Fransız Akademisi’nin en iyi roman ödülünü (2022) alan Kremlin’in Büyücüsü’nün yazarı Giuliano da Empoli, kitabı basılmadan bir nüshasını ünlü Fransız yönetmen Olivier Assayas’a gönderdi. Kitapla birlikte bir notla: “Romanımı ilk önce sizin okumanızı istiyorum.” ‘Giuliano ile birbirimizi az çok tanıyorduk. Kitabı büyük bir ilgiyle okudum. Diğer yönetmenlerden gelen önerileri reddettiğini belirtip filmi benim çekmemi istiyordu. Bu hikâye Rusya’da geçmesine karşın küresel ölçekteki güncel değişimleri anlatıyordu” diyen yönetmen 1990’lar Rusya’sını, SSCB’nin çöküşünü, yeni inşa edilen bir ülkenin karmaşasını sanatçı Vadim Baranov’un gözünden anlatır.
Önce tiyatro yönetmeni, sonra reality şov yapımcısı olan genç adam yavaş yavaş karanlık güçlere doğru çekilir. Sonunda eski KGB ajanı geleceğin çarı Vladimir Putin’in gayri resmi danışmanı olur. Böylelikle Yeni Rusya’nın merkezi bir parçasına dönüşür.
GÜDÜMLEME MEKANİZMALARI
Açılış sekansında Foreign Affairs dergisinde “Vadim Baranov, Sahte Demokrasinin İcadı” adlı makaleyi yazan Amerikalı gazeteci Rowland Moskova’ya gelir. Vladimir Putin’in gerçek danışmanından esinlenerek yaratılmış kurgu karakter Baranov’dan bir e-posta alır, gizli sığınağında Baranov ona Putin’le çalıştığı 15 yılı anlatır. Yeni Rusya’yla birlikte oligarkları, motosikletli çeteleri, infazları, Kırım’ın işgalini, Ukrayna savaşını film şeridi gibi izleriz.
Putin’in yükselişi bir idealin çöküşünü simgeler. Modern iktidar tiyatrosu, kaos yaratmak, yalanlar, özgür bir dünyada yaşayacaklarına inanan gençler, kitle manipülasyon mekanizmaları, suçlar, cinayetler, sürgünler... Vadim Baranov yaptıklarına derinden inanır, o zamanın bir ürünüdür. SSCB’nin çöküşünden sonra Yeni Rusya’ya geçiş tıpkı ABD’de olduğu gibidir, gerçeğin silinmesi ve gerçek ötesi kavramının ortaya çıkışı. Dünya Trump, Putin gibi otokratlarla doludur. Biçimsel ustalık, mimarinin soğukluğu, oligarkların kitsch lüksü, alacakaranlık tonlardaki aydınlatma atmosferi güçlendirir.
Baranov’da Paul Dano, Putin’de Jude Law’ın performansları etkileyicidir. Jeffrey Wright, Alicia Vikander, Tom Sturridge’in oynadığı Kremlin’in Büyücüsü “Eğer isyan etmezsek içinde yaşadığımız dünyayla işbirliği yaparız” der.
OYUN İÇİNDE OYUN...
Hell or High Water, Relay gibi gerilimlerin ustası David MacKenzie 1990’ların nostaljisiyle dolu gerilim-aksiyon filmlerinde çok sayıda anlatıyı iç içe geçirir, tempo her zaman yüksektir. Gerçekçi, derinlikli karakterleri hakkında az bilgi verir, her karakterin ahlaki nüansı farklıdır. Öyküler ve mekânlar arasında sorunsuz geçişler yapar, olağanüstü bir görsel akış yaratır.

Yönetmen, Fuze (Fünye) için Londra’nın farklı ekonomik sınıftan insanların yaşadığı Edgware Road bölgesini seçti. İnşaat alanının içinde 2. Dünya Savaşı’ndan kalma bir bomba bulunur, bomba imha ekibi olay yerine gelir. Bombanın üstünde zaman ayarlı bir tetikleyicinin olması durumu daha da karmaşıklaştırır. Polis bölgeyi sivillerden arındırır. Boşaltılan bölgenin içindeki bir bankada hırsızlar soygun yaparlar. Patlayacak olan bomba gerilimi artırır, soygunla gerilim daha da yükselir. Her sahne ya da planda ani kesmelerle itici bir enerji yaratılır.
Filmin bir kısmı Eminönü’nde çekildi. Filmin müziği zincirleme reaksiyona hazırlanırken zamanlayıcı görevini görür. Yol ayırımları belirir, kimseye güvenilmez, kim hayatta kalacak belirsizdir. İyi ve kötü arasında fark yoktur, her hamle izleyiciyi şaşırtmak, kafa karıştırmak içindir. Sürprizler, sapmalar, sağlam oyunculuk, kamera açıları, devingen kamera filmi sağlam kılar. Etkileyici bir zaman baskısı içeren aksiyon-gerilimde Aaron Taylor-Johnson, Theo James, Sam Worthington oynuyor.
