Füsun Onur’un Kuzguncuk’tan Kreuzberg’e Uzanan Sergisi

Kuzguncuk’ta ablası ve kedileriyle yaşayan Füsun Onur’un, This Stroy Will Continue ismini taşıyan son kişisel sergisi, Berlin’in önde gelen galerilerinden biri olan ChertLüdde’de açıldı.

22 Kasım 2021 Pazartesi, 04:00
Füsun Onur’un Kuzguncuk’tan Kreuzberg’e Uzanan Sergisi
Abone Ol google-news

Bir yaratıcı sanatçı düşünün ki çalışmalarıyla öğrenciliğinden beri bildiği yolda ilerlemiş, ne hocalarına, ne arkadaşlarına, ne de yaşadığı zamanın beğenilerine kulak asmış. Boynuzlarını duvara vura vura, içgüdüleri, duygularıyla bambaşka, heykelleri, izleyeni şaşırtan sergileriyle önce İstanbul’da, sonra da Avrupa’da haklı bir üne, tanınmışlığa ulaşmış. Bu sanatçı Kuzguncuk’ta ablası ve kedileriyle yaşayan Füsun Onur’dur. Füsun’un, This Stroy Will Continue ismini taşıyan son kişisel sergisi, Berlin’in önde gelen galerilerinden biri olan ChertLüdde’de açıldı. İzleyecileri hem meraklandıran, hem de düşündüren bu sergi onun sanat yaşamında yeni bir dönüm noktasını işaret ettiği için ayrı bir öneme sahip.

Ses, koku gibi görülmeyip sadece duyu organları aracılığıyla kavranabilecek olan elemanlardan oluşan bu sergi, izleyeciler için bilmecelerle yüklü bir şişeyi andırıyor. Hani içine mektup, not ya da belli dilekler yazılarak denize bırakılan mesaj şişeleri var. Bazen kıtaları, okyanusları geçerek bilinmedik yerlerde, bilinmeyen coğrafyalarda ortaya çıkarlar. Füsun’un son kişisel sergisi tıpkı bu tür bir mesaj şişesi gibi. Kuzguncuk’tan bırakıp Kreuzberg’de kıyıya vuran şişenin içi yaşanmışlıklar dolu. Füsun’un kaleme aldığı ancak başkası tarafından okunan metinde anlatılanlar olduğu kadar galerinin içine belli saatlerde sıkılan kokunun duyumsattıkları da bu sıradışı serginin, izleyenleri düşsel bir yolculuğa davet ettiğinin kanıtı. 

1999’tan itibaren çalışmalarında ses öğesini genelde müzik referansıyla kullanan Füsun, ilk kez insan sesini kullandığı bu çalışmasında hem uzun yıllardan beri üzerine çalıştığı soyut referanslar sistemiyle kurguladığı “bellek” kavramına gönderme yapıyor, hem de sergisi için özel olarak ürettirdiği kokuyla izleyicilere kişisel algılarını canlandırma çağrısı yapıyor. Serginin görünen tek objesi olan güzel bir şemşiye başlı başına görsel bir güce sahip. Çünkü o sesler, kokularla şekillenen hatırlarda Füsun’un duyarlılığını izleyicilere taşıyor. 

Bir şemsiyenin etrafında dönen hikâyeleri görselleştiren serginin isimleri anılması gereken bir grup destekçi sayesinde Berlin’de gerçekleştiğini söylemek bir zorunluluktur. Jennifer Chert, Füsun Eczacıbaşı, Merve Yeşilada Çağlar, Çise Yağmuroğlu’nun yanı sıra Füsun’a etkileyici bir açık mektup yazan Defne Ayas bu sıradışı sergiyi geniş kitlelere taşıyan mesaj taşıyıcıları aslında. Sergi, önümüzdeki yıl Venedik Bienali’nde Türkiye’yi temsil edecek olan sanatçının nasıl bir süpriz hazırladığını da düşündürüyor.