TRT'de yayımlanan “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisi öfke ve kırgınlığa yol açtı

TRT’nin yeni dizisi “Bir Zamanlar Kıbrıs” Kuzey Kıbrıs’ta tartışmalara ve kırgınlıklara yol açtı. Bir dizi siyasi amaçlarla yapılınca sinema değeri değil, anlattığıyla gündeme geldi. TRT’nin, özel kanalların dizi seyircilerini “milli” temayla kendisine çekme çabası, gerçeklerin değiştirildiği gerekçesiyle Kuzey Kıbrıs halkını kızdırdı.

12 Mayıs 2021 Çarşamba, 04:00
TRT'de yayımlanan “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisi öfke ve kırgınlığa yol açtı
Abone Ol google-news

Özel televizyon kanallarındaki dizilerden farklı bir “iş” yapmak istemek TRT için haklı gerekçe olabilir. Ancak amaç “milli” temalı bir dizi ile seyirci çekmek olup tarihi isimleri bire bir kullanarak tarihi gerçekleri tersyüz etmeye gelince ters tepti. Kuzey Kıbrıs kamuoyu dizide “kurtuluşları için hiç çaba göstermeyen” ve “Türkiye’den kurtarılmayı” bekleyen bir toplum olarak gösterildikleri gerekçesiyle kırıldı ve kızdı.

Diziye en büyük tepkiyi Kıbrıs Mücahitler Derneği gösterdi. “Diziyi hazırlayanlar tarihi bilmiyor ve çarpıtıyor” diyen başkan Yılmaz Bora, yaptığı basın açıklamasında, “Kıbrıs Türkünün şanlı mücadelesini yansıtmayı amaçlayan TRT yapımı ‘Bir Zamanlar Kıbrıs’ dizisinin amacını ve oyuncular dahil tüm kadronun emek ve çabalarını destek ve saygı ile karşılıyoruz. Ancak dizinin gerçeklerden koparak ilk liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ün mücadeleci kişiliğini yansıtmayan davranışlar içerisinde gösterilmesi ve kurucu cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’ın Nikos Sampson’dan kaçması veya ona esir düşmesi gibi onur kırıcı ve hayal ürünü kurgularla TMT’nin önderliğinde ve daha sonra mücahit teşkilatı olarak Kıbrıs Türkünün cesur direnişini yansıtmaktan uzaklaştığını üzülerek müşahede ettik” dedi. Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Sabahattin İsmail’in tepkisi ise yapılanın bir “geri zekâlılık” olduğu yönünde.

‘GAZETE HABERLERİNDEN YOLA ÇIKILMIŞ’

Kuzey Kıbrıs’ın önde gelen gazetecilerinden Nazım Beratlı, Cumhuriyet’e dizinin tamamen “hayal ürünü” olduğunu, Türkiye adaya müdahale etmeden yıllar önce de Kıbrıslı Türklerin var oluş mücadelesi verdiklerini kaydederek şunları söyledi: “Türkiye’nin 1958’e kadar Kıbrıs Türkleri diye bir derdi yoktu. Menderes hükümeti bunu açıkça dile getirmişti. Kıbrıs Türkleri olarak benim de aralarında olduğum mücahitler Türkiye’nin de dikkatini çekmek için çok eylem yaptık. 6 Haziran 1958’de Türk haberler bürosuna saldıran Rumlardan 34’ünü öldürdük. Ertesi günü Gönyeli bölgesinde tarlalarımızı yakan Rumlardan 9’unu öldürdük. Bunu Türk Mukavemet Teşkilatı yaptı. Bu eylemlerle Türkiye’nin dikkatini çektik, biz de o dönemde 53 şehit verdik. Direnişimizi küçültmeye, yok saymaya kimsenin hakkı yoktur.”

‘YARARI OLDU AMA...’

Gazeteci/yazar Rasih Reşat da diziye tepki gösterenlerden. TRT dizilerinin farklı dillerde, farklı coğrafyalarda izleniyor olmasının önemine değinen Reşat, dizinin Kıbrıs sorununun “Rum propaganda makinesinin” iddia ettiği gibi 1974 harekâtı ile değil, 1963 hatta 1958’li yıllarda başladığının dünyaya anlatılması açısından yararlı olduğunun altını çiziyor. Diziden belgesel hassasiyeti beklenmemesi gerektiğini düşünmekle birlikte, “senaryoda gerçek kişi isimlerinin ve gerçek olayların kullanması sonunda dizinin “belgeseli de hikâyeyi de başaramadığını” vurguluyor: “Türk hükümet yetkililerinin, Kıbrıs Türk tarihini dünyaya anlatacağız diye tanıttıkları dizinin tarihsel gerçekleri bire bir anlatacağı beklentisi oluşup sonuç bundan uzak kalınca hayal kırıklığı ve tepki de kaçınılmaz oldu. Dizinin amacı Kıbrıs Türk halkına kendi tarihini anlatmak değildi ancak Kıbrıs Türk halkının hassasiyetleri de gözetilmedi. Dizide Kıbrıs Türk Mücahidi, Türk Mukavemet Teşkilatı ve onların liderleri acz içerisinde resmedilmiş. Rauf Denktaş ile Dr. Fazıl Küçük’ün mücadeledeki rolü küçültülmüş, Rauf Denktaş’ı sürekli ağlayan ve fotoğraf çekmekten başka vasfı olmayan biri gibi gösteren dizi, Dr. Fazıl Küçük’ü de aynı biçimde etkisiz birisi gibi göstermiş.

SAMPSON’UN UYDURMA AŞKI

Nikos Sampson’un Kıbrıslı bir Türke âşık olduğu fikri ise o dönemin toplum şartlarında asla kabul edilmeyecek bir durumdu ve bugün de diziye konu olması tepkilerin nedenlerinden biri. Dönemi yaşayanların bugün hayatta olması ve dizinin çok yakın bir tarihi konu yaparken, reyting kaygısı ile popüler kültüre de hitap etmeye çalışmasını Kıbrıslı Türkler içlerine sindiremedi. Dizi propaganda aracı olmuş olabilir ama Kıbrıs Türk halkına hakaret sayıldı.”

ENDER DENKTAŞ: SAPTIRMALARLA DOLU

Kıbrıs Türklerinin lideri ve KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kızı Ender Denktaş da dizinin “gerçekleri saptırdığını” öne sürüyor. Denktaş Vakfı Yöneticisi de olan Ender Denktaş, diziyi öğrenince sevindiklerini ancak sonra hayal kırıklığına uğradıklarını anlatıyor. “Babamı elinde fotoğraf makinesiyle muhabir gibi göstermişler. Oysa babam fotoğraf çekmeye 1974’ten sonra başladı” diyor. “Dr. Fazıl Küçük’le babamın arasındaki ilişkilerin yansıtılması çok sorunlu. Ortak liderlikten bir devlet kurmaya kadar beraber olmuş bu iki insanın ilişkilerinin yansıtılmasında ciddi tarihi hatalar var. Örneğin darbeci faşist Yunan subayı Grivas, o dönemde Kıbrıs’ta yoktu. Nikos Sampson henüz çocuk sayılırdı. Sampson, Makarios’la karşı karşıya gelmemişti. Kıbrıslı Türklerin yaşadığı çadırlar bile Kızılay çadırı, o dönemde Kızılay çadırı ne gezer?”

Dizide Kıbrıslı Türklerin liderleri dahil “hiçbir şeylerinin” olmadığının iddia edilmesinin de aşağılayıcı olduğunu belirten Denktaş, “Türkiye’nin desteği gelmeden kendi olanaklarıyla ilkel silahlar yaparak direnen bir Kıbrıs Türkü vardı. Türkiye’nin gelip kurtarmasını bekleyen bir toplum olarak gösteriliyoruz. Destansı bir kahramanlık bu kadar hafife alınmamalı. Eğer bu bir kurgu dizi ise dönemin liderlerinin adı hiç geçmemeli, geçiyorsa da gerçeklere bağlı kalınmalıydı” diyor.

YAPIMCIYA VE SENARİSTE DAVA

Hem Küçük Vakfı hem de Denktaş Vakfı olarak “bir devlet kurumunu” dava etmenin kendilerine yakışmayacağını düşündüklerini vurgulayan Ender Denktaş, dizinin yapımcısına ve senaristine dava açacaklarını da kaydetti.