Grönland’da Trump korkusu

Grönland’da Trump korkusu

11.01.2026 04:00:00
Güncellenme:
Grönland’da Trump korkusu

Bir Çin atasözü der ki...

Bir Çin atasözü der ki: “Kulelerden esen rüzgâr, şehirde kopacak fırtınanın habercisidir.”

2026’nın ilk ayında esen sert rüzgârlar, Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılarak zorla ülke dışına çıkarılmasıyla yetinmedi, Danimarka ile Trump arasında Grönland’la ilgili kavgayı da yeniden gündeme getirdi.

Maduro’nun, uluslararası hukuk ve diplomatik kurallar hiçe sayılarak ABD tarafından zorla ülke dışına kaçırılması, Grönland ve Danimarka’da derin bir kaygı yarattı. Olay, uluslararası hukukun ve egemenlik haklarının nasıl ayaklar altına alınabileceğini de gözler önüne serdi. Grönland yönetiminde ve Danimarka hükümetinde, bu tür sınır tanımaz eylemlerin kendi toprakları için de “geçerli olabileceği” kuşkusuna yol açtı. Trump’ın geçmişte Grönland’la ilgili söz ve niyetleri, Maduro olayıyla birlikte değerlendirildiğinde, büyük güçlerin stratejik çıkarları gerektiğinde egemenlik sınırlarını göz ardı ederek her yola başvuracakları gerçeği, Grönland ve Danimarka için ürkütücü bir olasılık haline geldi.

TRUMP’IN GÖZÜ GRÖNLAND’DA

ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’nun kaçırılmasından sonra yaptığı açıklamada, Danimarka’nın ve Grönland’ın kaygılarını haklı çıkardı; Trump, “Bizim gerçekten Grönland’a ihtiyacımız var, kesinlikle ihtiyacımız var, ulusal savunma açısından buna ihtiyacımız var. Danimarka, bunu engellemeyi başaramayacak” dedi; gerekirse ekonomik baskı uygulayabileceğini üstü kapalı biçimde dile getirdi.

Trump’ın danışmanlarından Katie Miller da sosyal medya hesabında, Grönland’ın ABD bayrağıyla gösterildiği bir görsel paylaşarak “SOON” (yakında) yazdı. Katie Miller’ın paylaşımı bardağı taşıran son damla oldu. Bu açıklamalar, “ABD’nin bölgedeki niyetlerini açığa vuran provokatif ve rahatsız edici bir tutum” olarak değerlendirildi.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Trump’ın sözlerini “absürt” bulduğunu açıkladı; “ABD’nin Danimarka Krallığı’na bağlı hiçbir bölgeyi ilhak etme hakkı yoktur” dedi. Frederiksen, durumun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde görüşülmesi gerektiğini bildirdi.

ADA, NADİR TOPRAK ELEMENTLERİNE SAHİP 

Yaklaşık 60 bin kişinin yaşadığı, 2 milyon 166 bin kilometrekare yüzölçümüyle dünyanın en büyük adası olan Grönland, coğrafi olarak Kuzey Amerika kıtasına, siyasal olarak da Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölgedir. Kuzey Kutbu’nda hava, deniz ve askeri geçiş yolları üzerinde yer alıyor. Adadaki nadir toprak elementleri; bakır, nikel, altın ve benzeri mineralleri ile savunma sanayisinden enerjiye kadar sahip olduğu yeraltı zenginlikleri onu vazgeçilmez kılıyor.

Trump 2019 yılında, ilk başkanlık görevine başlar başlamaz ABD’nin Grönland’a sahip olmasının “stratejik bir zorunluluk” olduğunu vurgulamış; “Öyle ya da böyle, Grönland’a sahip olacağız” demişti.

ABD’nin, Grönland’a sahip olma isteği Trump’la başlamadı. 1867 yılında Alaska’yı Rusya’dan satın alan ABD yetinmedi, Grönland ve İzlanda’ya da sahip olmak istedi ancak başaramadı.

İkinci Dünya Savaşı’nda, Danimarka’nın Nazi Almanya’sı tarafından işgal edilmesinden sonra ABD, Danimarka ile imzaladığı savunma ve işbirliği anlaşmasıyla Grönland’ın savunmasını üzerine aldı. Adada askeri üsler ve havaalanları kurdu.

ABD, Grönland’da en kalıcı adımı ise 1951 yılında attı. Danimarka ile imzaladığı yeni savunma anlaşması ile kurduğu Thule (Pituffik) Hava Üssü’nü, Sovyetler Birliği’ne karşı erken uyarı sistemi, radar ağları ve nükleer savunma altyapısıyla donattı.

Grönland, yalnızca değerli toprak elementleriyle, zengin yeraltı kaynaklarıyla kaplı bir ülke değil; Trump’ın sabrının, niyetinin ve sınır tanımaz hırslarının test edildiği bir adadır artık. Yazımızın başındaki Çin atasözünü bir daha anımsayalım mı?