Devrimlerin hemen ardından olmazsa olmazdır devrimin kalbinden doğan “yeni insan yaratmak” 1917’nin sonbaharında Rusya’da doğan Bolşevik Devrimi’nden sonra kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin de amaçlarından birisiydi elbette. Bu tanım, sonradan Aleksandr Aleksandroviç Zinoviev tarafından popülerleştirilen ve Batılı sosyal bilimcilerin de alaycı bir biçimde kullandığı “Homo Sovieticus” terimi değil. İlerlemeci, gerçekçi, akılcı, üretim odaklı, adanmış, feodaliteden ve kapitalizmden uzak Sovyet insanı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sahneye taşıdığı “Sevgili Yelena Sergeyevna” oyununun kahramanı Yelena Sergeyevna da o Sovyet insanından biri...
Sovyetler Birliği’nin çöküşünün biricik kahramanı Mihail Gorbaçov’un “yeniden yapılanma”sının (Perestroyka) hemen öncesinde, 1979’da Kültür Bakanlığı, Lyudmila Razumovskaya’dan “sorunlu gençler” hakkında bir oyun yazmasını istiyor ve bu oyun ortaya çıkıyor. Ancak bakanlık, “Sovyet gençlerinin bu tip sorunları olmadığı gerekçesiyle” oyunu reddetse de 1981’de Talinn’de, ardından Moskova’daki Lenkom Tiyatrosu’nda prömiyer yapıyor. 1983’te yasaklanan oyun, Perestroyka’yı birlikte yeniden sahnelere dönüyor. Oyunu kısaca anlatmak gerekirse: Yelena Sergeyevna, idealist ve ilkeli matematik öğretmeni. Annesiyle birlikte yaşadığı gösterişsiz evinin bir gün kapısı çalar; doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda duranlar, öğrencileridir. Çok sıradan, sıcak ve romantik başlayan gece ilerleyen saatlerde gerilimli ve sınırı belli olmayan “kötülüğün” açığa çıkışıyla farklı bir hal almaya başlar.
ÇÜRÜME VE KÖTÜLÜK
Lalya, Volodya, Pacha ve Vitya... Matematik dersinden kırık not alan dört genç, yükseköğretime geçişte sorun yaşamak istemiyorlar. Pahalı hediyeler, çiçekler ve plastik sevgi gösterileri; çürüme burada başlıyor aslında. Sınav kâğıtlarının olduğu kasanın anahtarını ele geçirmek, sorunsuz kâğıtlarla diğerlerini değiştirmek, amaç bu. Bu amaç da Sergeyevna’nın annesinin rahatsızlığının Volodya’nın babasının ilişkilerinin kullanılarak giderilmesi kozuyla açığa çıkıyor. Ancak Yelena Sergeyevna gibi ilkeli, dürüst ve idealist bir öğretmen için asla kabul edilmeyecek bir istek bu. Sergeyevna direniyor, Volodya öncülüğündeki gençler değerler sistemini yok ederek tüm kötülüklere kucak açarak sınırlarını zorluyor... Volodya, en başından itibaren Sergeyevna’nın bir yerde direnişinin biteceğini söylüyor, haklı çıkıyor. Fakat tam da o noktada bitiyor her şey: Anahtar sahipsiz kalıyor... Oyun, eğitim sistemindeki rekabetin gençleri nasıl dönüştürebildiğini ve aklın, mantığın, vicdanın kişisel hırsların karşısında ne kadar yok hükmünde olduğunu açıklıkla anlatıyor.
OYUNUN İÇİNDEN
Oyunun tanıtım kitapçığında, yönetmen Bora Seçkin, şöyle söylüyor: “Sorular bu defa doğru şıkkı aramıyor, yanlışı tespit mesele... Uyarı; yanlışlar görmezden gelinirse bireysel ve toplumsal çürüme normalleşir ve kötülük çoğalır...”
Razumovskaya, Sovyetler’in bağrından doğan bu sorunu görmüş ve uyarmış: Çürüyor ve kötüleşiyoruz. Bu uyarılarını “Sevgili Yelena Sergeyevna” ile içtenlikli bir biçimde yansıtmış ve soruna çözüm üretmeye çalışmış: Çözüm; ilerlemeci, gerçekçi, akılcı, üretim odaklı, adanmış, feodaliteden ve kapitalizmden uzak, değerlerinden kopmayan bir toplum.
Dramaturjisini Hande Ören’in, dekor ve kostüm tasarımını Almila Altunsoy’un, ışık tasarımını Özcan Çelik’in, efekt tasarımını Emrah Can Yaylı’nın yaptığı, fotoğraflarını Ahmet Çelikbaş’ın çektiği oyunda Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik, Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak rol alıyor. Işık ve dekor tasarımının gerçekçiliği, 1980’lerin Sovyetler Birliği’nden bir kesiti canlı olarak görüyormuş izlenimi yaratıyor. Oyunun yönetmenliğini yapan Bora Seçkin’in, 1991’de Kenter Tiyatrosu’nun sahnelediği “Sevgili Yelena Sergeyevna”da da “Pacha” rolünde oynadığını belirtelim.
Oyun, 21 Mart saat 15.00 ve 20.00’de Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Kültür Sanat Merkezi Rasim Öztekin Sahnesi’nde yeniden tiyatroseverlerle buluşacak.