‘Sanki Babamın Romanı’

Gültekin Emre, Sek Sek (YKY, 2020) adlı ilk öykü kitabının ardından bu kez bir romanla Sanki Babamın Romanı (Alakarga Yayınları / 2021) ile imge avcılığına devam ediyor. Kimi anılarını düş süzgecinden geçirerek okuru bir yolculuğa çıkardığı romanında, farklı coğrafyalara, insanın taşıdığı evrensel duygulara, kazalara, ölümlere, yolculuklara ve kentlere şair inceliğiyle dokunuyor.

26 Kasım 2021 Cuma, 00:01
Abone Ol google-news

Gültekin Emre, anılarından yola çıkarak kaleme aldığı romanı Sanki Babamın Roman’ndaı (Alakarga Yayınları / 127 s.) okuyucuları davet ettiği gezintide Leonardo da Vinci, Dante, Machiavelli gibi adların yanına “kaval, çerçi, heybe, ekmek, göç” gibi sözcükleri ekliyor.

Geçmiş ve geleceğin sarmaşıklandığı anlatıyı yazar, aşınan dilin, sıradan söyleyişlerin üstünden seke seke akıp giden ritimli bir dille kuruyor.

Gültekin Emre, anlatısını irtifa kaybeden bir uçağın içinde anılarına tutunarak çıkarmış. Roman, Floransa-Pisa, Pisa-Zürih, Zürih-Berlin, Kaza, Öte Dünyada, Kayıp Gitme bölümlerinden oluşuyor.

Yazar, yalnızca kendinden, geçmişinden söz etmiyor; kitabında tanık olduklarına da yer veriyor.

Sanki Babamın Romanı, Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’ini anımsatıyor. Orada Nastenka, “Bir hikâyeniz yoksa nasıl yaşıyorsunuz?” diye sorar karşısındaki delikanlıya. Bu roman da kendi hikâyemize sahip çıkmamız gerektiğini düşündürüyor.

Gerçeklerimize, düşlerimize, korkularımıza, sevinçlerimize, yoksunluğumuza, varsıllığımıza, umutlarımıza… kısaca bizi biz yapan her şeye…