Yatıştıran duygularla... Feridun Andaç’ın yazısı...

Bir yanıyla zamanın ruhunu anlatırken Fitzgerald; kendi deneyimlerinin, yaşama seyrinin taşıdığı gerçeklik duygusunu metinlerinin dokusuna sindirir. İşte orada Fitzgerald’ın yaşam - yazı eksenindeki izleksel coğrafyasında karşımıza çıkan yaşama arzusu kayıp bir bakışın da simgesidir. Hayal kırıklıklarıyla örülen yaşamın izleri her bir anlatısına siner. Sıra dışı olanı gösterirken, yenilgilerin ve ‘çağ’ın gerçekliklerini anlatır.

30 Ekim 2020 Cuma, 15:33
Abone Ol google-news

İlk okumada, size, yazmanın her türlüsüne açık bir yazar izlenimi verir Francis Scott Fitzgerald. Bunu, 1920’de yayımladığı ilk romanı “Cennetin Bu Yakası”nda gözleyebiliriz. Öyle ki; romanın kurgusu, anlatımı, hikâyesi anlatılan Amory Blaine’in sürükleniş öyküsünde gözlediğimizdir. Burada kendinden yola çıkan anlatıcı “caz çağı” gerçeğine dönük düşüncelerini dile getirir. Onun bildiği, açık olduğu, hatta yaşadığı dünyanın ruhu ilkin bu romanında kendini gösterir.

1925’te yazacağı başyapıtı “Muhteşem Gatsby” nin sesini adeta hissedersiniz. Seçkinci bakışı, aristokrasiye olan özeni, ahlakçı tutumu onu üslupçu bir anlatıcı olmaktan alıkoyar. Anlatısının parıltısını hissedersiniz ama sözünün ardı kesilir. Onu aşağı çekenin ne olduğunu ise daha çok öyküleri ele verir.

Oysa “Muhteşem Gatsby”, bir çağa bakışın, oradaki zamanın ruhunu yansıtışın anlatışı olarak çıkar karşımıza. Yeni ve özgündür. Orada Fitzgerald’ın sesi/duyuşu/algısının (anlatıcı olarak) tınısı vardır ki; o ses ki başlar ve aynı ritm/dengede sürer. Dokuz bölümden oluşur roman... Varoluş ve tükeniş öyküsünü dile getirir.

Yaşanan “çağ”ın neredeyse bütün özellikleri romana yansır. “Rüya gibi bir hayat” dediğimizin romana yansıyan her bir görüntüsü, ister istemez savaş sonrası çağın, yani “yeni Amerika” nın soluduğu zamanı içerir. İleride adlandırılacak olan “Amerikan rüyası”nın da simgesidir Gatsby.

Romandaki anlatıcı - ses, Fitzgerald’ın içselleştirdiği benliğinin/hikayesinin romana yansıyan (karşılığını da bulan) sesidir. İnandırıcıdır, etkileyiciliği de oradan gelir.

O GÜNDEN SONRA...

Onun anlatısında simgeleşen, hatta mitik olarak nitelendirilen uçarı hayatın yansıları bir zaman sonra “Amerikan rüyası” nın söylemine dönüşecektir. “Etkileyici kaynak” diye nitelendireceğimiz ise onun üslubundansa, bakış açısıdır.

Caz çağının sesi/soluğu olabilen bir anlatıcının bakışına sinenleri gözlerken, karşımızda bilinci/algısı açık bir yazarın sesini buluruz. İlginç olanı görebilen, kendi yaşantısındakini de bunlara katarak anlatan Fitzgerald; aynı zamanda yazdığını da tüketen biridir. Gördüğünde kal(a)mayan, hissettiğinde yaş(a)mayandır artık.

1929’un tükenişine tanıklığı, romanında anlattığı “çağ”ın nasıl kayıp zamana dönüştüğünü de gösterir. Kendinde olanı/olmayanı, hatta yaşanabilecekleri de hissedip yansıtandır. Fitzgerald, anlatıcılığına tarih koyup adlandırandır da... Ustalaştıkça ağırlaşan bir anlatıcıdır.

Gatsby’nin kazanma hırsı ondaki bu “ağır”lığın karşıtını simgeler. Yani yaşama koşuşunun sürüklenişi tutkuları da tüketir... Yaşanan hırs, öfke, kazanma arzusu, başarı hazzı bir bakıma dönemin başat müziğinin ritmini hatırlatır. Dinlediğimizde orada bulduğumuz devinim yaşama hızını da hatırlatır bize. O andan kopuş, ama oradaki acı ile hazzın birlikte yaşanışı...İşte Fitzgerald, o iki uçta tutar anlatısını. Ve sese de kulak verir. Çınıltısını anlatılarına serpiştirir.

YÜKSELİŞ VE DÜŞÜŞ

1918’de Zelda Sayre ile tanışması yaşamının seyrini değiştirecektir... İniş - çıkışlı bir hayatın başlangıcıdır bu. İlk romanı “Cennetin Bu Yakası”nı yayımlaması (1920) onun adını edebiyat çevrelerine taşır, gene de bungun ve mutsuzdur. Paris’e sürüklenişi ona “Muhteşem Gatsby”yi yazdıracaktır. (1924/25) Önünü açabilecek bir adamdır, ilgi de görür roman. Ama Zelda ile yaşadığı medcezir, ardından yazmaya başladığı “Sevecendir Gece” (1927) romanının seyrini de etkileyecektir.

Onlar için yeni bir sürükleniş başlar Avrupa’da. Zelda’nın hastalığı iyice nüksedince, tutunamayıp Amerika’ya dönerler (1932). Sonun başlangıcına gelmişlerdir artık. Caz çağı da sona ermiştir. Zelda’ya şizofren teşhisi konmuştur.

Hastanede yatarken otobiyografik romanı “Valsi Bana Sakla” yı yazmaktadır. Fitzgerald ise “Sevecendir Gece”yi yayımlamış, borç ve alkolle cebelleşmektedir. Hollywood’da senarist olarak çalışmaya başlar. Her şey hayatlarından kayıp gitmektedir. Bu derin çözülme her ikisinin de tükenişini hazırlar. İki uçarının “caz çağı” nı simgeleyen yaşayışları onların yazdıklarına da yansımıştır elbette.

KAYBEDENLER...

Bir yanıyla zamanın ruhunu anlatırken Fitzgerald; kendi deneyimlerinin, yaşama seyrinin taşıdığı gerçeklik duygusunu metinlerinin dokusuna sindirir. İşte orada Fitzgerald’ın yaşam - yazı eksenindeki izleksel coğrafyasında karşımıza çıkan yaşama arzusu kayıp bir bakışın da simgesidir.

Kuşkusuz Fitzgerald’ın “gençlik takıntısı” dönemin gerçekliğine uygun bir bakışın yansısıdır... Hayal kırıklıklarıyla örülen yaşamın izleri her bir anlatısına siner. Bize sıra dışı olanı gösterirken, yenilgilerin ve o hayal kırıklıklarının yaşandığı “çağ”ın gerçekliklerini anlatır. Kaçınılmaz olanın insanları sürüklediği trajediyi öne çıkarır Fitzgerald. Dağılan, çözülen bir dünyanın anlatıcısı olarak çağının altüst oluş öyküsünü “Muhteşem Gatsby” de hicvederek karşımıza çıkarır.

İlk romanı “Cennetin Bu Yakası” bir bakıma buraya gelişin işaretlerini verir. Romanın kahramanı Amory Blaine, itirazları olan aykırı biridir. İçinden geçtiği zamanın onun üzerindeki etkileri, bölünmüş benlik sanrıları Fitzgerald’ın anlatıcılığının kayda değer özellikleri olarak öne çıkar. Çağın getirdiği bunalım bireylerin ruhsal sarsıntılar yaşamasına neden olur. Amory’nin öyküsüyle Gatsby’ninkini buluşturan da işte o çağ yangınıdır, altüst oluştur.

Büyüme, dönüşme, olgunlaşma... Bir bakıma kendi hayatına iz düşüren bir gerçeklik olarak romanlarında öne çıkar. İlk romanındaki özyaşamsal izler “Muhteşem Gatsby” ile “Sevecendir Gece” de de sürer. Toplumun giderek masumiyetini nasıl yitirdiğini çizdiği karakterler üzerinden yansıtır.

OKUMA ÖNERİLERİ

FRANCIS SCOTT FITZGERALD

• Muhteşem Gatsby, Çev.: Hasan Fehmi Nemli, 2016, İletişim Yay., 226 s.

• Sevecendir Gece, Çev.: Hasan Fehmi Nemli, 2014, İletişim Yay., 430 s.

• Caz Çağı Öyküleri, Çev.: Dilara Erdem, 2018, Vakıf Bank Yay., 400 s.

• Bir Yazarın Öğleden Sonrası, Çev.: Sibel Kuşca Güngörmedi, 2017, Timaş Yay., 252 s.

• Cennetin Bu Yakası, Çev.: Ayşegül Pomakoğlu, 2017, Maya Yay., 311

• Zelda Fitzgerald: Son Valsi Bana Sakla, Çev.: Alev Bulut, 2016, Can Yay., 280 s.

• Therese Anne Fowler: Zelda Fitzgerald’ın Romanı, Çev.: Omca Korugan, 2014, Doğan Kitap, 448 s.