Yazar Umberto Eco yaşamını yitirdi

"Gülün Adı" ve “Foucault Sarkacı" adlı romanlarıyla dünya çapında ün kazanan İtalyan yazar, bilim adamı, eleştirmen ve düşünür Umberto Eco, 84 yaşında yaşamını yitirdi.

20 Şubat 2016 Cumartesi, 09:01
Abone Ol google-news

Aynı zamanda Ortaçağ estetiği ve göstergebilim uzmanı olan Umberto Eco'nun ölüm haberini, İtalyan La Repubblica gazetesi duyurdu. 

Buna göre, bir süredir kanser tedavisi gören ve çağdaş kültürün en önemli isimlerinden biri olan Umberto Eco, yerel saatle dün akşam saat 22.30 sıralarında evinde yaşamını yitirdi.

20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden kabul edilen Eco, birçok uluslararası ödüle ve İtalya, Fransa ve Almanya'dan devlet nişanlarına sahipti.

Son olarak “Sıfır Sayı" adlı kitabı yayımlanan Eco'nun eserleri pek çok dile çevrilmişti.

1980 yılında yayımlanan “Gülün Adı", Sean Connery'nin başrolünü üstlendiği bir filmle beyaz perdeye aktarılmıştı.

1932 yılında İtalya'nın Alessandria kentinde doğan Umberto Eco, 1971 yılından bu yana Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaktaydı.

Umberto Eco Sözleri:


Apt?l d?vr?nışl?rınd? y?nılm?z. M?ntık yürütmede y?nılır. Apt?l şöyle der: Bütün köpekler evcil h?yv?nl?rdır, bütün köpekler h?vl?r; kediler de evcil h?yv?nl?rdır; demek ki onl?r d? h?vl?r. Y? d?, bütün Atin?lıl?r ölümlüdür, bütün Pireliler de ölümlüdür; demek ki bütün Pireliler Atin?lıdır. Ki bu, doğrudur. Am? r?stl?ntı ol?r?k. Apt?l doğru bir şey söyleyebilir; ?m? y?nlış m?ntık yürüterek. İns?n y?nlış şeyler söyleyebilir; yeter ki doğru m?ntık yürütsün. / Umberto Eco


Bence, edebiy?tın gücü, bir metnin, hiçbir z?m?n tümüyle tüketilmeksizin durm?d?n f?rklı okum?l?r üretebilmesindedir. / Umberto Eco


Sevgi, seveni sevilenle bi? kıla?; sevgilile? he?hangi bi? biçimde bi?leşmek iste?le? ve sevgi, bilinçli bilgiden daha çok bili?. / Umberto Eco


İnsan soyunun yenilenmesinden ?uhani meclisle? ve sa?ayla? söz ediyo?sa eğe?, buna inanma. / Umberto Eco


Kütüphanenizin kucağında hiç üşümeyeceksinizdi?. He? halüka?da, cahilliğin dondu?ucu tehlikele?inden ko?unmuş haldesinizdi?. / Umberto Eco


Basit insanla?ın yaşamı, bilgiyle ve bizi bilge kılan uyanık bi? ayı?t etme duygusuyla aydınlatılmamıştı?. Hastalık ve yoksulluk altında ezilmişti? onla?ın yaşamı; bilgisizlikle dili bağlanmıştı?. / Umberto Eco


İyi ile kötü ?r?sınd?ki çizgi son derece incedir; birileri için iyi ol?n b?şk?l?rı için kötü s?yıl?bilir. K?dim öykülerde de bir peri ile bir c?dı ?r?sınd?ki f?rk s?dece y?ş ve güzellikten ib?rettir. / Umberto Eco


Gü?ültü patı?tının a?dından sessizlik geli?. / Umberto Eco


Aydınlanmış entelektüel ahlakın vazgeçilemez koşulu, tüm inançla?ı, hatta bilimin mutlak ge?çek dedikle?ini de eleşti?iye tabi tutmaktan geçe?. / Umberto Eco


Öyle bir ?n geliyor ki, ins?nın içinde bir şeyler kırılıyor; ne enerji ne istek k?lıyor. / Umberto Eco


Bizle? kitapla? için yaşıyo?uz. Ka?gaşa ve yozlaşmanın egemen olduğu bi? dünyada hoş bi? gö?ev bu. / Umberto Eco


Gençle? a?tık hiçbi? şey öğ?enmek istemiyo?la?, bilim ge?iliyo?, tüm dünya tepetaklak olmuş, kö?le? kö?le?i yönetiyo? ve onla?ı uçu?uma sü?üklüyo?la?, kuşla?, daha uçmayı öğ?enmeden yuvadan ay?ılıyo?, eşekle? çalıyo?, öküzle? oynuyo?. / Umberto Eco


Gerçek bölünmez bir bütündür; kendi s?yd?mlığıyl? pırıl pırıl p?rl?r ve kendisinin bizim çık?rl?rımız y? d? ut?ncımız t?r?fınd?n eksiltilmesine izin vermez. / Umberto Eco


İnsan ilk sefe?inde dikleşmeyi sağlayamazsa, bütün bi? ömü? boyu iktida?sız kalı?. / Umberto Eco


Bana, ıssız bi? adaya düşmüş olsam yanıma hangi kitabı alacağımı so?anla?a şu yanıtı ve?iyo?um: Telefon ?ehbe?i; ?ehbe?deki bütün o ka?akte?le?le sonsuz öyküle? ya?atabili?im. / Umberto Eco

Ölüm; yolcunun dinlenmesi, tüm ç?b?l?rın sonudur. / Umberto Eco


Milyonla?ca ge?çek kişinin a?ala?ında pek çok çocuk olmak üze?e açlıktan ölmesi ka?şısında insanla?ın fazla ?ahatsız olmaması, ama Anna Ka?enina'nın ölümü ka?şısında ıstı?ap çekmesi ne anlama geli?? Asla va? olmadığını bildiğimiz bi? kişinin kede?ini de?inden paylaşmamızın anlamı nedi?? / Umberto Eco


Balkanla?ın ko?kunç bi? sosyal bellek p?oblemi va?. Çünkü onla?ın İtalya ve F?ansa'dan daha fazla dev?imi va?. / Umberto Eco


Kit?plık: C?nlı bir nesne, bir ins?n zihninin yönetemeyeceği güçlerin b?rın?ğı, birçok zihinden çıkmış, onl?rı üreten y? d? iletenlerin ölümünden sonr? d? v?rlığını sürdüren bir gizler h?zinesi. / Umberto Eco

İns?n kendine özgü şekilde ol?ğ?ndışı bir y?r?tıktır. Ateşi keşfetti, şehirler inş? etti, muhteşem şiirler y?zdı, düny?y? çeşitli yoruml?r getirdi, mitolojik imgeler y?r?ttı. Am? ?ynı z?m?nd? hemcinslerine s?v?ş ?çm?kt?n, çevresini yok etmek gibi y?nılgıl?r? düşmekten bir türlü v?zgeçmedi. Ter?zinin bir kefesine yüksek zihinsel meziyeti, öbür kefesine ?pt?llığı koyduğunuzd? neredeyse dengede k?lır. / Umberto Eco

İşte Umberto Eco’nun Ağustos 2015’te Tempo’da yayınlanan, dünyadaki “öfke hareketlerine” dair bir yazısı:

KATI OLAN HER ŞEY ‘AKIYOR’

Sosyolog-filozof Zygmunt Bauman ve Carlo Bordoni'ye göre devletler hızla krize giriyor, onlar krize girdikçe referans noktasını kaybeden bireyler çözümü ne pahasına olursa olsun, görünmekte ve tüketimde buluyor. Sonuçta da ortaya akışkan bir toplum ve onun tezahürü öfke hareketleri çıkıyor. Bu hareketler ne istediklerini değil ne istemediklerini biliyor. Akışkanlığın üstesinden gelmenin ise tek bir yolu var:
Farkında olmak.

Modernlik ya da ‘akışkan’ toplum fikri, bilindiği üzere, Zygmunt Bauman’a ait. Söz konusu kavramın farklı içermelerini anlamak isteyenler için, Bauman ve Carlo Bordoni’nin, bu ve diğer sorunları tartıştıkları ‘State of Crisis’ adlı kitap yararlı olabilir.

Akışkan toplum, 'Post-modern' (ki bu mimariden felsefe ve edebiyata dek farklı disiplinlerin, her zaman tutarlı olmayan şekilde aynı çatı altında toplandıkları ‘şemsiye’ terimdir) diye adlandırılan akımla ortaya çıkmaya başladı. Post modernizm, dünyaya belli bir düzen modelini uygulayabileceklerini düşünen ‘büyük anlatıların’ krizini belirledi, geçmişin ironik ya da oyuncu yorumlarıyla ilgilendi ve farklı şekillerde nihilist dışavurumlarla kesişti. Ama Bordoni için postmodernizm de düşüş aşamasında. Ona göre bu geçici özellikteydi, farkında olmadan içinden geçtik ve bir gün pre-romantizm olarak incelenecek. Postmodernizm yapım aşamasındaki bir olguyu işaret etmeye yaradı, moderniteden henüz adı konmamış bugüne geçişi sağlayan bir tür gemiydi.

Bauman için doğmakta olan bugünün özellikleri arasında, devlet krizi (Süper devlet güçlerinin kuvvetleri karşısında ulusal devletlere hangi karar özgürlüğü kalıyor?) sayılabilir. Çağımızın değişik sorunlarını homojen biçimde çözebilme olanağını garantileyen bir varlık yok oluyor ve onun krize girmesiyle ideolojilerin, siyasal partilerin ve bireyin, kendisine ihtiyaçlarını yorumlayan bir şeye ait olduğunu hissettiren değerler topluluğuna başvurabilmesi için gereken mekanizmaların krizi beliriyor.

Topluluk kavramının kriziyle, kimsenin artık yoldaş olmadığı, korunması gereken birer hasım olduğu, durdurulamaz bir bireycilik su yüzüne çıkıyor. Bu öznelcilik, modernitenin temellerini sarsıyor, onu kırılganlaştırıyor ve ortaya, bir referans noktası olmadığından her şeyin akışkanlaştığı bir durum çıkıyor. Adalete güven yitiriliyor (yasama kurulu düşman gibi görülüyor) ve referans noktasından yoksun birey için tek çözüm ne pahasına olursa olsun görünmek, değer olarak görünmek ve tüketim oluyor. Ancak bu, tatmin edecek arzunesnelerine sahip olmayı hedefleyen değil, onları hemen arkaik kılan bir tüketim ve birey bir çeşit amaçsız bulimia hastası misali bir tüketimden diğerine geçer (yeni cep telefonu eskiye nazaran bize çok az haz verir ama eskisi, arzu orjisine katılmak üzere parçalanır).

GELGEÇLİK SÜRECİNDE TOPLUM

Birileri siyasi partileri artık oyları kontrol eden, sundukları fırsatlara göre onları seçen bir demagog ile bir değnekçibaşının ve bu, zübükleri bile anlaşılabilir kılıyor- bindiği taksiye benzetiyor. Sadece bireyler değil toplumun kendisi sürekli bir gelgeçlik sürecinde yaşıyor.

Bu akışkanlığın yerine ne konabilir? Henüz bilmiyoruz ve bu yöneticisiz dönem yeterince uzun sürecek. Bauman (yukarıdan, devletten ya da devrimden gelecek kurtuluşa inancın yok olmasıyla birlikte) öfke hareketinin yöneticisiz dönem özelliğine sahip olduğunu söylüyor. Bu hareketler ne istediklerini değil ne istemediklerini biliyorlar. Ve kamu düzenini sağlayanların Kara Blok ile ilgili sorunları artık onları, anarşistler, faşistler, Kızıl Tugaylar gibi etiketleştirememeleri. Kimse onların ne zaman ve hangi yönde hareket edeceklerini bilemiyor. Kendileri bile.

Akışkanlığın üstesinden gelmenin yolu var mı? Var, anlaşılmak ve belki atlatılmak için yeni araçlara gereksinim duyan akışkan bir toplumda yaşadığımızın farkında olmak. Ama sorun şu ki, siyaset ve büyük ölçüde aydınlar henüz bu olgunun kapasitesini anlayamadı. Bauman şimdilik ‘çölde bağıran bir insanın sesi’ olarak kalıyor.