Sınır tanımaz suç manzaraları!

Reha Avkıran usta işi yeni kitabı İnsanlık Hali’ndeki (Herdem Kitap) on beş öyküsünü de cinayet soruşturması üzerine kurmuş. Tüm öyküler cesedin bulunduğu olay mahallinin sunulmasıyla başlıyor ve tam da bir polisiyeden beklenen şekilde katil bulununcaya kadar gizemle sürüyor. Soruşturmalar Cinayet Büro ekibince başarıyla yürütülse de isimlerini dahi bilmediğimiz ekip üyeleri "tip" olmaktan öteye geçip birer "karakter"e dönüşemiyorlar. Bu durumun yazarın seçimi olduğu, onları sadece görev başında görmemizden belli. Metinler diyalog ağırlıklı bir akışla seyrediyor ve zaman zaman trajikomik hal alıyor.

18 Kasım 2021 Perşembe, 00:03
Abone Ol google-news

SINIR TANIMAYAN KÖTÜLÜK!

Son zamanlarda ülkemizde polisiye edebiyata yönelik ilgide ciddi bir yükseliş görülüyor ve bu ilgi artışı birkaç cephede - elbette birbiriyle bağlantılı olarak – izleniyor.

Öncelikle çok daha fazla sayıda okur polisiye romana yöneliyor ve bu alaka yazarların ortaya koyduğu eserlerin niteliğine ve yayımlanan eser sayısına doğrudan yansıyor.

Bu duruma ek olarak polisiye öyküde çeşitlilik artıyor. Görünen o ki; uzun zamandır romanın egemen olduğu bu cinai dünyada öykü Edgar Allen Poe ve Sherlock Holmes’den sonra eski şaşaalı günlerine dönmek için çaba sarf ediyor ve başarılı da oluyor.

Karakter betimlemelerinden olay örgüsüne, mekanların tasvirinden kullanılan dile kadar birçok öğesiyle yazarı sınırlayan ve işlenen suçu anlatmak, bu suça muamma katarak sonrasında suçu sarmalayan gizemi azaltmadan soruşturmayı başarıyla sonuçlandırmak açısından daha zorlu bir süreç olan, bütün bu nedenler bağlamında romana göre daha yoğun emek isteyen öykü yazımı Reha Avkıran gibi bu alana gönül vermiş başarılı yazarlarla ayakta durmayı sürdürüyor.

Reha Avkıran bu yazıya konu edilen ilk öykü kitabındaki on beş öyküsünün tamamını cinayet soruşturması üzerine kurmuş. Bütün öyküler cesedin bulunduğu olay mahallinin okura sunulmasıyla başlıyor.

İşte bu cesur ve hızlı açılış da okuru ilk sayfadan başlayarak tüm soruşturma boyunca temposunu yitirmeyen bir merakın içine sürüklüyor. Bu, tam da bir polisiyeden beklenen şekilde katil bulununcaya kadar devam eden bir gizem.

Tüm soruşturmalar Cinayet Büro ekibi tarafından başarılı bir şekilde yürütülse dahi ekip üyeleri "tip" olmaktan öteye geçip birer "karakter"e dönüşemiyorlar.

Bu durumun yazarın seçimi olduğu, onları sadece görev başında görmemizden belli; ekip üyelerinden hiçbirinin özel hayatına tanıklık edemiyoruz, hatta isimlerini dahi bilmiyoruz. Metinler diyalog ağırlıklı bir akışla seyrediyor ve zaman zaman trajikomik hal alıyor.

Avkıran'ın öyküleri ülkemizdeki neredeyse her gazetenin üçüncü sayfasında her gün okunan haberleri, başka deyişle sıradan insanların bir parçası oldukları suç manzaralarını içeriyor. İnsanı suça yönlendiren veya bizzat kendileri suç teşkil eden kumar, aşk, uyuşturucu, tecavüz, para, kıskançlık, intikam gibi olgular cinayet sebebi olarak karşımıza çıkıyor.

Öyküler bir yandan yaşadığımız toplumun insanına ışık tutuyor diğer yandan da insanın kötülükte sınır tanımayacağını gösteriyor.

Bu sınır tanımazlık içerisinde cinai işler akar yakıt istasyonlarının pis tuvaletlerinden çok katlı sitelere, çetelerin cirit attığı gecekondu mahallerinden ikinci el bilgisayar satıcılarına, göl kenarlarında kurulmuş sitelerden zenginlerin oturduğu semtlere kadar Ankara’nın geniş sosyal çeşitliliği içinde sunuluyor.

Ayrıca, yazarın sağlam Adli Tıp bilgisinin metinlere zenginlik kattığını da eklemeliyim. Buraya dek her şey güzel, fakat metinde çok fazla tashih hatası olduğunu da söylemeliyim.

‘KOMÜNİST GAZETE’

Kitaptaki öykülerden bazılarına gelince… Kitap Komünist Gazete isimli öyküyle açılıyor, konuysa şöyle:

İstanbul yolu üzerindeki bir akaryakıt istasyonunun tuvaletinde boğazı kesilmiş bir ceset bulunur. Cesedin kimliği tespit edilir ve soruşturma başlatılır ama tüm çabalara rağmen katile ulaşılamaz.

Hakkında tek bir kişinin bile kötü konuşmadığı, kimseye zararı dokunmamış, parası pulu olmayan, belli bir siyasi görüşü de bulunmayan bir insanı kim ve neden öldürmek istemiş olabilir?…

Davetsiz başlıklı öyküde çok katlı bloklardan oluşan bir sitede bulunan dairelerden birinin yatak odasında bıçaklanarak öldürülmüş bir kadın bulunur.

Şüpheliler arasında kadına aşık iş arkadaşı, sabıka kaydı olan uyuşturucu müptelası eski sevgili ve yasak ilişki yaşadığı patronu vardır ama hepsinin de cinayetin işlendiği saat için kendilerini aklamak üzere gösterdikleri tanıklar sağlamdır. Bir yerde bir şeyler atlanmış mıdır acaba?…

‘GÜVERCİN CİNAYETLERİ’

Güvercin Cinayetleri"nde çetelerin cirit attığı mahallerin birindeki bir gecekonduda güvercin meraklısı iki kardeş tabancayla öldürülmüştür. Sonrasındaysa şeytanın dahi aklına gelmeyecek bir nedenden dolayı işlenen bu cinayet polisi bile şaşkına çevirir…

Göldeki Ceset’de gölde boğulmuş olarak bulunan bir kadının kazaya mı yoksa cinayete mi kurban gittiğini bulmaya çalışırız…

Gerbera"da bir çiçekçiyi soymaya kalkışan soyguncunun tabancasından çıkan kurşun bir müşteriyi öldürür. Yanlış yerde ve yanlış zamanda bulunmak bu çiçekseverin şanssızlığı mıdır sadece acaba?…

Bankacı ve Karamel’de evinin küvetinde öldürülmüş bir bankacı bulunur. Kendi halinde bir insandır öldürülen bankacı. Peki hep söylendiği gibi görünüş aldatıcı olabilir mi?…

Son öykü olan Bedelli’de ise bilgisizliğin bedelinin büyük olduğunu öğreniriz; silahlardan anlamamak örneğin, insanı adaletin pençesine düşürebilir...

İnsanlık Hali / Reha Avkıran / Herdem Kitap / 244 s. / 2021.