Tümamiral Cihat Yaycı'nın istifasında dikkat çeken detaylar

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan kararnameyle Genelkurmay Başkanlığı emrine atanması gündemi sarstı. Arşivler açıldığında Yaycı'nın istifasıyla ilgili detaylar da ortaya çıktı...

18 Mayıs 2020 Pazartesi, 13:35
Abone Ol google-news

“FETÖMETRE”nin kurucusu ve son dönemde Erdoğan başka olmak üzere üst düzey devlet yetkililerinin büyük bir başarı olarak açıkladıkları Libya ile yapılan deniz yetki alanı anlaşmasının mimarı olan Yaycı’ya ilişkin alınan bu karar, ‘Kızağa çekildi’ yorumlarının yapılmasına neden oldu.

Yaycı’nın ‘kızağa çekilmesi’, çok sayıda tartışmayı da beraberinde getirdi. Yapılan yorumlar, bu kararın ‘FETÖ’cüleri ve Yunanistan’ı sevindirdiği’ yönünde oldu ve bu karar çok sayıda kişi tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

Ancak... Yaycı’nın kızağa çekilmesi, Türkiye siyasi hayatında yaşanan çoğu önemli gelişme gibi aynı anda hem ‘göz göre göre’, hem de ‘şaşırtıcı’ oldu.

Yaycı’nın atama kararına gelen süreçte yaşananlar, bu kararın yaratacağı etki ve TSK ve ülkeye yaşatacağı olumsuzluklar kadar kritik. Zira, bu kararın ani olmadığı, devam eden bir ‘kavganın’ sonucu olduğu konuyu takip edenlerin uzundur bildiği bir gerçek.

Peki, Yaycı’nın kızağa çekilme kararının alındığı güne kadar gelen süreçte neler yaşandı?

YAYCI’YA TERFİ ENGELİ

Oda TV'nin haberine göre, Tümamiral Yaycı’nın Genelkurmay emrine atanması, karşılaştığı ilk engel değildi.

İsmi asıl olarak FETÖ ile mücadele için ürettiği ve kripto FETÖ’cüleri tespit etmeye yarayan FETÖMETRE ile gündeme gelen ve bu yöntemle TSK içerisinde 25 bin fetö şüphelisi tespit edilen Yaycı, terfi ettirilmesi beklenirken ismi terfi listesinde yer almadı. 

Öte yandan Yaycı, gerek AKP destekçisi medya, gerekse çoğu kumpas mağduru tarafından başarıları övülen ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz başta olmak üzere stratejik güvenlik meselelerinde sözü dinlenen bir komutandı.

Yaycı’nın kızağa çekilmesi FETÖ’cüleri sevindirdi demiştik... Aynı şekilde, Yaycı’nın terfisinin engellenmesi o dönem de FETÖ’cüleri sevindirmişti. Zira Yaycı, o dönemde –tehdit e-postaları da dahil olmak üzere- FETÖ’cülerin hedefindeydi.

FETÖ’yle mücadele konusunda bu denli öne çıkmış bir komutanın terfi ettirilmemesi ise o dönemde de büyük tartışma yaratmıştı. Ve yine o dönem de, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar bu konuda sessiz kalmıştı.

Akar’ın sessizliğinin yanında, olaydan 9 ay önce yaptığı açıklama ise ‘Yaycı’nın isminin öne çıkmasından rahatsız oldu’ yorumları yapılmasına neden olmuştu:

“Burada mücadeleyi bazı basın organlarımız bilerek veya bilmeyerek bazı kişilerle, bazı kuvvetlerle anıyorlar. Bu doğru değil, bu gerçeği yansıtmıyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm komuta katı, Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, herkes ve Milli Savunma Bakanı ve Bakanlığı büyük bir şiddetle, azim ve kararlılıkla bu mücadeleyi aralıksız sürdürmektedir.”

“LİBYA ANLAŞMASININ MİMARI” TARTIŞMASI

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Libya ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmasının mimarı olarak en çok öne çıkarılan isim Yaycı olmuştu.

Özellikle hükümete yakın medya kuruluşları Yaycı’yı öne çıkarırlarken, Odatv yazarı Müyeser Yıldız o dönemde konuyla ilgili çok kritik bir bilgiyi paylaştı:

“İktidar medyası, Yaycı'yı ön plana çıkarmaya devam ederken, Devletin Anadolu Ajansı'nın bu isimle ilgili haberleri MSB'ye sorduğu ve onu görmemeye başladığı ortaya çıkı.” 

Bu kulis bilgisi, Yaycı’ya yönelik ‘müdahalalenin’ çoktan başladığını haber veriyordu.

FETÖ’yle mücadelenin yaycıya ‘mal edilmesi’ üzerinden yaşanan tartışmaya, Libya anlaşması konusunda öne çıkarılması da eklenince ‘Akar cephesi’nin rahatsızlığının arttığı konuşuldu.

Öyle ki, Erdoğan 22 Aralık’ta Gölcük Tersane Komutanlığı’nda “Bu konudaki çalışmalar bir anda ortaya çıkmış değildir. Türkiye olarak, deniz yetki alanları konusunda Libya ile 10 yıl önce ilk adımları attık. Halen Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın Kurmay Başkanlığı’nı yürüten Tümamiral Cihat Yaycı’nın bu konuda hazırladığı raporlar, haritalar, yazdığı makaleler ve kitaplar ortadadır” diye ‘ayar çekerken’, Saray’da düzenlenen ‘Libya Mutabakatı Çerçevesinde Doğu Akdeniz’de Stratejik Denklem’ konulu çalıştaya Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından davet edilen Cihat Yaycı'nın katılımına bizzat Akar tarafından engel olunduğu ortaya çıkmıştı.

Ancak, bütün bu ‘karşı hamlelere’ rağmen Yaycı’nınKırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan ‘Doğu Akdeniz’in Paylaşım Mücadelesi ve Türkiye’ ile Türk Tarih Kurumu’ndan çıkan ‘Yunanistan’ın talepleri’ isimli çalışmaları, Doğu Akdeniz’de çıkarı olan Yunanistan’ın Yaycı’yı hedef tahtasına oturtmasıyla sonuçlandı. Yaycı’dan rahatsız olan artık sadece FETÖ’cüler değildi.

‘Doğu Akdeniz’in Paylaşım Mücadelesi ve Türkiye’ kitabında Yaycı, Akdeniz’de ortaya çıkan yeraltı kaynakları mücadelesinde ‘Türkiye’nin izlemesi gereken stratejiyi’ açıklamıştı. Öte yandan, kitabın gelirlerinin tamamının da İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığı’na bağışlanacağı açıklanan kitapta Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın bölgedeki hukuka aykırı hamleleri de teşhir ediliyordu. ‘Yunanistan’ın talepleri’ kitabı ise, Ege Denizi’nin Türkiye açısından neden önemli olduğunu açıklamakla birlikte, Yunanistan’ın asıl rahatsız olacağı şeyi, taleplerinin uluslararası hukuk sahnesinde nasıl çürütülebileceğine ilişkin argümanları içeriyordu.

Sözcü’den Saygı Öztürk’ün haberine göre Yaycı’nın çalışması,Yunanistan'ın yüksek tirajlı gazetelerinin yanı sıra çok izlenen televizyonlarında, internet sitelerinde konu edildi. Televizyon programlarında “Askeri uzman” olarak çıkarılan kişiler, Yaycı'yı hedef aldı, “Türkler Ege’yi işgal etme planı yapıyor. Tümamiral Cihat Yaycı aracılığı ile bu plan deklare oldu. Türk Tümamiral 23 Yunan adasının egemenliğinden şüphe duyuyor” başlıklarını kullanıp, komutana ağır hakaretlerde ve tehditlerde bulunuldu.

Bazı tartışma programlarında, “Yunanlılar her ne kadar Türkiye’nin Egeyi işgal planlarına karşı dinamik bir şekilde tepki gösterseler de Türk Tümamiralin, Türk Deniz Devletine yönelik açıklamalarına bir göz atmakta fayda var. Türk Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı ‘Yunanistan’ın Talepleri – Ege’deki sorunlar sorular ve cevaplar' isimli kitabında aralarında Rodos ve Meis adalarının da bulunduğu 23 Yunan Adası’nın egemenliğinin şüpheli olduğunu söylüyor” denildi.

FETÖ’cüler ile Yunan basını bir yana, TSK’da son dönemde alınan kararlardaki bazı ortak noktalar oldukça dikkat çekici. İlginç bir şekilde, kızağa çekilen, terfi ettirilmeyen komutanlar FETÖ’yle mücadelede öne çıkmış, toplum tarafından büyük saygı duyulan isimlerden oluşuyor. Kısaca hatırlayalım:

Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı: Şehit Astsubay Ömer Halisdemir'e Semih Terzi'yi öldürme emri vermişti. Şubat 2017'de Suriye'de başlatılan Fırat Kalkanı Harekâtı'nı yürüten komutan olarak da ön planda kalmaya devam etti. 2017’deki YAŞ kararıyla da Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığı'na atandı.

İsmail Metin Temel: 15 Temmuz'da suikasttan kurtuldu. Mart 2018'deki Zeytin Dalı Harekâtında gösterdiği kahramanlıklar sık sık gündeme geldi. 31 Aralık 2018 gecesi Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile 2. Ordu Komutanlığı'ndan alınıp, Genelkurmay Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı'na atandı.

"FETÖCÜLERİN İDDİALARINA İTİBAR ETTİLER"

Son olarak ise Tümamiral Cihat Yaycı...

Öte yandan, Nedim Şener de Yaycı’nın kızağa çekilmesiyle ilgili yazdığı yazıda ‘dosyasının sosyal medya paylaşımlarıyla FETÖ’cüler tarafından doldurulduğunu’ yazarak Genelkurmayın ve Erdoğan’ın FETÖ’cülerin iddialarına itibar ettiğini ima etti.

“Ben Deniz Kuvvetleri Komutanının yerinde olsam bir dakika durmaz istifa ederim” diyen Emekli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok ise, Yaycı’nın tasfiyesini şu ifadelerle yorumladı:

“Ben size kısaca görevden alma gerekçesini anlatayım. Bilmeyenler için söyleyeyim, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tümamiral Cihat Yaycı’dan hiç hoşlanmaz. O kadar hoşlanmaz ki, geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanlığı tarafından Saray’da yapılan ve Tümamiral Yaycı’nın mimarı olduğu Libya Deniz Anlaşmasıyla ilgili konferansa bizzat İbrahim Kalın tarafından konuşmacı olarak davet edildiği halde, Bakan Akar konferansa katılmasına izin vermedi. Yerine konuyla doğrudan alakası olmayan başka bir amiral görevlendirildi. Hatırlayın, geçtiğimiz yıl herkes Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak terfi edeceğine kesin gözüyle baktığı Tümamiral Yaycı terfi ettirilmedi. Diğer yandan öylesine acı bir durum ki, kararnameden Deniz Kuvvetleri Komutanı haberdar dahi edilmedi. Hepimiz gibi Tümamiral Cihat Yaycı’nın görevden alındığından kararname yayınlandıktan sonra haberdar oldu. Ben Deniz Kuvvetleri Komutanının yerine olsam bir dakika durmaz istifa ederim.”

Sonuç olarak, Yaycı’nın kızağa çekilmesine en çok FETÖ’cüler ve Yunanlılar sevindi diyorsak da, söz konusu atama kararının ‘yerli ve milli odaklarca’ alındığı ortada. FETÖ ile mücadelede bu kadar öne çıkan ve Türkiye’nin stratejik çıkarlarının korunması için önemli çalışmalara imza atan Yaycı’nın kararnameden haberdar edilmemesi, yani herkes gibi yayınlandıktan sonra öğrendiğinin ortaya çıkması ise kendisine yapılan bir başka ‘ayıp’ olarak tarihe geçti.