Yobaz yaktı devlet baktı

Askerlerin otel bölgesine geldiğini görünce Aziz Nesin’in yanına gittiğini anlatan yazar şair Hidayet Karakuş katliamın göz göre geldiğini söyledi.

02 Temmuz 2019 Salı, 22:02
Abone Ol google-news

Sivas Katliamı’ndan eşiyle birlikte son anda kurtulan şair yazar Hidayet Karakuş, 33 aydın ve sanatçının ülkenin ve dünyanın gözleri önünde diri diri yakıldığını, devletin katliama seyirci kaldığını vurgulayarak 26 yıl sonra yaşadıkları travmanın etkisinden kurtulmadığını belirtti. Madımak katliamından sonra “Ateş Mektupları” şiirlerini daha sonra “Şeytan Minareleri” romanını yazan Karakuş, “2 Temmuz 1993’te devletin gözü önünde gerici yobaz kalkışma sonucu insanlık suçu işlenmiş, yobaz yakmış, devlet bakmıştır” dedi.

İlk gün güneşli, neşeli bir Sivas günü yaşadıklarını, her şeyin normal seyrinde devam etiğini ancak ikinci gün kentte ve Madımak otelinin çevresinde hareketlenmeler olduğunu anlattı. Olayın hiç bu kadar büyüyeceğini düşünmediklerini, güvenlik güçlerinin gelip kendilerini kurtaracaklarını beklediklerini belirten Karakuş şöyle konuştu: “Bir gün öncesinden otele giderken PTT’nin önündeki kaldırım taşları sökülüp bir kenara yığılıyordu. Bunları sonradan düşünüyorsunuz, o an aklınıza bir şey gelmiyor. Böyle olacağı tahmin edilmiyordu. İşin içinde devlet var, Kültür Bakanlığı var. Otele ilk taş saat 14.10 sıralarında düştü. Ondan sonra yağmaya başladı. Otelde bütün camlar aşağı indi, beş, altı saat taşlandık. İçeride kaygı, korku içinde beklerken ‘Şeriat gelecek laiklik bitecek’, ‘Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak’, ‘Hain vali şeytan Aziz’ diye sloganları duyuyorduk.”

‘Aziz abi asker geldi’
Otelin içinde önlemler alındığını, çıkış yolu arandığını, gelen askerlerin çok az sayıda olduğunu ve on binlerce kişiyi kontrol edemediğini belirten Karakuş, adım adım katliama gidildiğini aktardı. Karakuş şöyle devam etti: “Yangın merdivenin kullanalım dedik, ama kapısı kilitliydi. Anahtarı bulsak bile caddeye çıktığı için gidemezdik. Kısacası 15.30 sıralarında Temel Karamollaoğlu’nun ‘Gazanız mübarek olsun, artık dağılalım, gereken tepkiyi gösterdik’ dediğini duyduk. Otel daha sonra ateşe verildi. Askerler geldikten sonra Aziz Nesin’in yanına gittim; ‘Aziz Abi asker geldi’ dedim. ‘Gerçekten geldi mi?’ dedi. Kuşkucu biriydi, doğru sezgileri vardı. 15.00 sıralarında Aziz Nesin, Erdal İnönü ile görüştü. Arif Sağ Ankara’da ulaşabildiği herkese ulaştı. Erdal İnönü’nün söylediği şey şu; ‘Sakin olun, devlet yanınızdadır’ falan. Ama ne yazık ki biz o devleti yanımızda göremedik o zaman. 15.30 sıralarında dünya ile bağlantılarımız kesildi. O gün yanımda eşim olmasaydı ben de ölmüştüm. Çünkü yanında eşi olmayan arkadaşlar; Asaf Koçak, Behçet Aysan, Metin Altıok, Erdal Ayrancı, Uğur Kaynar pek çok insan merdivende barikat kurdular. Merdivende oturan nişanlı çocuklar vardı, semah dönenlerden vardı. Onları korumak için otele yapılacak saldırıyı merdivenlerde püskürtmek için barikat kurmuşlardı. İlk hayatını kaybedenler de onlar oldu. Çünkü aşağıda ilk yangın başlayınca karbonmonoksit gazı bir baca gibi merdivenlerden yükseliyor, beş dakika içinde zaten boğuyormuş. Gazın özelliği o.”

‘Müzeyi çok gördüler’
Devletin Madımak Katliamı ile bir türlü yüzleşmek istemediğini, daha çok unutulması için çaba harcandığını belirten Karakuş şu şekilde konuştu; “Bir saat içinde gelinebilecek bir Sivas’a devlet ertesi gün geldi. İki otel görevlisi ile birlikte 35 insan ölmüş, ama devlet seyirci kalmıştı. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta tam da bir gerici, yobaz kalkışma yaşandı, canlarımız yitip gittiler. Ne adalet yerini buldu, ne gerçek suçlular yakalanıp, yargılandı. Katliam zanlılarından Cafer Erçakmak aranıyordu ama öldükten sonra emniyete yüz metrede yaşadığı ortaya çıktı. Katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri burasını utanç müzesi olsun istedi, devlet bunu bile çok gördü” dedi.