Türkiye’nin ilk anatomi müzesi: Ankara Üniversitesi Anatomi Müzesi

Türkiye’nin ilk anatomi müzesi olma özelliğini taşıyan Ankara Üniversitesi Veteriner Anatomi Müzesi, 500’ün üzerinde 75 farklı türe ait mumyalanmış hayvan, hayvan organları ve kemiklerine ev sahipliği yapıyor. Aralarında Amerikan Başkanı Harry Truman’ın 1950 yılında 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye hediye ettiği hindi kemiği, Hindistan’dan fil kemiği, çift başlı buzağı, dünyanın en büyük tarantulası gibi dikkat çeken parçaların sergilendiği müzeyi bugünkü haline getiren Doç. Dr. Okan Ekim, müzenin aynı zamanda bir eğitim alanı olduğunu belirterek “Burada 20 bin çocuğa hayvan sevgisi ve veterinerlikle ilgili eğitim verdik” diyor.

24 Ocak 2020 Cuma, 16:04
Abone Ol google-news

Ankara Üniversitesi Dışkapı Kampüsü’nde yer alan, Türkiye’nin ilk ve tek anatomi müzesi olma özelliğine sahip Ankara Üniversitesi Veteriner Anatomi Müzesi, kurulduğu 2013 yılından bu yana her yaştan ziyaretçiyi ağırlıyor. 500’ün üzerinde 75 farklı türe ait mumyalanmış hayvan, hayvan organları ve kemiklerine ev sahipliği yapan müzeyi bugünkü haline getiren Doç. Dr. Ekim, müzenin öyküsünü “Üniversiteye döndüğümde bana bu müzenin olduğu alanı göstererek ‘Projeni kendin yapacaksın, paranı da kendin bulacaksın ve burayı bir müzeye çevireceksin’ dediler. Ben de çalışmaya başladım. Tam 4 yıl sürdü. Bazen param bitti, cebimden ödedim. Sonuçta bugünkü müzeye ulaştık” sözleriyle anlatıyor. Serginin 100 yıllık bir tarihi ve bilimsel alt yapıyı kapsadığını aktaran Ekim, müzenin oluşturulmasında hiçbir hayvana zarar verilmediğinin altını çizerek “Sergilenenlerin hepsi ölü olarak elde edilen, sonrasında sergilenmeye uygun hale getirilen örnekler” diyor. 

‘Yaşayan bir müze’

Sergilenen eserlerinin hepsinin gerçek olduğunu vurgulayan Ekim “Bu hem bir avantaj, hem de dezavantaj. Burada sergilenen eserlerin hepsi, insanların hayatında ilk defa gördükleri eserler. Ama aynı zamanda burası yaşayan bir müze. Buradaki örnekler her saniye bozulmaya devam ediyor. Bu sebeple biz de her ay bakımlarını yapıyoruz ve müzeyi yaşatmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullanıyor. Müzenin öğrenciler için çalışma ve eğitim alanı olduğunu aktaran Ekim “Müzenin en büyük ziyaretçileri de çocuklar oldu. En küçük ziyaretçimiz 10 aylık bir çocuktu. Burada 20 bin çocuğa hayvan sevgisi, çevre bilinci ve veterinerlikle ilgili eğitim verdik. Hayvanlar nelerdir, birbirinden nasıl ayrılır, insanlarla nasıl benzerlikleri var bunları anlattık” diyor. Sergilenen hayvan kemiklerinin öğrenciler tarafından birleştirildiğini söyleyen Ekim, birleştirmede emeği geçen öğrencilerin adlarının kemiklerin altına yazıldığını da sözlerine ekliyor.   

Hindistan’dan fil kemiği

Ekim, girişinde devasa bir at kemiği bulanan müzenin içindeki parçaları tanıtmaya Ankara Hayvanat Bahçesi’ne Hindistan’dan hediye edilen bir filin kemiklerini göstererek başlıyor. Kemiklerin üzerinde filin hortumu ve kulakları da yer alıyor. Fil kemiğinin bulunduğu bölümden müzeyi ziyaret eden çocukların çizdiği hayvan resimlerinin sergilendiği bölüme geçiliyor. Ekim, bu bölümü “Almanya’dan, İstanbul’dan ve daha birçok yerden gelen çocukların yaptıklarını burada sergiliyoruz. Özellikle ekonomik dezavantajı olan çocuklara öncelik veriyoruz” sözleriyle anlatıyor. 

Ceylan avlamış aslan

Bu bölümden bir dişi aslanın kemiklerinin sergilendiği bölüme geçiliyor. Ekim, aslanın öyküsünü “2011 yılında bir hayvanat bahçesinde ölen bu aslan, organları çıkartılarak kemikleri temizlendi. Kemikleri tek tek ayıklandı, kaynatıldı. Her bir kemiği tellerle birleştirilerek yapıştırıldı. 3-4 aylık bir sürecin sonucunda bugünkü halini aldı” sözleriyle anlatıyor. Aslanın ağzında ise ceylan kemikleri yer alıyor. Üniversite hastanesine gelen ancak kurtarılamayan ceylanın kemiklerini sergilediklerini anlatan Ekim “Bu ceylanın kemikleriyle de burada ceylan avlamış aslan konsepti oluşturduk” diyor. Bu bölümde deve kuçu, koyun gibi hayvanların kemikleri de yer alıyor. 

Truman’dan İnönü’ye hindi kemiği

Kemik parçalarını incelerken bir parçanın dikkatini çektiğini aktaran Ekim, “Parçanın altında ‘Bu hindi 1945 yılında Amerikan Başkanı Harry Truman tarafından Reis-i Cumhur İsmet İnönü’ye hediye edilmiştir ve tavukçuluk araştırma enstitüsünde kullanılmıştır’ yazıyor. İnönü bu hindi öldükten sonra kadavrasını veterinerlik fakültesine araştırmalar için devrediyor” diyor. Buradan çocukların ders çalıştıkları bölüme geçiliyor. Burada 1843’ten kalma kemikler ve çocukların boyadığı hayvan kemikleri sergileniyor. Bu bölümden de serginin ikinci salonuna geçiliyor.

Çift başlı buzağı

İkinci salonda çocukların müfredatına göre hazırlanmış parçalar yer alıyor. Sergilenen örnekler “Sindirim Sistemi, Solunum Sistemi, Dolaşım Sistemi” şeklinde sıralanıyor. Burada köpek midesi, at midesi gibi hayvanların organları yer alıyor. Burada sergilenen örneklerin “Plastinasyon” adlı bir teknikle hazırlandığını söyleyen Ekim, “Bu teknikle yapılan örnekler kokusuz, insan sağlığına zararsız ve dayanıklı oluyor” diyor. Bu bölümde ayrıca ceylan, at, köpek, lama fetüsü gibi örnekler de yer alıyor. Fetüslerin yanında ise çift başlı buzağı ve yapışık buzağı örnekleri de yer alıyor. Deniz hayvanlarının yer aldığı bölümde pirana, vatoz ve kedi balığı gibi hayvanlar sergileniyor.

Dünyanın en büyük tarantulası

“Müzenin ziyaretçileri arttıkça bağışlanan parçalar da artıyor” diyen Ekim, dünyanın en büyük tarantulasının öldükten sonra müzeye bağışlandığını ve mumyalanarak sergilendiğini anlatıyor. Tarantulanın yanında iguana ve yılan gibi hayvanlar da yer alıyor. Buradan doldurulmuş hayvanların olduğu bölüme geçiliyor. Bu bölümde doldurulmuş bir kaplan ve aslan sergileniyor. Ayrıca zürafa, kurt ve kuşlar da yer alıyor. 

1700’lü yıllardan anatomi kitabı

Müzenin son bölümünde ise atölye yer alıyor. Burada; müzede sergilenen eserlerin nasıl yapıldığı, yapılırken hangi aletlerin kullanıldığı görülüyor. Ayrıca 2. Dünya Savaşı için üretilmiş tıbbi malzemeler, 80-100 yıllık anatomik malzemeler ve üniversitenin ilk ana bilim başkanının telefonu gibi parçalar da sergileniyor. 1700’lü yıllara ait anatomi kitapları da bu bölümde yer alıyor. ANKARA