Çocukları sorunlarından uzak tutmak sorunu yok eder mi?

“Sorun odaklılıkta ebeveyn tutumu ve sorunların oluşmasında etkileri” diye bir konu ele alınsaydı temel sorunları tartışabilmek için iyi başlangıç yapılırdı ancak bu eylemin başlamadan bitme olasılığını da gözden uzak tutmamak gerektiğini de öngörmek şaşırtıcı olmaz.

10 Ekim 2021 Pazar, 00:02
Abone Ol google-news

İllüstrasyonlar: PASCAL CHAMPION

Türkiye’deki çocuk edebiyatına baktığınızda özellikle yerli edebiyatın çocukların sorunlarına odaklanarak metinler oluşturamadığını görürsünüz. Buna elbette başta alıcı kitlenin taleplerinin neden olduğunun ve ardından eğitim sisteminin bu içerikteki kitaplara “zararlı” muamelesi yapmasının neden olduğunu söyleyebiliriz.

Çocukların kendi sorunlarıyla edebiyat yoluyla karşılaşması bire indirgemeden tartışabilme yollarını araması, onun sosyalleşmesi, çevresiyle sağlıklı iletişim kurması ve anlama konusunda ilerlemesi için çok önemli bir süreçtir.

Bu tür kitapların kabul görmesi için okul ortamında büyük çaba gösterilmesi gerekmektedir. Bu tür kitaplar, bir yandan edebiyat dizgesinin uzantılarına değinirken, diğer yandan edebî formların çocuk edebiyatında kabulü gerçekleşir.

Bu yöntemle çocuğun sorunları edebiyat alanında gündeme gelir ve bu yazınsal bir kaygıyla gerçekleşir ve çocuk kendi dünyasıyla edebiyat arasında bir köprü oluşturur. Bu, onun hem dünyayı kavraması, barışını sağlaması hem de estetik bir yaşam kurmasını sağlayacaktır.

ÇOCUĞUN KENDİ GERÇEKLİĞİ NASIL SUNULUR?

Çocuğun kendisiyle karşılaşabilmesini sağlamak için metin kurgusu farklı biçimlerde oluşturulabilir. Gerçekçi, fantastik, macera, ütopik, distopik metinlerde yansıyan çocuğun dünyası onun bir biçimde kendini gözlemlemesine neden olacaktır. Yanı sıra çocuğun duygu ve düşünce dünyası belli ölçülerde ve biçimde yansıyacaktır.

ÇOCUĞUN DÜNYASINI ETKİLEYENLER...

Ebeveynler, büyükanne ve büyükbabalar, arkadaşlar, öğretmenler, komşular dahası yoluna çıkanlar ya da çıkarılanlar diyebiliriz. Onlarla ilişkileri elbette onu biçimlendiren faktörlerdir. Sosyalleşme, iletişim, varoluşsal sorunların aşılması onu çevreleyenler olarak tanımlanabilir.

Sorun odaklılık dediğimizde bu figürlerin ve olayların nasıl yansıtıldığı önemlidir. İdealize ederek ve mutlu bir dünya oluşturarak bunlarla sağlıklı iletişim söz konusu olmaz. Çocuğun o gerçekle karşılaşması ve onu aşabileceği duygusunu da içselleştirmesi gerekir.

SORUN ODAKLI METİNLERDE DİL

Dil açısından bakıldığında, metinler hedef kitleye (yaş grubuna) bağlı olarak farklı şekillerde tasarlanır. Bununla birlikte, metinlerin odaklandığı konu yazınsallıkla birlikte okunabilirlik ve anlaşılabilirlik üzerinedir.

Ayrıca bu metinlerde konuşma dili ve gençlik dili ifadeleri, karakterlerin gerçekçi görünmesini sağlar. Kitaplardaki fantastik unsurlar, heyecan verici, maceracı ve komik özellikler katar.

FİGÜRLER VE KARŞILAŞMALAR

Bu kitaplarda genellikle öz saygı ve ayrımcılık sorunu yansır. Çocuğun, ebeveynleri ayrılmanın eşiğindeyken yaşadığı varoluşsal korkular, ortaya çıkan güvensizlik temel sorunlardandır.

Okulu ele aldığımızda yeni bir sosyal çevre onu beklemektedir ve aşması gereken sorunlar olacaktır. Bu alanda var olan kitaplar çocuğa teselli vermesi, umut vermesi ve bu sorunlu durumların üstesinden nasıl gelineceğini göstermesiyle önem kazanır.

Okuyucunun günlük yaşamda benzer deneyimlere sahip olması muhtemel olduğundan, kahramanlarla özdeşleşme derecesi yüksektir.

İDEALİZE EDİLMEYEN KARAKTERLER

Bu tür metinlerin kahramanları ayrıntılı olarak anlatılır ama asla idealize edilmezler ve ‘ideal bir dünyada’ yaşamazlar. Farklı olana tahammül, dayanışma ve insancıl olma önceliklidir. Okur salt çocuğun bakış açısıyla yüzleştirilmez, aynı zamanda ebeveynlerin istek ve korkuları da tartışılır.

SONUÇ

Tüm bunlardan yola çıkarsak sorun odaklı kitapların çocukların yaşamı anlamada sorunlarını aşmada oldukça işlevsel olduğunu söylemek olanaklı.

Ancak öğretmen ve ebeveynler kendi bakış açılarına ters düşen, yaşamı farklı açıdan sorgulama becerisi oluşturan bu kitaplara görmezden gelinemeyecek derecede olumsuz yaklaşıyorlar.

Dili, konusu, değindiği sorunlar onları korkutuyor ve çocukların denetlemez bir dünyaya gidecekleri endişesini taşıyorlar.

Kitap pazarlama açısından en sorunlu kitaplar sorun odaklı kitaplar çünkü öğretmenler çocuklarının hiç kavga etmediğini bu nedenle bu tür kitaplara ihtiyaçları olmadığını söyleyerek bu kitapların çocuğa ulaşması konusunda isteksiz davranıyorlar.

Ebeveynler çocuklarının hiç sorun yaşamadığını her şeyin yolunda olduğunu söylüyorlar. Ama yukarıda belirttiğim sorunlar çocuğun yaşamından hiç de eksik olmuyorlar.

Aşağıda bazı örneklerini verdiğim kitaplar bu konuda olabildiğince estetik ve kurgusal açıdan değerli kitaplar. Sanırım bu türde yazmanın yerli edebiyatımızda da ele alınması ve cici çocuk kültüründen kurtulunması edebiyatı da daha saygın ve gerçekçi bir yere götürecektir:

Sınıf Meydan Savaşı (Luca Bloom, Günışığı-ON8, 2013), Farklı (Andreas Steinhöfel, Tudem, 2016), Sinir Küpü (Manfred Mai, Çizmeli Kedi, 2013), Bir Anne Dile (Sabine Ludwig, İletişim, 2012), Ördek, Ölüm ve Lale (Wolf Erlbruch, İletişim, 2009).