Dikkat: Pankreas kanseri belirtileri başka şikayetlerle karışabiliyor

Prof. Dr. Ceyhan: Tanı konan hastaların yarısında pankreas kanserinin başka organlara metastaz yaptığını (sıçradığını) görüyoruz. Sağlıklı bir yaşam tarzı, pankreas kanseri riskini azaltmada önemli rol oynuyor.

07 Aralık 2021 Salı, 04:00
Dikkat: Pankreas kanseri belirtileri başka şikayetlerle karışabiliyor
Abone Ol google-news

Genellikle belirti vermeyerek sinsice ilerleyen pankreas kanseri, ancak ileri evrelerinde sırt ağrısı, karında şişkinlik veya sarılık gibi şikâyetlerle kendini belli edebiliyor. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, pankreas kanserine bağlı bazı şikâyetlerin diğer sindirim sistemi hastalıklarıyla, sırta vuran ağrının ise bel problemleriyle karışabildiğini söyledi. Bu nedenle tümörün hızlı yayıldığını ve hastalığın ileri evrede tespit edildiğini anlatan Prof. Dr. Ceyhan, “Tanı konulan hastaların yarısında pankreas kanserinin başka organlara metastaz yaptığını (sıçradığını) görüyoruz. Dünyada kanser ölümlerinde dördüncü sırada yer alan ve görülme sıklığı giderek artan pankreas kanserine, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı yanlışlar da zemin hazırlayabiliyor. Sağlıklı bir yaşam tarzı, pankreas kanseri riskini azaltmada önemli rol oynuyor” dedi. 

Pankreas kanseri riskini artıran beş etken ve öneriler şöyle:  

- Obezite (Şişmanlık): Geniş kitleler üzerinde yapılan çalışmalarda vücut kitle indeksi (VKİ) 30 ve üzeri olan kişilerde pankreas kanseri riskinin arttığı gösterilmiştir. Aşırı kilolu olunmasa da bel çevresi yağ dokusu artmış kişilerde de bu riskin benzer şekilde arttığı bilinmektedir. Aşırı kilodan sakınılması, sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi, günlük hayatta hareketsizliğin önüne geçilerek aktif hayat tarzının benimsenmesi ve obezite hastalarının tedavisi toplum sağlığı açısından da önem taşıyor. 

- Diyabet (Şeker hastalığı): Diyabet, hem pankreas kanseri risk faktörlerinden hem de hastalığın sonuçlarından biridir. Uzun süreli diyabet pankreas kanseri riskini 1.5-2.5 kat arası artırmaktadır. Ancak 15-20 yıl kontrollü diyabeti olan hasta gruplarında pankreas kanserinde artış saptamayan bildiriler de bulunmaktadır. İleri yaşta yeni tanı konulmuş diyabet, pankreas kanseri habercisi olabilir. Bu grup hastalarda kan şekeri değerleri kanser tedavisi sonrası sıklıkla düzelmektedir. 

- Sigara ve alkol: Sigara kullanımı, pankreas kanseri için bilinen en önemli risk faktörlerindendir. Sigara kullanımı ile hastalık riski yaklaşık iki kat artmakta. Sigaranın bırakılması ile bu risk sigara içmeyen kişilere göre azalarak 1.2 kata kadar düşmektedir.  

- Genetik yatkınlık: Hem benzer çevresel faktörler hem aynı genetik havuz paylaşıldığı için bazı ailelerde pankreas kanseri kümeleşmesi görülür. Genetik araştırma konusundaki tüm ilerlemelere rağmen henüz ailevi pankreas kanseri konusu net açıklanabilmiş değildir. Tüm pankreas kanserlerinin yaklaşık yüzde 4-5’lik kısmını oluşturan bu grupta belirlenecek genetik belirteçler ile gelecekte bu ailelerde tarama yapmak mümkün olacaktır. 

- Beslenme: Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, “Bilimsel bazı çalışmalar; işlenmiş et, doymuş yağ asitleri ve şekerli içeceklerden zengin Batı tipi beslenmenin pankreas kanseri riskini artırdığını göstermektedir. Batı tipi beslenmenin obeziteye yol açarak pankreas kanseri riskini etkilediği de öne sürülmektedir. Her şekilde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının koruyucu olduğu akılda tutulmalıdır” diyor.  

TEDAVİDE YENİ GELİŞMELER UMUT VERİYOR!

Pankreas kanserinin tedavisinin hastanın genel durumuna, hastalığın evresine ve kanserin yerleşimine göre belirlendiğini belirten genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan şöyle konuştu: 

“Esas amaç; kanseri tamamen yok etmek, mümkün değilse kontrol altında tutmaktır. Özellikle son yıllarda kemoterapi başarısının artması, cerrahi olarak pankreas tümörlerinin çıkarılma oranını da artırıyor. Daha önceden cerrahi şansının mümkün olmadığı, pankreas etrafı ana damarsal yapıların tümörden etkilendiği bir grup hastada önce kemoterapi uygulanıyor ve kemoterapinin yanıt verdiği hastalarda ise cerrahi uygulanabiliyor. Benzer şekilde gerek ameliyat öncesi gerek ameliyat sonrası dönemde, farklı kemoterapi ya da radyoterapi protokolleri ile uygun hastalarda çok daha uzun sağkalım sonuçları elde ediliyor.”