Son yıllarda beslenme ve diyet programlarına yönelik artan ilgi, önemli bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Uzmanlar, yaygın olarak kullanılan birçok diyet listesinin erkek metabolizması temel alınarak hazırlandığı görüşünü bildiriyor. Bu durum ise hormonal yapısı, yağ depolama biçimi ve metabolizma hızı farklı olan kadınların kilo verme sürecinde beklenen sonuçları alamamasına neden oluyor. Kadınların biyolojik ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi, diyetlerin etkinliğini sorgulatırken kişiye ve özellikle cinsiyete özgü beslenme programlarının gerekliliği yeniden gündeme taşındı.
Diyetisyen Gürkan Hınız, insanlık tarihi boyunca birçok biyolojik verinin erkek bedeni üzerinden hesaplanmış ve planlanmış olduğuna dikkat çekerek “En temel sebeplerinden biri, kadın vücudundaki menstrüel döngünün yarattığı hormonal değişimlerin bilimsel araştırmalar adına oluşturduğu zorluklar. Yakın tarihte bu durum değişti ve cinsiyet faktörü tüm durumlar için hesaplanmaya başlandı. Fakat güncel olmayan kaynaklarda halen erkek bedeni temel odak noktası olmaya devam ediyor” dedi.
‘MENSTRÜEL DÖNGÜ DEĞİŞİYOR’
Kadın ve erkek bedeninin hormonal reaksiyonlar açısından ciddi farklılıklar içerdiğini aktaran Hınız, “Bu nedenle bir kilo verme planı yapılırken cinsiyet faktörü son derece kritik bir değişken” diye ekledi. Kadın vücudunun mineral ve vitamin ihtiyaçlarının menstrüel döngü içinde değişmesine neden olduğunu söyleyen Hınız, “Bu nedenle diyetisyenler kadın danışanlarını takip ederken menstrüel döngüyü bilmek ve beslenme planlarını yaparken buna dikkat etmek durumunda” ifadelerini kullandı.
Açlık ve tokluk hissinin kadınlarda erkeklere göre farklı çalıştığını ifade eden Hınız, “Çok sade bir bakış açısı ile kas kütlesi üzerinden dahi bu durum açıklanabilir. Fakat biraz derinlere indiğimizde, kadın bedeninin açlık-tokluk mekanizmasının erkeklerden farklı olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.
Günümüzde psikososyal etkilerin gücünün biyolojik etkileri geçmeye başladığını belirten Hınız, “Dayatılan güzellik idealleri birçok kadın erken yaşta son derece kısıtlayıcı beslenme planlarını uygulamaya itiyor. Bunun en doğal sonucu da beslenme bozukluğu oluyor. Bu noktada kadınlar toplum beklentileri ile kendi beden gerçeklikleri arasında sıkışıp kalıyor” dedi.
YEME DAVRANIŞLARI
Duygusal yeme davranışlarının kadınlarda daha sık görüldüğünü vurgulayan Hınız, “Kadınların stresi yönetim şekli ve beraberinde artan stres hormonları ‘teselli besinleri’ ile daha sık temas kurmalarına neden olabilir. Burada cinsiyet faktörünün belki de en çarpıcı tarafı olan psikolojik tarafı ile yüzleşiyoruz” ifadelerini kullandı
