Savaşın siyasete gölgesi

Savaşın siyasete gölgesi

15.03.2026 04:00:00
Güncellenme:
Savaşın siyasete gölgesi

Hollanda yeniden önemli bir seçime hazırlanıyor.

Hollanda yeniden önemli bir seçime hazırlanıyor. 18 Mart’ta yapılacak yerel seçimler doğrudan iktidarı değiştirmeyecek olsa da sol partilerin elde edebileceği bir başarı, yeni kurulan sağ azınlık koalisyonunun politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir. En azından sol muhalefet seçim çalışmalarını bu beklentiyle sürdürüyor. Ülke genelinde 342 belediyede sandık kurulacak.

Bu yılki yerel seçimleri farklı kılan unsur ise uluslararası gelişmelerin yarattığı siyasi atmosfer. Özellikle ABD’nin İran’a yönelik saldırısı Hollanda siyasetinde de ciddi bir tartışma başlığına dönüşmüş durumda. Birçok siyasi parti ilk anda şaşkınlıkla karşıladığı bu saldırı konusunda daha sonra temkinli bir dil kullanmayı tercih etti. Zamanla yapılan açıklamalar, büyük ölçüde Washington’ın yanında konumlanan bir çizgiye yöneldi. Ancak Hollanda siyasetinde bu tutuma mesafeli duran partiler de var.

İSPANYA BENZERİ YAKLAŞIM

Hayvanlar Partisi, Sosyalist Parti, NCPN ve DENK gibi bazı partiler açık biçimde savaş karşıtı bir tutum sergiliyor. Bu partiler, Hollanda’nın uluslararası çatışmaların parçası olmaması gerektiğini savunuyor. İspanya’daki savaş karşıtı politik söylemlere benzer bir yaklaşımın Hollanda’da da giderek daha fazla dile getirildiği görülüyor.

Ülkenin geleneksel sol ve sosyal demokrat güçlerini temsil eden Yeşil Sol-İşçi Partisi bloğu ise daha temkinli bir çizgide duruyor. Bu blok, saldırının uluslararası anlaşmalarla bağdaşmadığını vurgulamakla yetiniyor. Özellikle Amsterdam, Rotterdam ve Nijmegen gibi bazı şehirlerde sol partilerin yerel yönetimler için ortak koalisyonlar kurma olasılığı konuşuluyor.

BELEDİYELERİN GÜCÜ

Hollanda’da belediyeler oldukça geniş yetkilere sahip. İtfaiye, limanlar ve polis teşkilatı gibi kurumların sorumluluğu uzun yıllardır yerel yönetimlere ait. Bu yapı bugüne kadar ciddi biçimde tartışma konusu yapılmadı ve hiçbir hükümet tarafından köklü biçimde değiştirilmeye kalkışılmadı. Bu nedenle yerel seçimler ülkede her zaman büyük bir rekabete sahne oluyor. Belediye yönetimlerinin kimlerin elinde olacağı, sadece yerel hizmetler açısından değil, aynı zamanda ülke siyasetindeki güç dengeleri açısından da önem taşıyor. Amsterdam’da D66 partisinin politikacılarından hukukçu Nazmi Türkkol da bu seçimlerde dikkat çeken isimlerden biri. Türkkol, Amsterdam’ın New West bölgesinde partisinin liste başı olarak seçime giriyor. Kendisiyle yaptığım görüşmede, partisinden farklı olarak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısını uluslararası hukuka aykırı bulduğunu açıkça dile getirdi. “Belki İran’daki rejime karşı olan bazı insanların hoşuna gitmiş olabilir ama bir hukukçu olarak bunun son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. İran’da bir değişim olacaksa bunun halkın kendi iradesiyle gerçekleşmesi gerekir” diyor Türkkol.

SİLAH SEVKIYATINA ‘HAYIR’

Rotterdam’da ise Hayvanlar Partisi’nin liste başı olan şehir sorumlusu Pınar Coşkun çok daha sert bir tutum sergiliyor. Coşkun, ABD ve İsrail’e savaş kapsamında yapılacak silah sevkıyatının tamamen yasaklanmasını savunuyor.

Rotterdam Limanı’nın bu tür sevkıyatlar için kullanılmasına karşı olduklarını belirten Coşkun, limanda bu ülkelere ayrılması planlanan depoların belediye kararıyla yasaklanması için çalışacaklarını söylüyor. Hayvanlar Partisi’nin seçimlerden sonra kurulacak belediye koalisyonunda yer alması halinde yerel yönetim ile merkezi hükümet arasında ciddi bir siyasi gerilim yaşanması da olasılık dahilinde görünüyor.

Kısacası Hollanda’da sandığa gidecek seçmenler yalnızca belediye meclislerini belirlemeyecek. Aynı zamanda ülkenin uluslararası krizler karşısında nasıl bir siyasi ve ahlaki çizgide durması gerektiğine yönelik de bir mesaj verecek. Yerel seçimler bazen ulusal siyasetin aynası olur; Hollanda’da bu kez o aynada savaşın gölgesi görünüyor.