Yeraltında şehir turu

Le Monde diplomatique gazetesinde ekip olarak bir geleneğimiz var. Her ay gazete matbaaya gittikten sonra peynir, şarap eşliğinde yorguluk atılır, sohbet edilir. Yine o günlerden birini yaşıyoruz.

22 Mart 2020 Pazar, 02:30
Yeraltında şehir turu
Abone Ol google-news

Hava karardı saat 19.00’u gösteriyor. Paris’in yeraltı tünellerini iyi bilen yazıişlerinden arkadaşımız Vincent, bizleri Paris’in altındaki derinlikleri gezmeye davet ediyor. Paris’in otuz metre altına inerek şehrin yeraltı tünellerini dolaşmak oldukça heyecanlı ve bir o kadar ürkütücü. Ayaklarınızda çizme, başınızda kask, elimizde fener ile Danfert- Rochereau girişinden su kuyusuna iner gibi demir merdivenlerden ilerleyip gezimize başlıyoruz. Tünelin içinde 6 milyon kişinin kalıntılarının bulunduğu ünlü mezarlık da var. 

İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris tehdit altındayken ordu, hava saldırıları sırasında demiryolu trafiğinin sürekliliğini sağlamak için Gare de l’Est altında bir düzenleyici istasyon inşa etmeye karar veriyor. Paris tamamen Alman işgali altındayken 1941’de büyük gizlilikle bitirilen 120 metrekarelik bir sığınak da buraya yapılmış. 

Paris Operası’nın altındaki tünellere doğru ilerliyoruz. Tüneldeki göl, Opera Garnier’in bodrumu denince akla ilk gelen o ünlü  “Operadaki Hayalet” eseri olsa gerek... Paris’in yeraltını dolaştıkça saklı bir tarihe tanık oluyoruz. Tünellerin uzunluğunun toplamda 30 kilometreyi bulduğu söyleniyor, hepsini bu akşam gezmemiz zor. Ama duraklarımız arasında Portedes Lilas metro istasyonu da var. Paris’in yeraltı geçitleri aynı zamanda terk edilmiş 18 metro istasyonunu barındırıyor. Bunlar arasındaki Porte des Lilas, film sahnelerine de yansıyan yerlerden. 

300 BİN ZİYARETÇİ

Şimdi sırada ürkütücü görünen dünyanın en büyük yeraltı mezarlığı var. 1179 yılında Paris’in merkezinde bulunan mezarlık, asırlar sonra başkentin en büyük mezarlığı haline gelir. Ardından Paris’in en gözde yerindeki bu mezarlığın etrafı inşaatlarla çevrilmeye başlanır. 1842’den 1860’a kadar süren çalışmalar sonucu buradaki naaşlardan geriye kalanlar yeraltı mezarlığına taşınır. Mezarlığın duvarı bile ölülerin kafatasları ile örülmüş... Yeraltı mezarları her yıl 300 bin turist tarafından ziyaret ediliyor. Yerin 30 metre altındaki bu tüneller savaş zamanı bombardıman altında kalan birçok Parisli için önemli bir sığınak olmuş. Şimdi ise Fransa’nın birçok yerinde olduğu gibi başkentte de korku büyük. Bu kez endişe koronavirüs salgını tehdidi. Virüsün ilk başladığı günlerde kendimizce küçük önlemler almaya başlamıştık. El sıkmadan, fiziki temasta bulunmadan selamlaşıyor, akşamları restoranlara gitmemeye özen gösteriyorduk. Ancak önlemler yeterli olmadı, aradan geçen haftalarla birlikte virüs yayıldı. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Fransa’da hayat adeta durdu. Hayalet şehir görüntüsüne bürünen Paris’in ünlü Şanzelize caddesindeki ışıltılı mağazalar, kafeler kapalı. Tanıdıklarla telefonla haberleşmeye dönen sohbetlerde “Paris’te artık aşk yok virüs var, şarap ile peynirlerimizi bol aldık ve evlerimize çekildik” sözleri hâkim...

 Şimdi dünyayı kasıp kavuran bu virüs vahşi kapitalizmin çarklarını, yol açtığı hasarları, sistemin  böyle bir krizle baş edemeyecek olduğunu gözler önüne seriyor...  Zengin, yoksul demeden herkese aynı gemide olunduğunu hatırlatıyor. Virüsten kurtulmak zor bir savaşla olacak... Dünyanın bütün ülke halklarının birlikte vermiş olduğu bu mücadeleyle birlikte sorulardan biri de şu; savaş, çatışma, yoksulluk döngüsündeki ülkelerde yaşanan zorluklara, salgın hastalıklarla yaşanan kayıpları karşı diğer ülkeler artık gözlerini, kulaklarını kapalı tutmayı sürdürücek mi... Yaşanan bu süreç gelişmiş ülkeleredeki halkların artık daha duyarlı olmalarını sağlayacak mı... Hep beraber göreceğiz...

[email protected]