Zafer yolunda adım adım-4

Gazeteci, Hacıanestis’e “Cepheyi gezdiniz, Mustafa Kemal’i gördünüz mü” diye sormuştu. O da şımarık bir şekilde, bir soruyla karşılık vermişti: “Ne? Mustafa Kemal mi? Ben öyle bir komutan tanımıyorum.” Bu cevap bir yere kaydedilmişti. Tümen subay ve erleri kahramanlık abidesi gibiydi. Yaralı asker ancak arkadaşından ayrı kalınca üzülüyordu. Mehmetçiğin sıkıntısı, kaçan Yunan askerlerini kovalamaktan çok, çarıksız kalmaktı. O asil askerlerle övünmeliyiz. İnanılmaz bir ruh hali egemendi. Komutanlar hep ön saflardaydı. Ayrıca Yunan askerlerinin köyleri yakıp yıkması, köylülere eziyet etmesi, kadınların ırzına geçmesi askeri inanılmaz ölçüde vazifesine yöneltiyordu.

28 Ağustos 2020 Cuma, 06:00
Zafer yolunda adım adım-4
Abone Ol google-news

- Türk ordusu zafere ne kadar yakın artık? Bugünün gündemi ne? Biz şu anda neredeyiz?

Hedefe doğru gidiyoruz ama daha çok mesafe kat etmek gerekiyor. Bugünün gündemi Yunan ordusunun ne yöne çekileceği idi. Afyon bölgesinde cephesi yarılan ve geri çekilmeye başlayan Yunan kuvvetleri hangi genel istikamette çekilecekti? İzmir istikametinde mi, Eskişehir doğrultusunda mı? Batı Cephesi Komutanı’nın beklentisi, Eskişehir istikametinde bir çekilmeydi. Anılarında İsmet Paşa o günkü durumu böyle anlatır. Gerçekten makul olan da bu hareket tarzının tercih edilmesiydi. Çünkü böyle bir çekilme Yunan 2. Kolordusu tarafından himaye edilebilirdi. İkinci meşguliyet konusu, Yunan ordusunun genel ihtiyatı olan 2. Kolordu’nun nasıl kullanılacağına ilişkin husustu. Bu kolordunun Afyon istikametinde kullanılması, Batı Cephesi’nin harekâtının gelişmesini etkileyebilirdi. Bu iki konuyla bağlantılı üçüncü husus: Zayıf kuvvetlerle tespit taarruzu yapan 2. Ordu’ya karşı Yunan 2. Kolordusu taarruz ederse hesaplar karışabilirdi. Biz Başkomutanı takip ettiğimiz için bugün Afyonkarahisar’dayız. Bir yandan muharebe sahasında kritik yerleri göreceğiz, bir yandan şehri gezeceğiz. Tabii atalarımızın altında araba yoktu. Hatta askerlerimizin ayaklarındaki çarıklar da delinmişti. Bundan sonra Mehmetçiğin sıkıntısı, kaçan Yunan askerlerini kovalamaktan çok, çarıksız kalmaktı. Bazı anıları okuduğumuzda özellikle ilerleyen günlerde bunun nasıl büyük bir sorun olduğunu anlıyoruz. Tabii ayakkabı beğendiremediğimiz çocuklarımız da bu gerçeği anlasalar iyi olacak. Çünkü tarih bilincinin yerleşmesine her geçen gün daha çok gereksinim halindeyiz.

EMRİ UYGUN BULDU

- Türk komuta heyetinin farklı değerlendirmeleri oldu mu, yoksa herkes hemfikir miydi?

Bugün Türk komuta heyetinin farklı değerlendirmeleri oldu. Bu da bazı karışıklıklar doğurdu. 1. Ordu Komutanı kuzeye doğru bir takip için emir vermişti. 2. Ordu Komutanı kendi gücünün sınırlarını bildiğinden ihtiyatlı davranıyordu. Batı Cephesi Komutanı da Yunan kuvvetlerinin kuzeye çekileceğini ummaktaydı. Ancak çekilmenin kuzeybatıya doğru olduğu saptanınca 1. Ordu’nun Dumlupınar, 2. Ordu’nun Kütahya istikametinde ilerlemesini emretti. Başkomutan da bu emri uygun buldu.

- Başkomutan, Batı Cephesi Komutanlığı’nın emrini uygun buluyor. O emirde ne deniyor?

Özetle şunları diyor:

Düşmanın üç tümenden fazla olan kuvveti Afyon güneyinden kuzeye atılmıştır. Takip edilmektedir. İzmir yolu kesilmiştir. Hangi hatta muharebeyi kabul edeceği belli değildir.

Düşman aralıksız takip edilerek muharebeye mecbur edilecektir.

Düşmanın Çatalçeşme-ResulbabaÇalışlar-Dumlupınar-Toklusivrisi hattını savunması beklenir. Ordular bu hatta doğru ilerleyecektir.

 2. Ordu: Düşmanın Eskişehir ve Kütahya doğrultusunda çekilmesini önleyecektir. İhtiyat 1. Tümen geceden yürütülecektir. Mürettep Süvari Tümeni, Süvari Kolordusu ile birleşecektir.

1. Ordu: Düşmanın İzmir doğrultusunda çekilmesini önleyecektir. 4. Kolordu Ayvalı-Akçaşar bölgesinde toplanarak Oğlanmezarı-Başkimse hattına karşı, 1. Kolordu Düzağaç-Tazılar bölgesinde toplanarak kuzeye ve batıya yönelecektir. 5. Süvari Kolordusu düşmanın çekilme yollarını kesecek, yakın muharebeye girecek ve Altıntaş istikametinde Mürettep Süvari Tümeni ile birleşecektir.

4. Tümen ordu ihtiyatıdır. l Afyon-Altıntaş yolu 1. Ordu bölgesinde kalmak üzere ara hattıdır.

- Bu emrin amacı neydi?

Maksat, düşmanın çekilmeden imhasını sağlamaktı. Kuşatmanın koşulları hazırlanıyordu.

DANIŞIKLI DÖVÜŞ

- Başkomutan’ın Yunan Küçük Asya Ordusu Komutanı Georgios Hatzianestis (Hacıanestis) ile ilgili bir sözü var, burada hatırlatmak iyi olur. Bu, aynı zamanda psikolojik harekâtın bir parçası mıydı?

Yunan komutan 1922 ilkbaharında cepheyi gezmişti. İzmir’e dönüşünde kendisine gösterişli bir tören düzenlendi. Tören sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Sorulardan biri önceden hazırlanmıştı. Danışıklı dövüş diyelim. Gazeteci, Hacıanestis’e “Cepheyi gezdiniz, Mustafa Kemal’i gördünüz mü” diye sordu. O da çok şımarık bir şekilde, bir soruyla karşılık verdi: “Ne? Mustafa Kemal mi? Ben öyle bir komutan tanımıyorum.” Mustafa Kemal Paşa, bu olayı bir kenara not ettiği için cevap zamanının geldiğini düşünmüş olmalıydı. Bu maksatla Afyon’a inmeden özel kalem müdürü Hayati Bey’e çektiği telgrafta, “Hacıanestis’i hiçbir yerde göremedik. Gazetelerde onun evvelki sözlerine karşılık olmak üzere alaylı bir şey yazmamız münasip olur” diyerek psikolojik harekâtı yürütmeyi de ihmal etmemişti. Atalarımız, “Büyük lokma yut, büyük laf etme” diye boşuna dememişler. Ya da “Son gülen iyi güler...” Belki bu dersten de öte, Atatürk bu saatte artık Yunan ordusunun toparlanamayacağını ve mağlup edilmekten kurtulamayacağını öngörmüş olmalıydı. Yoksa bu saatte bu konuyu gündeme getirmezdi. Belki de Hacıanestis’i psikolojik olarak bir yıkıma sürüklemek istemekteydi. Atatürk’ün İzmir’de aynı muhabire, “İki haftadır cephedeyim. Her tarafta Hacıanestis’i arıyorum, gördünüz mü” diye sorduğu bazı anılarda aktarılır.

TESADÜF MUHAREBESİ

- 23. Tümen, bu sabah bir tesadüf muharebesi yaşıyor. Öncelikle tesadüf muharebesi nedir?

Tesadüf muharebesi bir birliğin beklemediği yer ve zamanda düşman birliğiyle karşılaşması ve muharebeye tutuşmasıdır. Hatırlarsanız dünkü muharebelerde Yunan cephesini ilk yaran birlik 23. Tümen olmuştu. Afyon Ovası’na inmişti. Ordu komutanının ilk verdiği emre göre 1. Kolordu’nun bir parçası olarak kuzeye doğru ilerlemekteydi. Tümen, geceyi Akviran bölgesinde istirahat ederek geçirmişti. İlerisine çıkardığı emniyet kuvveti kuzeydoğuya karşı tertiplenmişti. Öncünün sabaha kadar yaptığı keşfe göre tümenin cephesinde düşman olmadığı sonucuna varılmıştı. Sabah saatlerinde tümen komutanı karargâhı ile birlikte kuzeydeki en yüksek tepeye çıktı. Maksadı durumu görerek birliklerine emir vermekti. Ancak henüz tepedeyken düşman ateşine maruz kaldılar. Tümen komutanı yerinde bekledi ve kurmay başkanı Yüzbaşı Mehmet Fahri’yi (Belen) tümen birliklerini ileri yanaştırmak üzere geriye yolladı. Bu esnada 31. Alay açılmış vaziyette ilerlemekte olduğundan Fahri Belen, Yarbay Tevfik Bey komutasındaki 68. ve 69. alayları ileri yanaştırmak yerine doğrudan Köprülü doğrultusunda hücuma kaldırdı. Düşman ağır zayiat vererek bir saat sonra Resul Baba Dağı’na doğru çekildi. Tümen, 4. Kolordu’nun yürüyüş istikametinin batıya doğru olacak şekilde değiştiğini de saat 09.00 sularında kolordu emrinden öğrendi. 2. Ordu cephesindeki düşmanın Resul Baba Dağı’na doğru çekildiğini keşfeden 23. Tümen Karargâhı durumu Yakup Şevki Paşa’ya bildirdi. Tümen, kuzeye doğru çekilen düşmanı takip etmek yerine 25 km. batıya yöneldi ve Düzağaç bölgesine yürüdü. Ancak Balmahmut’taki depolardan yeterince konserve almaktan da geri durmadı. Alınan sadece konserve de değildi. Daha ilk günden itibaren öldürülen Yunan askerlerinin bot ve elbiseleri de oldukça cazipti, çünkü çarıksız taarruz etmek durumunda olan bile vardı. 23. Tümen subay ve erleri kahramanlık abidesi gibiydi. Yaralananlar ancak arkadaşlarından ayrı düştükleri için üzülüyorlardı.

- Biyografinizde gördüm, siz de 23. Tümen’i komuta etmişsiniz.

Evet, geçmişte iki yıl süreyle bu tümene komuta etmekten onur duydum. Görevim süresince tek amacım bu asil insanlara layık olmaktı. Ruhları şad olsun.

SANİYELER İÇİNDE...

- Böyle durumlar asker açısından zor anlar mıdır?

Evet, zor anlardır. Ama askerlik mesleğinin doruk noktası bu anlarda yaşanır. Size kimse vazife vermez. Önceden verilmiş vazifenin ışığında bir karar verir ve uygularsınız. Bütün bunlar saniyeler içinde gerçekleşir. Subaylarda aranan en önemli özellik, durumu süratle kavraması, kısa sürede doğru bir karara ulaşması ve verdiği kararı şedit şekilde uygulatmasıdır. Askerlerin en zayıf yanı provasını yapmadıkları konularda bocalamalarıdır. Mesela kumpas davaları sürecinde ilk defa karşılaştığımız bir durum olduğu için bocaladık. En çok bocalayanlar ise eğer operasyonun bir parçası değilse, en tepelere ulaşanlar oldu. O yüzden bir asker 360 derece eğitim almalı, farkındalığı yüksek olmalı ve her fırsatta inisiyatif kullanmanın yollarını bulmalıdır. Tüm bunlar sadece mesleki donanımla sağlanamaz. Atatürk, bir askerin sadece savaşmayı bilmesini yeterli görmez. Ne için savaştığını bilmesini de ister.

- Günün sonunda harekât maksadına ulaştı mı?

Harekâtın maksadı, cepheyi yardıktan sonra başarıdan faydalanma harekâtı gerçekleştirmekti. Bu başlatılmış oldu. Düşmanın gerisinin kesilmesiyle başarıya ulaşılacaktır.

AÇ VE SUSUZ KALDILAR

- Bugün Yunanın ağır kayıp verdiği gün müydü?

Hayır. Bugün genelde tesadüf muharebesi şeklinde geçtiği için tarafların büyük zayiatı olmamıştır. Ancak bazı zorluklar yüzünden bazı fırsatlar kaçırılmıştır. Bir kamyon konvoyuna yapılan baskın sonucu ele geçirilen esir bir kızın korunması Süvari Kolordu Komutanı’nı meşgul etmiştir. Kız, geceyi sorunsuz geçirsin diye evinde misafir etmek üzere Altıntaş Camisi’nin imamına emanet edilmiş, ertesi gün de bölgeye gelen Fevzi Paşa’ya teslim edilmiştir. Muhtemel Trikupis’in Afyon’da 25/26 Ağustos akşamı verdiği balo için bulunmaktaydı. Konvoyla geriye gönderilenler arasında olmalı.

- Süvari Kolordusu’nu öteki ordulardan ayıran ne?

Süvari Kolordusu atlı birliklerden oluşmaktaydı. Günümüz zırhlı birliklerinin öncülleridir. Yaya birliklere göre çok hızlı yer değiştirdiği için özellikle geri çekilen düşman kuvvetlerinin arkasının kesilmesinde esas unsurdur. Ulaşım ve haberleşme hatlarını keser. Komuta yerlerine, ikmal üslerine, lojistik tesislere hücum eder. Muharebenin seyri üzerinde asli rolü olmuştur.

- Ordunun yiyecek-içecek lojistiği...

Çok iyi durumda değildi, fakat taarruz öncesinde asker fena beslenmiyordu. Ancak taarruz esnasında aç kalan, susuz kalan birlikler olmuştu. Bazı birliklerin gün boyu yemek yemediği olmuştur.

- Peki, morali ve motivasyonu?

Çok yüksekti. İnanılmaz bir ruh hali egemendi. Komutanları hep ön saflardaydı. Karşılıklı güven söz konusuydu. Ayrıca Yunan askerinin köyleri yakıp yıkması, köylülere eziyet etmesi, kadınların ırzına geçmesi askeri inanılmaz ölçüde vazifesine yöneltiyordu. Bir tümen komutanı tümen fırını için asker ayırmak istediğinde dirençle karşılaştıklarını, fırına seçilenlerin gitmek istemediklerini ve savaşmak istediklerini aktarmaktadır.

- Bu akşam Başkomutan, Genelkurmay Başkanı, Batı Cephesi Komutanı ve 1. Ordu Komutanı’yla Afyon’da eski belediye binasında bir toplantı yapıyor ve emir veriyor. Nedir bu emir?

Başkomutan’ın verdiği emre göre, “1. Ordu Dumlupınar mevziini düşmandan önce tutarak batıya çekilecek, Yunan kuvvetlerinin Hamurköy’e ve Arpagediği’ne doğru ilerleyişini önlerken 5. Süvari Kolordusu Murat Dağı ile Kütahya-Gediz yolu arasını tutarak batı ve kuzeybatıya uzanan yollardan düşman çekilmesine engel olacaktı. 2. Ordu, taarruzunu İlbulak Dağı kuzeyinden sürdürecek ve Meclis Muhafız Taburu ile güçlendirilmiş Mürettep Süvari Tümeni, Eskişehir’deki Yunan Kolordusu’nun geri çekilme hattı üzerine sürecekti.” Yunan kuvvetleri Dumlupınar bölgesinde kuşatılmak ve imha muharebesine zorlanmak isteniyordu. Emrin esası budur. Günümüz konseptlerine uygundur.