Christian Petzold filmlerinde (Barbara, Undine, Kızıl Gökyüzü) geçmişin ağırlığını, ölümün rahatsız edici varlığını, parçalanmış aileleri, kader, yas, yeninden doğuş temalarını minimalist, dingin bir anlatımla betimler. 19’uncu uzun metrajı Aynalar No.3’te (Miroirs No.3) görünmeyen ama hissedilen ölümü, hayaletleri, kederin, umutsuzluğun öyküsünü rüyalar ve gerçeküstü arasında gidip gelerek, günlük hayata bağlı olarak yansıtır. Filmin başlığı Aynalar No.3 ,besteci Maurice Ravel’in Okyanusta Bir Tekne olarak bilinen izlenimci piyano eseridir. Dalgaları ve onların parlayan yansımalarını çağrıştırır.
Film bir su kitlesinin görünümüyle başlar. Berlin Üniversitesi’nde müzik okuyan Laura aynanın öbür tarafına geçmiş gibi görünür, mutsuzdur, köprüden suya bakar, nehre yaklaşır, ruhu çoktan öteki tarafa geçmiş gibi görünen kürek sörfü yapan siyahlar içindeki adam Laura’nın yanından süzülerek geçer.
Fonda duyulan şarkıda “Benimle diğer tarafa gel/ sıkıca tutun, geçeceğiz/ nefesini tutabiliyorsan/ durma gözlerini kapat” sözleri yer alır. Son anda nehre atlamaktan vazgeçen Laura eve döner, eski sevgilisi yeni arkadaşı Jacob’la Berlin’den kırsala doğru yola çıkar. Jacob’un patronu ve sevgilisiyle iletişim kuramayan Laura eve geri dönmek ister. Dönüş yolunda Jacob kaza yapar, yaşamını yitirir.

VAROLUŞ YOLCULUĞU
Laura mucizevi bir şekilde kurtulur, ayılınca karşısında Betty’yi görür. Fiziksel olarak yaralanmamıştır ama derinden sarsılmıştır. Yaşamına son vermek isteyen, depresyonla boğuşan genç kadın hayata olan coşkusunu bulmak için bir süre kırsalda kalmaya karar verir.
Laura kendiyle, Betty de acı dolu geçmişiyle yüzleşmek zorundadır. Bir ailenin yeniden toparlanmasını, uzun zamandır hayatını, bedenini terk etmiş, amaçsızca sürüklenen genç bir kadının kimliğini bulmasını izleriz. İyileşme süreci en derin korkularla yüzleşmekten geçer.
Laura ile Betty’nin karşılaşması onların kurtuluşu olur. Acıların arasında bir umut ışığı belirir, ailenin rehabilitasyonunda Laura belirleyici olur. Laura’nın varlığıyla Betty, kocası Richard, oğlu Max arasında huzurlu bir ilişki oluşur. Paylaşılan yaralar sayesinden yeniden doğuşa ulaşmak hem kişisel hem de kolektif bir arınmadır. Petzold minimalist anlatımıyla insan ruhunun kalbine doğru bir yolculuğa çıkar, izleyiciyi varoluşsal bir deneyime davet eder. Sinemasal büyüsüyle insanlığı düşünmeye, hissetmeye, sorgulamaya çağırır. Fazla pozlanmış aydınlatma, oyuncuların minimal performansları, kamera açıları, estetik seçimler büyülü, gerçeküstü bir atmosfer yaratır.
Yönetmen çekimden önce oyuncularına Rebecca (Alfred Hitchcock/1940,) Oğul Odası (Nanni Moretti/2001), filmlerini izletti, Maurice Ravel’in Aynalar No.3 (1904- 1905), Franz Schubert’in Ölüm ve Genç Kız (1824) parçalarını dinletti. Christian Petzold’un yazıp yönettiği, Paula Beer, Barbara Auer Matthias Brandt, Enno Trebs’in oynadığı Aynalar No.3, bellek, üzüntü, yas, içsel yolculuk, arınma, varoluş, kurtuluş, insan ilişkileri, geçmiş, umut, yüzleşme, yalnızlık üstüne etkileyici, sağlam bir psikolojik dram.
