Ezgi Pekel, 17 Ekim’de Çukurova’da sahnede

İlk albümü “Bizim Gibiler”i geçen yıl yayımlayan Pekel, aynı albümü yeni düzenlemesiyle akustik olarak bu yıl tekrar dinleyiciye sundu.

12 Ekim 2021 Salı, 04:00
Ezgi Pekel, 17 Ekim’de Çukurova’da sahnede
Abone Ol google-news

Ezgi Pekel şarkılarının üretimini kendisi yapan bir sanatçı. İlk albümü “Bizim Gibiler”i geçen yıl yayımlayan Pekel, aynı albümü yeni düzenlemesiyle akustik olarak bu yıl tekrar dinleyiciye sundu. Pekel, son olarak ise “Atlıkarınca” teklisini yayımladı. Heyecanlı gençlik dönemlerindeki ilk aşkların, romantik anların ve gizli kapaklı buluşmaların hikâyesini “lunapark” temasıyla işleyen, Ezgi Pekel’in o günlerin saf, masum ve içten duygularını, ilişkinin kahramanının ağzından anlattığı, dinamik yapılı, rock formunda bir şarkı “Atlıkarınca”. Pekel, ayrıca 17 Ekim Pazar günü Çukurova Rock Festivali’nde sahneye çıkacak. 

Bir yandan yeniden düzenleyip albüm çıkaran, diğer yandan yeni şarkılarını da üretmeyi sürdüren genç müzisyenle konuştuk.

- Yeni tekliniz “Atlıkarınca”nın hikâyesi nedir? 

Aslında uzun zamandır şarkının giriş cümlesi aklımda dolanıyordu melodisiyle birlikte. Enerjik, canlı, sahnede çalması keyifli bir şarkı olsun istiyordum. Sonra bir gece aklıma lunapark öğeleriyle şarkıyı harmanlama fikri geldi ve kalan sözleriyle nakaratını da böylece tamamladım. Ertesi gün grup arkadaşlarımla birlikte stüdyoya girdik ve büyük ölçüde şarkıyı şekillendirdik. 

‘DİNGİN ŞARKI İHTİYACI’

- Atlıkarınca’dan önce ilk albümünüz “Bizim Gibiler”’in “akustik” bir versiyonunu dinleyiciyle buluşturdunuz. Neden böyle bir yol çizdiniz?

“Bizim Gibiler” yayımlandıktan kısa bir süre sonra maalesef Covid-19 salgını başladı. Albümü tanıtamadan evlerimize kapanmak zorunda kaldık. Elektropop tarzında bir albüm olduğu için şarkıların enerjisi çok yüksek. Ama insanlar bu pandemi döneminde daha dingin şarkılar dinleme eğiliminde diye düşündüm. O yüzden evde olduğumuz süreçte şarkıların akustik versiyonlarını kaydettik ve dinleyiciyle buluşturduk. Bu şekilde albüme aşina olmalarını istedik.

- “Bizim Gibiler”i aslında salgında birçok müzisyenin yapmak zorunda kaldığı gibi evde, kendi imkânlarınızla kaydetmiştiniz. Bağımsız bir müzisyensiniz diyebilir miyiz? Bu size nasıl bir avantaj ve dezavantaj sağlıyor?

Bir anlamda diyebiliriz. Şarkı üretmek ve kaydetmek için her zaman bir stüdyoya bağımlı kalmak zorunda değilim. Bu beni maddi olarak çok büyük bir yükten kurtarıyor elbette. Asıl şanslı olduğum nokta şarkı üretim ve kayıt sürecinin her aşamasından anlayan bir ekiple birlikte çalışıyor olmam. Bu süreç için ihtiyacımız olan her türlü teknik ekipmana da sahip olmamız. O yüzden zaman sınırlandırması olmadan istediğimize ulaşana kadar çalışma imkânımızın olması özellikle şu dönemde çok kıymetli.

ÇOCUK OYUNLARINA MÜZİK

- Solo müzik kariyeriniz dışında, müzikle ilgili başka ne gibi çalışmalarınız var?

Pandemiden önce çocuk tiyatroları için şarkılar besteliyordum. Maalesef sahneler kapandığı için bir süre ara vermek zorunda kalmıştım. Şimdi yeni sezon için bir çocuk oyununun şarkılarını besteledim. Sanırım bu aydan itibaren sahnelenmeye başlayacak.