Trendlere itaat etmeyen kadınlar

Modanın kurallarına riayet etmek yerine kendi kimliğini giyen kadınlar. Wolfgang Joop, Dresscode adlı kitabında kült ve kaos arasında gidip gelen ve kendine has giyim tarzlarıyla moda ikonu olmayı başarmış 12 kadını anlatıyor.

29 Haziran 2015 Pazartesi, 15:20
Abone Ol google-news

“Ben kimim?” sorusu sıkıcıdır. Sabittir, değişime açık değildir ve net bir cevabı da yoktur. 80’lerdeki, 90’lardaki kendinizle, şimdiki kendiniz arasındaki farkı en çok da giydikleriniz ele verir. Wolfgang Joop, ben kimim değil, ben kim olmak istiyorum sorusunun daha değerli olduğunu söylüyor. Joop, Next Top Model programı için sıklıkla gidip geldiği Los Angeles seyahatleri döneminde yazdığı ve çizimlerini hazırladığı kitabı Dresscode'da, ben kim olmak istiyorum sorusuna cevap arayan 12 farklı kadının neden moda ikonu haline geldiğini anlatıyor. Aralarında Caroline Roitfeld, Alexa Chung, Lena Dunham, Virginie & Claire Courtin-Clarins, Iris Apfel, Lauren Santo Domingo, Diane Keaton, Caroline de Maigret, Tilda Swinton, Rihanna, Chloë Sevigny ve Kate Middleton var. Kitaptan beş ikon kadını seçtik. 

Kraliyette tasarruf modası

Kate Middleton

Kate Middleton, namıdiğer Cambridge Düşesi, İngiltere'nin gelecekteki kraliçesi. Kendisi kült ile kaos arasında bir moda ikonu çünkü kraliyet ve onun temsil ettikleri için yeni bir dönemin ve anlayışın simgesi. Moda konusunda manipülasyona ihtiyaç duymayan bir kadın. Versace ya da Chanel yerine pahalı sokak modasını saraya taşıması da bu sebepten. Kate'in seçtiği kıyafetler ortalama gelire sahip bir insanın tabii ki kolay kolay alamayacağı kıyafetler. Ancak bu durum o kıyafetin çok benzerini herhangi bir katalogda ya da uygun fiyatlı bir mağazada göremeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Kendisi kıyafetlere çok para harcasa da bunu asla belli etmiyor. Kate, kraliyetin yeni moda ikonu olarak asil modayı geride bırakıyor, yerine tasarruf modasını getiriyor.

Unutulmayan kadın 

Iris Apfel

İlk bakışta tipik bir Manhattan’lı çünkü başka bir yerde abartılı büyük aksesuarları, kocaman gözlükleri ve kıyafetlerinin renklerine uyan bastonuyla modanın kurallarına bu kadar karşı çıkması zor. Almanya'da onun yaşıtları fonksiyonel kıyafetleri tercih ederken o "çok çoktur, az ise sıkıcıdır" moda ilkesini benimsiyor. Iris Apfel unutulmayan kadın olmak istiyor ve bunu da çok iyi başarıyor. 93 yaşında hala Dazed & Confused gibi ünlü moda dergilerinin kapağında modellik yapıyor. Apfel'in moda ikonu olarak anılmasının nedeni en başında “Kim olmak istiyorum?” sorusunu “Kendim olmak istiyorum” olarak cevaplandırması ve buna göre davranması geliyor. Ne kırışıklıklarını ne de beyaz saçlarını örtmeye çalışıyor. Geçici güzellikle yetinmek yerine kişinin kendine uygun ve uzun süre boyunca taşıyabileceği bir görünümü tercih ediyor. 

 

Kontrollü rahatlık

Tilda Swinton

Wolfgang Joop, Tilda Swinton'ı moda züppesi olarak tanımlıyor. Hareketsiz tavrını, elleri ceplerinde rahatlığını, çanta taşımayışını ve suratının gerçek mücevher oluşu konusundaki farkındalığını kontrollü rahatlık olarak ifade ediyor. Tilda maskülen ve heykel gibi olabilir ama aynı anda zamansız da biri. O moda dünyası için bir ikon, model ve esin perisi. Hollywood'da onun gibi her üstüne giydiğini sanat eserine dönüştüren başka biri daha yok. Swinton'ın giyinirken uyguladığı kurallar ise çok belli: Kimsenin mükemmel bir vücuda sahip olmasına gerek yok. İnce, şişman, kısa, uzun fark etmez. Aşırı androjen kıyafetlerin içinde her türden kadın bedeni yeterince enteresan görünüyor. 

 

Kimya deneyi gibi 

Rihanna

Wolfgang Joop'a göre Rihanna pop müziğinin prensesi. Onu her yerde görmek mümkün, Paris Moda Haftası’nda en ön sıra dahil. Rihanna her şeye uyuyor, her şeyi kendine uydurabiliyor. Moda ve sanatı karıştırarak kendini ve düşüncelerini ifade etmeyi o icat etmedi ama bunu onun kadar iyi uygulayan az insan var. Afrikalıların hâlâ yüzleşmek zorunda olduğu köle kültürünü muz eteğiyle milyonların gözüne sokarak eleştirebiliyor ya da transparan bir elbise ile kırmızı halıda yürüyerek herkesi şoke edebiliyor. Canı istediğinde modada zevksizlik olarak tanımlanabilecek giyim tarzını bir sanat formu olarak bile ortaya koyabiliyor. Sokak modasını, gençlerin takip ettiği modayı, spor giyimini, hip-hop modasını ve pahalı ve aşırı aksesuarları birbiriyle karıştırmakta her seferinde bir adım daha ileri gidiyor. Tıpkı bir kimya deneyi gibi, Joop, Rihanna'nın görünüşünün bir gün patlama ile sonlanmamasını umuyor.

 

Siyasetçi mi moda ikonu mu?

Lena Dunham

Aslında Lena Dunham'a ilk baktığımızda dış görünüş olarak bir moda ikonuna değil, bir siyasetçiye daha çok benzediğini söyleyerek başlıyor Wolfgang Joop. Ancak Lena'nın tutumu ve televizyon dünyasındaki duruşu onu bir ikon yapmaya yetecek pek çok nedeni barındırıyor. Dunham moda dünyasının ünlülerden beklediğini onlara vermiyor. Kırmızı halıda düz taban ayakkabılarla yürüyor, korse takmıyor, fön çektirmiyor, neredeyse hiç makyaj yapmıyor. Bunların yanında yazdığı, yönettiği ve başrolünde oynadığı Girls dizisi aracılığıyla onunla empati kurmamızı, onu anlamamızı sağlıyor. Bugün Dunham sayesinde pek çok kadın vücudundan emin ve mutlu, olduğu gibi sokaklarda dolaşıyor.