Çatalca, bu yıl sinema alanında yeni bir başlangıca hazırlanıyor. Köklü tarihi, kıyıya açılan doğası, ormanları, köyleri, meydanları ve belleğinde sakladığı eski hikâyeleriyle Çatalca, 27-28-29 Ağustos 2026 tarihlerinde ilk kez kendi film festivaline ev sahipliği yapacak.
Çatalca Belediyesi tarafından hayata geçirilen Çatalca Film Festivali, yalnızca üç güne yayılan bir gösterim programı olarak değil, ilçenin kültür-sanat yaşamına kalıcı bir iz bırakma isteğiyle tasarlanıyor. Festivalin odağında kısa film var. Programda uzun metraj film gösterimleri ve söyleşiler de yer alacak; ancak festival, asıl gücünü kısa filmin genç, cesur ve yoğun anlatım dilinden alıyor.
Kısa film, çoğu zaman sinemaya adım atmak isteyen genç yönetmenlerin ilk nefes alanı olur. Büyük bütçelere ihtiyaç duymadan, doğrudan bir duyguyu, bir meseleyi ya da bir bakışı seyirciyle buluşturabilir. Çatalca Film Festivali de bu nedenle kısa filmi yalnızca bir başlangıç türü olarak değil, başlı başına güçlü bir sinema dili olarak görüyor. Festival, genç sinemacıları desteklemeyi, yeni anlatım biçimlerine alan açmayı ve üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor.

Festivalin direktörlüğünü yönetmen Cengiz Özkarabekir üstleniyor. Genel koordinatörlüğünü ise ödüllü kısa film yönetmeni Onur Güler yürütüyor. Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel’in öncülüğünde yaşama geçirilen festival, bir yandan sinemaya emek verenleri bir araya getirmeyi, diğer yandan da Çatalca’yı yeni film üretimleri için görünür bir çekim merkezi hâline getirmeyi hedefliyor.
Festival kapsamında farklı kategorilerde kısa film gösterimleri yapılacak. Söyleşiler, atölyeler ve açık hava etkinlikleriyle izleyici yalnızca filmleri izlemekle kalmayacak; sinemanın üretim sürecine, düşünsel arka planına ve yaratıcı yolculuğuna da ortak olacak. Festival sonunda her yıl Türk sinemasına katkı sunmuş bir sanatçıya “Onur Ödülü” verilecek.
Çatalca Film Festivali, toplam 250 bin TL’lik ödül desteğiyle de dikkat çekiyor. Bu destek, özellikle genç yönetmenler için yeni filmlerin yolunu açabilecek önemli bir katkı niteliği taşıyor. Çünkü sinema, yalnızca hayal gücüyle değil, o hayali gerçekleştirecek olanaklarla da var olabiliyor. Festivalin bu yönü, Çatalca’nın kültüre yaptığı yatırımın yalnızca bugüne değil, geleceğe de dönük olduğunu gösteriyor.
Başvurular 20 Nisan 2026’da başladı. Son başvuru tarihi ise 26 Haziran 2026 olarak açıklandı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan sinemacılar, yurt içinden ya da yurt dışından festivale başvurabilecek. Başvuru koşulları, kategori ayrıntıları ve süreçle ilgili bilgilere filmfestivali.catalca.bel.tr adresinden ulaşılabilecek.
Çatalca’nın sinemayla ilişkisi yalnızca bugünün festival heyecanıyla başlamıyor; ilçenin belleğinde sinemaya açılan eski yollar, mağaralar, kırsal alanlar ve film setlerinden kalma izler var. Festival Direktörü Cengiz Özkarabekir, “Türk Sineması’nda Çatalca” başlıklı değerlendirmesinde, “Yönetmenlerin bir mekânsal aidiyeti vardır” sözleriyle tam da bu bağı hatırlatıyor. Çünkü sinema için mekân, çoğu zaman yalnızca kameranın yerleştirildiği bir fon değildir; hikâyenin nefes aldığı, karakterlerin inandırıcılık kazandığı, görüntünün belleğe dönüştüğü yerdir. Atıf Yılmaz’ın Dağları Bekleyen Kız filmi için İnceğiz çevresinde yaptığı çekimlerden Salako ve Davaro gibi belleğimizde yer etmiş yapımlara uzanan örnekler, Çatalca’nın Türk sinemasıyla kurduğu bağı görünür kılıyor. Aynı coğrafyanın farklı dönemlerde yeniden kamera karşısına çıkması, Çatalca’nın yalnızca bir kez kullanılıp geçilmiş bir çekim alanı olmadığını; sinemacıların dönüp dolaşıp yeniden baktığı, görsel gücü ve hikâye taşıma kapasitesi olan bir mekân olduğunu gösteriyor.
Bu hatırlatma, festivalin anlamını da derinleştiriyor. Çatalca Film Festivali, yalnızca yeni filmleri seyirciyle buluşturacak bir kültür etkinliği değil; aynı zamanda ilçenin sinema belleğini bugüne taşıyan bir buluşma olarak da okunabilir. Atıf Yılmaz’dan Kartal Tibet’e, Yavuz Turgul’dan yakın dönem yapımlarına uzanan bu çizgi, Çatalca’nın Türk sinemasında görünür ama yeterince konuşulmamış bir yeri olduğunu ortaya koyuyor. Özkarabekir’in değerlendirmesi de tam burada önem kazanıyor: Çatalca’yı yalnızca doğal güzellikleriyle değil, sinemaya sunduğu mekânsal hafızayla birlikte düşünmeye çağırıyor.
Bu nedenle festival, geçmişte filmlere ev sahipliği yapan mağaraları, ormanları, kırsal yolları ve tarihî dokuyu bugünün genç sinemacılarıyla yeniden buluşturma olanağı taşıyor. Bir zamanlar kameraların çevrildiği o alanlar, şimdi kısa filmlerin, yeni öykülerin ve genç yönetmenlerin bakışıyla başka bir anlam kazanabilir. Çatalca, bu festivalle yalnızca sinemayı izleyen bir ilçe değil; sinemaya mekân, hafıza ve olanak sunan canlı bir kültür durağı olarak öne çıkmaya hazırlanıyor.
İstanbul’un kültür-sanat takvimine eklenen bu yeni festival, doğru adımlarla sürdürüldüğünde Çatalca için uzun soluklu bir sanat geleneğine dönüşebilir. Çünkü bazı festivaller yalnızca başladıkları yılı değil, kurdukları bağı büyütür. Çatalca Film Festivali de sinemanın ışığını ilçenin tarihine, doğasına ve insanına düşürerek yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.
