Her bel ve bacak ağrısı bel fıtığı değil: Yıllarca yanlış tanı konulan gizli tehlike 'Koksidini'!

Her bel ve bacak ağrısı bel fıtığı değil: Yıllarca yanlış tanı konulan gizli tehlike 'Koksidini'!

1.06.2026 10:40:00
Güncellenme:
İHA
Takip Et:
Her bel ve bacak ağrısı bel fıtığı değil: Yıllarca yanlış tanı konulan gizli tehlike 'Koksidini'!

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, bel, kalça ve bacağa yayılan ağrıların her zaman bel fıtığına işaret etmediğini, kaynağın "koksidini" olarak bilinen kuyruk sokumu ağrısı olabileceğini belirtti. Travmaların yıllar sonra bile kronik ağrı şeklinde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Koca, yanlış tanıların önüne geçilmesi için bütüncül tedavi yaklaşımlarının önemine dikkat çekti.

Toplumda en sık karşılaşılan sağlık şikayetlerinin başında gelen bel, kalça ve bacağa yayılan ağrılar, çoğu zaman doğrudan bel fıtığı ile ilişkilendiriliyor. Ancak tıp uzmanları, pek çok hastada ağrının asıl kaynağının gözden kaçabildiği ve yanlış teşhisler yüzünden vatandaşların gereksiz tıbbi operasyonlara maruz kalabildiği uyarısında bulunuyor.

Cumhuriyet’in kamu sağlığını koruma ve bilimsel verileri halka doğru aktarma yayın ilkeleri doğrultusunda konuyu değerlendiren Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, özellikle uzun süre oturmakla artan ve oturulan yerden kalkarken şiddetlenen ağrıların, halk arasında kuyruk sokumu ağrısı olarak bilinen "koksidini" rahatsızlığına işaret edebileceğini vurguladı.

"HER BEL VE BACAK AĞRISI BEL FITIĞI DEĞİLDİR"

Kuyruk sokumu bölgesindeki sorunların yalnızca lokal bir acıya neden olmadığını, ağrının geniş bir alana yayılabildiğini ifade eden Prof. Dr. İrfan Koca, tanı sürecindeki kritik hatalara şu sözlerle dikkat çekti:

"Kuyruk sokumu kaynaklı ağrılar kalçaya, bele ve hatta bacağa yayılabilir, bazı hastalarda uyuşma hissine de yol açabilir. Bel fıtıklarında da benzer belirtilerin görülmesi nedeniyle bazı hastalara yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konulabilmekte, bu durum yanlış tedavi uygulamalarına ve gereksiz girişimlere neden olabilmektedir. Bazı hastalar yıllarca farklı tanılarla takip edilirken asıl problemin kuyruk sokumundan kaynaklandığı görülebilmektedir. Özellikle oturmakla belirgin şekilde artan ve kuyruk sokumu üzerine yük binmesiyle şiddetlenen ağrılarda bu bölge mutlaka değerlendirilmelidir."

TRAVMALAR YILLAR SONRA BİLE ETKİSİNİ GÖSTEREBİLİR

Kuyruk sokumu ağrılarının en sık rastlanan nedenleri arasında düşmeler, trafik kazaları, doğum travmaları, uzun süreli masa başı çalışma ve tekrarlayan mikrotravmalar yer alıyor. Yaşanılan kazaların veya basit düşmelerin üzerinden yıllar geçse bile etkilerinin kronikleşebileceğini belirten Prof. Dr. Koca, sert zeminde oturamama, uzun süre oturduktan sonra ağrının belirginleşmesi, oturulan yerden kalkarken zorlanma ve o bölgede hassasiyet oluşmasının en önemli koksidini belirtileri arasında yer aldığını söyledi.

Prof. Dr. Koca, özellikle uzun süredir devam eden vakalarda klasik tedavi yaklaşımlarının, standart fizik tedavi uygulamalarının ve ilaç tedavilerinin her zaman yeterli düzeyde fayda sağlamadığını, bu nedenle ağrının kaynağının doğru belirlenerek kişiye özel bir yol haritası çizilmesi gerektiğini aktardı.

AĞRIYI BASKILAMAK YETMEZ: BÜTÜNCÜL TEDAVİ ŞART

Kuyruk sokumu ağrılarında tedavinin başarısı için sadece ağrılı noktaya odaklanmanın yetersiz kalacağını ifade eden Prof. Dr. İrfan Koca, pelvisin biyomekaniği, bağ dokuları, kas sistemi, fasiyal yapılar ve sinir sisteminin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Amaçlarının ağrıyı geçici olarak ilaçlarla baskılamak değil, ağrıya neden olan mekanik ve fonksiyonel bozuklukları tamamen düzeltmek olduğunu söyleyen Koca, modern tıpta uygulanan bütüncül yöntemleri şöyle sıraladı:

Manuel terapi uygulamaları,

Nöral terapi ve Proloterapi,

Nokta atışı enjeksiyon tedavileri,

Miyofasyal gevşetme yöntemleri,

Kişiye özel egzersiz programları ile postür ve oturma alışkanlıklarının düzenlenmesi.

Kuyruk sokumu kaynaklı ağrıların oturma konforunu bozarak yaşam kalitesini düşürdüğünü ve günlük aktiviteleri kısıtladığını hatırlatan Prof. Dr. İrfan Koca, "Doğru değerlendirme ve uygun tedavi planlaması ile birçok hastada başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu nedenle uzun süredir devam eden şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerekir" diyerek sözlerini tamamladı.