"Türkiye çabalarını ve temaslarını sürdürüyor"

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin, BM Genel Kurulu'nun olağanüstü Gazze toplantısında bir konuşma yaptı. Türkiye'nin Gazze'deki insani trajediden büyük üzüntü duyduğunu belirten İlkin, Türkiye'nin Gazze'deki çatışmanın sona erdirilmesine yardımcı olmak amacıyla çabalarını ve temaslarını tüm düzeylerde sürdürdüğünü belirtti.

16 Ocak 2009 Cuma, 07:58
Abone Ol google-news

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin, BM Genel Kurulu'nun olağanüstü Gazze toplantısında bir konuşma yaptı. Gazze'deki İsrail harekatının 21. gününe girdiğini belirten İlkin, binden fazla Filistinlinin öldüğünü ve ölenlerin arasında pek çok çocuk ve kadın olduğunu söyledi.

Gazze'deki insanlar için sınırların kapalı olduğunu vurgulayan İlkin ''gidecek bir yerleri yok, BM binaları bile saldırılardan kurtulamıyor'' diye konuştu.

Türkiye'nin Gazze'deki insani trajediden büyük üzüntü duyduğunu belirten İlkin, ''tarafları, BM Güvenlik Konseyinin derhal ateşkes çağrısında bulunan ve İsrail birliklerinin Gazze'den tamamen çekilmelerini öngören 1860 sayılı kararını gecikmeksizin uygulamaya davet ediyoruz'' dedi.

''Kaybedilecek vakit yok, İsrail harekatı sürdükçe daha fazla sayıda masum insanın hayatı tehlikede olacak'' diye konuşan İlkin, Gazze'nin tümüne insani yardımların engelle karşılaşmadan ulaşması ve Gazze'deki ablukanın tüm yönleriyle kaldırılması gerektiğini vurguladı.

İlkin, 1860 sayılı kararın saldırıların sona ermesi açısından bir fırsat sağladığını ve bu fırsatın kullanılması gerektiğini söyledi.

İsrail'in de güvenli bir şekilde yaşama hakkı olduğunu belirten İlkin, İsrail'deki sivil hedeflere yönelik roket saldırılarını da kesinlikle affetmediklerini vurguladı.

Ancak İsrail'in aşırı güç kullanımının, tüm Filistin nüfusuna zarar veren cezalandırıcı önlemlerinin, kalıcı barışa ulaşılmasını sağlayacak yol olmadığını ifade eden İlkin, ''unutulmaması gerekir ki, bugün bombalanan ve saldırıya uğrayan Filistinliler İsrail'in sonsuza dek komşusu olacak'' diye konuştu.

Gazze'deki trajedinin bugün derhal durdurulmamasının, daha da artan oranda nefret ve düşmanlık duygularına yol açacağına dikkat çeken İlkin, bunun hem şimdiki, hem de gelecekteki kuşakları zehirleme potansiyeline sahip son derece tehlikeli bir gelişme olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin sorunun sona erdirilmesine yardımcı olma amacıyla çabalarını ve temaslarını tüm düzeylerde sürdürdüğünün altını çizen İlkin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın özel danışmanı Ahmet Davutoğlu'nun bölgede yoğun bir mekik diplomasisi yürüttüğünü belirtti.

Türkiye'nin Gazze'deki insanlara insani yardımda bulunduğunu da anlatan İlkin, Filistinlilerin kendi aralarında ulusal uzlaşma sağlamalarının, sadece kendileri için değil bölgede kalıcı barış ve istikrar için de son derece önemli olduğunu söyledi.

 

İsrail tarafı

İsrail tarafı ise Genel Kurulda olağanüstü toplantı düzenlenmesinin yasal olmadığını ileri sürdü ve itirazda bulundu.

İtirazı kabul edilmeyen İsrail'in büyükelçisi Gabriela Şalev konuşmasında toplantının ''aldatıcı, olumsuz ve nefret yayıcı'' olduğunu iddia etti.

Genel Kurulun, Hamas'ın İsrail'i 8 yıldır hedef alan roket saldırılarını neden kınamadığını sormak istediğini söyleyen Şalev, ''Hamas Filistinlileri kalkan olarak kullanarak, onların arkasına sığınıyor'' dedi.

BM Genel Kurulu'nun bugün de devam edecek toplantının sonunda, büyük ihtimalle bir kararın kabul edilmesi bekleniyor. Genel Kurul'un kararları bağlayıcı olmaktan çok, tavsiye niteliği taşıyor.

 

"İsrail bu işi bir iki gün içinde bitirmek zorunda"

Lübnan'da BM'ye bağlı barış gücü UNİFİL'in eski sözcüsü, Orta Doğu uzmanı Timur Göksel, ABD'nin yeni başkanı Barack Obama'nın Washington yönetimini gelecek hafta başında devralacağını anımsatarak, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını bu tarihten önce sona erdireceğini düşündüğünü söyledi.

Göksel, İsrail'in Gazze saldırıları hakkında yaptığı değerlendirmede, İsrail'in Gazze'ye saldırmasında çıkarları olduğunu belirterek, en büyük amacının Orta Doğu'da kaybettiği caydırıcılığı tekrar kazanmak ve Hamas'a ders vermek olduğunu kaydetti.

İsrail'e gerçek anlamda ne ABD, ne de Arap ülkelerinden baskının söz konusu olduğunu ifade eden Göksel, Arap dünyası halklarının seslerini ise kimsenin dinlemediğini söyledi. Göksel, Avrupa'nın ise gelişmeler üzerine fazla etkisinin olamayacağını belirtti.

"İsrail bu işi bir iki gün içinde bitirmek zorunda" diyen Göksel, ABD'nin yeni başkanı Obama'nın Beyaz Sarayı devralacağı tarihe dikkati çekti ve İsrail'in saldırılarını bu tarihten önce bitireceğini düşündüğünü, bunun da İsrail'in işine geleceğini ifade etti.

Hızlanan ateşkes çabalarını buna bağlayan Göksel, İsrail'in son bir vuruşla maksimum zararı verip Hamas ve Gazze'ye, "Biz bu işi kazandık, istediğimiz oldu" mesajını vermek istediğini belirtti. İsrail'in bundan sonra zafer ilan edip saldırılarını kendiliğinden ateşkes olmadan da durdurabileceğini kaydeden Göksel, zaten ateşkes olmasının İsrail ile Hamas arasında bir anlaşma sağlanması anlamına gelemeyeceğini bildirdi.

Göksel, bölgede artık askeri hedef kalmadığına işaret ederken, bundan sonraki adımın işgal olacağını, İsrail'in ise böyle bir adımı atacağını sanmadığını, çünkü bunun İsrail'e "pahalıya patlayabileceğini" söyledi.

 

"Dikkatli hareket edilmesi gerekir"

Ateşkes sağlanmasını amaçlayan uluslararası çabalara da değinen Göksel, Mısır'ın bölgeye yakın konumu ve ulusal çıkarları nedeniyle durumunun farklı olduğunu anımsattı.
Türkiye'nin girişimleriyle son zamanlarda Orta Doğu'da büyük prestij kazandığını ifade eden Göksel, ancak prestij ya da liderlerle olan iyi ilişkilerin sorunun çözümü için yeterli olamayacağını kaydetti.

Türkiye'nin İsrail'e karşı tavrının Arap kamuoyunda muazzam sempatiyle karşılandığını belirten Göksel, Türkiye'nin, bu işe taraf olması gerekenlerin söyleyemediklerini dile getirdiğine dikkati çekti. Göksel, Türkiye'nin söylemlerinin Arap kamuoyunda çok olumlu karşılandığına, ancak bunun, Arap rejimleri tarafından da olumlu karşılandığı anlamına gelmeyeceğine işaret etti.

Bölgeye uluslararası gözlemci misyonu gönderilmesi konusunda ise koşulların çok iyi belirlenmesi gerektiğini söyleyen Göksel, görevin ve bu misyondan ne beklendiğinin, ayrıca kimlerin misyondakilerin hayatlarından sorumlu olacağının iyi tayin edilmesinin önemli olduğunu belirtti.

Bu konuda aceleci değil, dikkatli hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Göksel, bölgeye asker gönderilme konusunun ise çok farklı olduğunu, böyle bir durumda taraf olunulacağını, bunun da tehlikeli bir konu olduğuna işaret etti.

Türkiye'nin bölgedeki gelişmeler karşısında yapması gerekenin maksimumunu yaptığını belirten Göksel, bundan sonra eğer pratik adımlar atılacaksa dikkatli davranılması gerektiğini, yoksa tatsız durumlarla karşılanabileceği konusunda uyardı.

Gelişmeler bağlamında Türkiye ile İsrail arasında gerginlik olacağını sanmadığını da kaydeden Göksel, İsrail'in Türkiye ile gerek siyasi, gerek ekonomik açıdan büyük çıkarları bulunduğunu, dolayısıyla anlaşmazlık olsa da bunun zamanla giderilebileceğini söyledi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun'un bölge turunu da değerlendiren Göksel, bunun yalnızca iyi niyet gösterisi olarak görülmesi, bundan pratik sonuç beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.