Tümamiral Cihat Yaycı istifa etti!

Libya Anlaşmasının mimarı ve Fethullahçı Terör Örgütü'ne karşı mücadelenin en kritik silahı olan Fetömetre’nin mücidi olan eski Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, Cumartesi günü cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle pasif göreve atanmasının ardından istifa etti. Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Yaycı'nın istifasının onaylandığı belirtildi.

18 Mayıs 2020 Pazartesi, 11:52
Abone Ol google-news

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinden alınıp Genelkurmay Başkanlığı emrine verilen Tümamiral Cihat Yaycı istifa etti.

Tümamiral Cihat Yaycı’nın Genelkurmay Başkanlığı emrine atanmasıyla ilgili karar, cuma günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Tümamiral Cihat Yaycı'nın istifasının onaylandığı belirtildi.

Hürriyet gazetesi yazarı Nedim Şener, Cihat Yaycı'nın istifa ettiğini Twitter'dan duyurdu.

Şener iletisinde şu ifadelere yer verdi:

"Yakın çevresinden edindiğim bilgiye göre; Milli Savunma Bakanlığı’nın bugün Deniz Kuvvetleri’ndeki Kurmay Başkanlığı’nı bırakıp Genelkurmay’a geçmesini istediği Yaycı, düzmece bir dosya ile haksızlığa uğradığını belirterek istifa  etti."

Cumhuriyet.com.tr'ye bilgi veren Yaycı'nın yakın çevresinden kaynaklar istifayı doğruladı.

“ONURUMU ZİYADESİ İLE ÖRSELEMİŞTİR”

Sözcü.com.tr'de yer alan istifa dilekçesinde Yaycı'ın şu ifadeleri kullandığı belirtildi:

"15 Mayıs 2020 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek tasdiki ile gururla icra ettiğim Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevinden Genelkurmay Başkanlığı emrine Kuvvet Komutanımın haberi olmaksızın atandığımı 16 Mayıs 2020 gece saat 03:00'da öğrendim. 

MSB'nin atama tebliğ mesajı ile de “ilk mesai günü olan (esasen idari tatil ve sokağa çıkma yasağının olduğu) 18 Mayıs 2020'de Deniz Kuvvetlerinden derhal ayrılışımın ve Genelkurmay Başkanlığına katılışımın yapılması” emredilmiştir.

Elbette bir asker olarak atama bir emirdir ve emre uymakla mükellefim. Ancak emre alınma ataması ile 32 yıldır büyük bir aşk ve heyecan ile icra ettiğim meslek hayatımda ilk defa asli görevi olmayan bir subay, bir amiral konumu ile karşı karşıya bırakılmış oldum. Esasen herhangi bir göreve atanmış olsaydım görevi bir an dahi tartışmaz ve ifa ederdim. Ama durum öyle değildir. Alenen boşa çıkarılmış, onuru örselenen bir amiral durumuna düşürülmek istenmekteyim. Bunu kabul etmem mümkün değildir. Benim karakterim ve Türklük gururum buna imkân vermez.

13 Yaşımda tertemiz olarak mensubu olmakla her zaman gurur duyduğum asil Türk Milletinin vermiş olduğu üniformamı, 40 yıl boyunca gururla lekesiz ve şaibesiz olarak taşıdım. Bugün geldiğim noktada görev verilmeyen, adeta kumpas kurularak yalan ve iftiralar neticesinde görevden uzaklaştırılmış bir Amiral olarak mesleğimi icra edemeyeceğim açıktır. Bu son derece onur kırıcıdır. Bırakın bir Türk Amiralini hiçbir Türk neferinin bunu sindirebileceğini düşünemiyorum. Üstelik görevdeki bir Amiral olarak şahsıma itham edilen iftira dolu suçlamalara ve bu hususu dile getiren müfterilere cevap verememek şahsımı, ailemi ve silah arkadaşlarımı da derinden üzmektedir. Bir deniz subayı olarak yıllarca Mavi Vatan'da en sert fırtınalara karşı mücadele ettim. Bugüne kadar Türk Milletinde Mavi Vatan bilinci ile deniz hak ve menfaatlerimizin farkındalığının oluşturulması, deniz yetki alanlarımızın belirlenmesi konularında gayret gösterdim. Türk Milletinin Türk Deniz Kuvvetlerini tanıması ve onunla gurur duymasını sağlamaya çalıştım. Görev yaptığım tüm kademelerde gerektiğinde Türk Milletinin hak ve menfaatlerini korumak üzere en üst seviyede verilecek görevlere en üst seviyede ve her an hazır olmaya özen gösterdim. Yetkim dahilinde Türk Milletinin her bir kuruşunun tasarrufunu prensip edindim. FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirmeye çalıştığı hain darbe girişiminden çok önce Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi çerçevesinde başlayan Fethullahçı Terör Örgütü mensuplarına karşı mücadelemi de bugüne dek sürdürdüm. Bu konuda başarılı olduğumu da Allaha çok şükür ki bugün hainlerin yaşadıkları sevinçten daha iyi anlıyorum. Aynı şekilde yazdığım kitaplar ve ortaya koyduğum hukuki mesnetlere dayalı fikirlerimle Türkiye'nin deniz hak ve menfaatlerini korumaya çalıştım. Bunda da başarılı olduğumu bugün Türkiye düşmanlarının yaşadıkları sevinçten daha iyi anlıyorum.

Necip Türk Milletinin yetiştirdiği Türklük ve bayrak sevdalısı bir Amiral olarak bilgi birikimimin ve ihtisasımın bir mahsulü olarak Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 1919’da imzalan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının” teorik alt yapısını hazırlamış olmak naçiz şahsım için bir “İstiklal Madalyası” olarak kalacaktır. Beni yetiştiren komutanlarıma, silah arkadaşlarıma, bahriyelilere ve Yüce Türk Milletine yazmış olduğum kitaplarımı mesleki fikir mirasım olarak bırakıyor ve şahsıma asil Türk Milleti tarafından taşıma onuru verilerek gurur ile giydiğim üniformamı çıkarıyorum.

19 Mayıs 2020 “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı”nın kutlandığı o mutlu gün ile sivil hayatıma adım atarak Yüce Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyetine sadakatle bağlı bir sivil olarak ihtiyaç duyulabilecek ve fırsat bulduğum her alanda hizmete devam edeceğimi belirterek istifamın kabulünü arz ederim."

TÜMAMİRAL CİHAT YAYCI KİMDİR?

Kasım 2019’da, Libya ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmanın mimarıydı. Uluslararası standartlara uygun olarak yeniden çizdiği deniz yetki alanları haritası ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarının savunulmasına en somut katkıyı yaptı.

Hizmetleri bununla da sınırlı değildi; mucidi olduğu Fetömetre ile Türk Deniz Kuvvetlerinde, Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) karşı mücadelenin sembolleşen isimlerinden biri haline geldi. Birçok terör örgütü mensubu onun sayesinde yakalanarak itirafçı oldu. Örgüt Fetömetre ile büyük bir darbe yedi.

NE OLMUŞTU?

Tümamiral Cihat Yaycı, sokağa çıkma yasağının sürdüğü Cumartesi günü yayınlanan sürpriz bir ‘Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ ile büyük hizmetlerde bulunduğu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinden Genelkurmay Başkanlığı karargâhına, bir başka deyişle pasif göreve atandı. Yaycı’nın hakkında, Savunma Bakanı Hulusi Akar ile arasının bozuk olmasından tutun da, Türkiye’nin ABD ve NATO’ya verdiği siyasi tavizlerin kurbanı olduğuna kadar birçok spekülasyon yapıldı.