Takım elbise kaplıcada boğuldu

60’lı yılların genç erkekleri sadece ayak bileklerine kadar uzanan drenaj pantolonları, yakasız ceketleri (The Beatles tarzı) tercih ettiler. Hollywood yıldızlarının yaygınlaştırdığı ‘London Drape’ tarzı takım elbiselerin öncüsü Galler Prensi Charles’ın terzisiydi.

06 Ekim 2018 Cumartesi, 22:55
Abone Ol google-news

 

Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut’un TRT KÜRDİ’de yayımlanan ‘Çepik’ programı sonrasında program sanatçıları ile birlikte “farkındalık olsun” diyerek takım elbisesiyle kaplıca havuzuna girmesi, kabul edilmeli ki tuhaf bir görüntüydü. Kılık kıyafet dediğimiz olgu, sosyal, kültürel, ekonomik bir evrimin sonucu nihayetinde. Takım elbise de 1900’lerden beri “bireyin kendisine çeki düzen” verme gayretinin ulaştığı son nokta.

Sehpa ayaklarına örtü

İngiltere’de Viktorya dönemi - ki her alanda inanılmaz bir tutuculuk demekti- neyin, nasıl giyileceğinin belirlendiği kurallarla dolu bir dönemdi. Kraliçe Viktorya’nın tutuculuğuna örnek istenirse şu bilinsin yeter; kadın bacağını çağrıştırdığı gerekçesiyle sehpa ayakları örtüyle kapatılırdı. Bu dönem sona erdiğinde toplum gerçekten rahatladı. Modern salon kıyafetlerinin ortaya çıkışı bu dönemin sonuna rastlar. Takım elbiseden önce ceketle tanıştı İngiliz erkekleri. Sonra içine giyilen bir yelek, ardından uygun renkte bir pantolon geldi sonra. Uzun kuyruklu olan ceketlerin 1920’de kısaldığını, üç düğmeli olduğunu görüyoruz. Bir on yıl sonra, tamam yasadışı biriydi ama aynı zamanda stil ikonu kabul edilen Al Capone’un giyim tarzı yaygınlaştı. “Drape cut” ya da “London Drape” tarzı takım elbiseler erkek dünyasını fethetti. Hollywood yıldızlarının yaygınlaştırdığı bu tarzın öncüsü dönemin Galler Prensi’nin terzisiydi.

Savaş ve ağır başlılık

Erkek giyim kuşamındaki sadeliği II. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasındaki gelişmelere borçluyuz. Savaşın ağırbaşlı hale getirdiği toplumların ruh hali elbiselere de yansıdı doğal olarak. Kısa bir süre sonra omuzları geniş gösteren ceket ile bol pantolon içinde görüldü erkekler. 60’lı yılların genç erkekleri sadece ayak bileklerine kadar uzanan drenaj pantolonları, yakasız ceketleri tercih ettiler. (The Beatles tarzı da denir).  

Takım elbisenin en kötü döneminin 70’li yıllar olduğu söylenir. Seksenler artık daha da sadelik demektir. Armani dolgu malzemesi ile ceket astarından kurtardı erkekleri. Çizgili takım elbise geri döndü. 2000’lerde takım elbise modası geçti. Artık bu giyim tarzı “resmi kurumların” temsilcilerine has hale geldi.

Bu kısa anımsatmalar şunun için gerekliydi; takım elbise, kişinin gündelik yaşamla “resmi” yaşamı arasındaki farkını ortaya koyar. Bir üniforma değildir ama temsiliyet özelliği vardır. Örneğin o giydiği takım elbise sayın Belediye Başkanı’nın “iktidarını” da göstermez mi? Takım elbise giymiş birine karşı daha dikkatli olur kişi. Aktris Catherine Hepburn’ün “beni tehlikelerden koruyacak kıyafetleri giymeyi tercih ederim” demesinin bir nedeni olmalı. Takım elbise de sayın Başkanı hem tehlikeden koruyor olabilirdi hem de içinden gelen her “çılgınlığı” yapmasını engellerdi. Öyle olmamış demek ki.
Viktorya’nın tutuculuğundan çıkıp gelen takım elbise Haymana’da bir otel kaplıcasında havuzda boğuldu.

Belediye Başkanı ile beraberindekiler havuzda çiğ köfte bile yediler.
Para insana dil, elbise insana yol öğretir derler. Öyle olmuyormuş demek ki.-