Üç virtüözle çıkılan oda müziğinin doruğu

İş Sanat'ta, Academy of St Martin in the Fields, Joshua Bell, Steven Isserlis ve Ian Brown'un üst üste iki gece verdikleri konserler, dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.

10 Mart 2011 Perşembe, 09:09
Abone Ol google-news

Londra’da bir kilisede başlayan müzikal serüvenlerine, dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği yankı uyandıran konserleriyle devam eden Academy of St Martin in the Fields, oda müziği ve eşlikteki yüksek düzeyini İstanbullu müzikseverlere bir kez daha gösterdi.

Orkestra, 7 ve 8 Mart akşamı sıra dışı üç virtüözle seslendirdikleri üçer eserlik iki ayrı programda  J. Haydn Senfoni No: 13, L. v. Beethoven Senfoni No: 4, J. Brahms Keman ve Çello için İkili Konçerto, Op.102, P. I. Tchaikovsky Çello ve Yaylı Çalgılar için Andante Cantabile, P. I. Tchaikovsky Souvenirs de Florence ve L. v. Beethoven Keman, Çello ve Piyano için Üçlü Konçerto Konçerto, Op. 56 çaldılar. Orkestranın her eseri ayrı bir virtüöz yönetiminde çalarken gösterdikleri uyum benzersiz güzellikteydi.

Türkiye'de pek tanınmayan çellist Steven Isserlis hem sazı hem de çaşırtıcı güzellikteki yorumlarıyla gönülleri fethetti. Çok genç yaşından beri ilgi ve beğeniyle izlediğimiz Joshua Bell orkestranın daimi şefi ve solisti olmaya çok yakıştı. 1991’den beri Türkiye’de başarılı konserler veren Bell, 19 yaşında il plağını yaptı bu orkestrayı çok yakından tanıyor. Piyanist, şef Ian Brown solistliği kadar büyük oda müziği orkestrası yönetmedeki deneyimini Brahms’ın İkili Konçertosu’nda gösterdi. Son konserde Bell ve Isserlis’e piyanoda eşlik eden Ian Brown ile birlikte seslendirilen Beethoven’ın Üçlü Konçertosu sıradışı buluşmanın unutulmaz bir yorumu, son noktasıydı. Ne yazık ki, iki gece de sanatçılar ve orkestra alkışlara bisle cevap vermediler. İş Sanat, sanatseverlerden yaşattığı bu klasik müzik olayı için büyük takdir aldı. İş Sanat’ın bir artısı da 75, 65, 50 kademeli ve 40 indirimli bilet fiyatlarıydı.

Sanatseverlere İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın fiyatlarıyla karşılaştırıldığında gayet makul göründü; “Sanat ile gelir arasında aşılması mümkün olmayan uçurum yaratmıyor.” dendi.