıklar da olur hep. Herkes birbirinden kitabı için yazı bekler. Her genç şair başkasını değil, önce kendisini önemser, ortam toz dumandır bu yüzden. Onun için her genç şair şiir “manifestosu” yayımlayarak geleceğe kalmaya çalışır ödül alamasa da kitabına yeterince yazı yazılmasa da. “Manifestolar” havada uçuşur. Sonuç, herkes kendi göbeğini manifestosuyla kesmeye çalışır.

Ozan ve şiir dünyasının can alıcı başka bir yanı da “eleştiri”dir. Eleştirmen eksikliğinden yakınanlar, şiirde ilerleyemeyenler, şiir eleştirisine soyunup başka türlü var olmaya çalışanlar... Bu alanda yıkımlar, dostluklar, kayırmalar, hayal kırıklıkları, kavgalar, çıkarlar girer işin içine. Kuramsal ağırlıklı(!), yeni eleştiri(!) anlayışlarını sergileyen panellerden de hoş resimler sunuyor kitabın kahramanı Ozan Genç. Ne dendiği anlaşılmayan eleştiri metinlerinin ortalığı birbirine katması güldürür okuru. Kuramsal yazılar yazdığını savlayan şairlerin cahilliklerine de yer veriliyor romanda. Bu kuramsal eleştirilerde(!) ünlü psikanalistlerden “Freud, Jung, Lacan, Klein, Kernberg, Kohut, Winicot” alıntıları olmazsa olmazlardan. Ayrıca "Ne der o ne der?" bölümünde düşüncelerine başvurulan “Adorno, Levinas, Chomsky, Husserl, Sartre, Heidegger, Habermas, Hegel, Derrida, Nietzsche, Kant, Eliot vs. gibi” felsefecilerin adları sıralanır, alıntılar yapılır yazılarını güçlendirmek için.

Dergiler dünyası ise başlı başına bir alemdir! Editörler saf tutar, yanlı davranır, çıkar gözetir(!) Şiir olmayan şiirlerle donanır dergi sayfaları. Ayrıca olur olmadık şairlerin dosyaları da dergilerin değerini artırmayıp düşürür, okur kaybettirir ama ne gam! Dergiler çıkmaya devam eder (Ozan Genç’in teyzesi bile şiir yazar, kitap yayımlar, ödül alır ve dergi çıkarmak için kollarını sıvar). Kendileriyle ilgili dosya yaptırmak için dergi editörlerine ve sahiplerine paralar verenlerin olduğu bir şiir ortamı üzerine ne çok gözlemini dile getirmiş Ozan Genç.

 

 

PARODİ-ANLATI

Şiiriyle yetinmeyen, şiir kitabıyla öne çıkamadığını düşünen şairler harıl harıl roman yazmaya girişir, ya bu tutarsa diye. Bu kez de ilk romanlar imzalanır karşılıklı. Elbette romanların tanıtılacağı, değerlendirileceği (yani duyurulacağı), eleştirileceği (övüleceği) yazılar da beklenir karşılıklı. Birbirlerinin yazdıklarını görmeyen, okumayan genç ozanların, edebiyat / şiir dergilerini almadıkları, kendi şiirleri, yazıları yoksa okumadıkları çoktandır söyleniyor, biliniyor, bunu Ozan Genç de itiraf ediyor.

Bu ozanlar, imza günlerine katılmayı çok sever. Okurların ilgi göstermediği, birbirlerine kitaplarını imzalayan şairlerin okur beklentisini enfes anlatmış onlardan biri olan Ozan Genç. Şiir geceleri ve etkinliklerine katılan pek çok ozan ilgi görmez. Çünkü bu tür etkinlikler enflasyona dönüşmüştür artık, şiir festivalleri de.

Ozan Genç, anlatımında arı bir dil kullanmış. Sözcüklerin Öz Türkçeleri için düşünülen kimi karşılıklardan bazı örnekler: İntihar (öz-öldürüm), gazete (güncel-yazmaç), görsel medya (görsel yayımcı), espri (gülümsetmece), hemşeri (özkentli), cinayet (öldürmece), tesisatçılık (düzenekçilik), monoton (tektını), slogan (üst-buyurum), muhasebe (sayımdöküm), demode (içigeçmiş), taktik (yöntem), ofsayt (kaleönübeleşçiliği), nankör (tuzekmekhakkıgözetmez), teknoloji (yolyöntembilim), dinamik (özittirimli)...

Kitap fuarlarındaki okur bekleyen ozanların hallerini görmeyen kaldı mı acaba? Çektikleri, çektirdikleri fotoğrafları internette paylaşarak arkadaş, akraba, dost ve okur bekleyenlerin ellerinde kalem, önlerinde imzalayacakları kitapları!.. Fuarda kitap almayı, seçmeyi bilemeyen okur portreleri!.. Daha neler neler var bu zengin dünyada! Gel de gülüp geç!

Bu “parodi-anlatı”da Tahir Abacı Ozan Genç üzerinden, yani şiir dünyasının içinden pek çok gözlemi, ince ayrıntıyı, deneyimi “terazide incelikle tartmış, nesnel mi nesnel, toplumsal-çıkarmasal, oldukça gerçekçi saptayımlar”la oluşturmuş bence bu çok önemsenmesi gereken kitabı. Bölüm başlıklarından bir seçme: “İlk Şiir Kitabımı Yayımlıyorum, Sonsuz Yeni Şiir Manifestosu, Şiirin Tinsel Durumu, Teyzem Nasıl Ozan Oldu? Soğan Sarımsak Festivalinde, Okur Aranıyor, İlk Romanımı Yazıyorum, Kendimi Çok Beğeniyorum, Kitap Fuarından İzlenimler, Kapak Yıldızı Ozan...”

Ozan Genç, tanınamıyor yaşarken ünlenemiyor, kendisini yere göğe koyan yok. Sonunda ortadan kaybolmayı, gizemli hale gelmeyi seçiyor. Şiir ve şair ortamlarını güldürerek, kahkahalara boğarak, en önemlisi kara kara düşündürerek ele almış kayıplara karışan Ozan Genç.

Türk Şiirinin Bir Türlü Yükselemeyen Yıldızı: Ozan Genç’i okurken ülkemizin şair ve şiir coğrafyasında düşündürücü bir yolculuğa çıktım.

 

Türk Şiirinin Bir Türlü Yükselemeyen Yıldızı: Ozan Genç/ Tahir Abacı/ İkaros Yayınları/ 166 s.