Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM'de Yeni Yol grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak sözlerine başladı.
Davutoğlu, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın, Orta Doğu ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarına ilişkin AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a çağrıda bulundu.
Davutoğlu, şunları kaydetti:
“Bu bayramın çocuk boyutu ve ulusal egemenlik boyutu var. Ulusal egemenlik, ulusal onurdur. Ulusal egemenlik sözle kurulmaz. Gerektiğinde silahla, gerektiğinde açıklamayla, ama en önemlisi de güçlü bir milli iradeyle kurulur. Bu milli iradeyi temsil edenler, bu milleti temsil etme hakkına sahip olurlar. Ama bu konuda taviz verenler, sessiz kalanlar TBMM’nin ruhuna ihanet etmiş olurlar. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak isyan ediyorum. Neye mi? Bir küstah büyükelçi Antalya Forumu'nda konuşma yaptı. Bu küstah büyükelçinin, ‘Sayın Erdoğan meşruiyet istiyor, Sayın Trump da bu meşruiyeti veriyor’ diyerek meşruiyetin TBMM’den ve Türk milletinden değil de yurt dışından alındığını ima eden bu adam daha o zaman gönderilmeliydi. Ama gönderilmediği için, bırakın gönderilmeyi, Dışişleri Bakanlığı’na çağrılıp uyarılmadığı için gaf üstüne gaf, küstahlık üstüne küstahlık yapıyor. Sizden müdahale isteyen kim Allah aşkına? TBMM’yi 1920’de açanlar sizden müdahale mi istediler? Size mi sordular?
“BU ONURU GÖSTERMENİZ LAZIM SAYIN CUMHURBAŞKANI”
Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Geçmişteki hukukumuz adına, onun bazı yerlerde ne kadar diri, sapasağlam durmuş olduğuna şahit olmuş dostu, kardeşi olarak sesleniyorum: Bu adama karşı sessiz kalmayın. Bu adama karşı sessiz kaldığınız her an şehitlerimizin aziz ruhuna halel geliyor. Bu cahil adama önce cehaletini, sonra da Washington yolunu gösterin. Bugün bu küstah büyükelçiye ‘bizde devlet güçle değil, adaletle yürütülür. Bizde meşruiyet Washington’dan değil, Türkiye’den ve Türk milletinden alınır’ diye bir ses bekliyoruz. Korkmayın. Ulusal Egemenlik Bayramı sloganlarla değil, ulusal onurla kutlanır. Bu onuru göstermeniz lazım Sayın Cumhurbaşkanı. Böyle bir küstah hiçbir zaman Ankara’da görülmedi.
Şimdi ona söylüyorum: Bin arabana, Ankara’dan çık, Çorum, Hattuşaş’a gideceksin. Orada göreceksin ki senin devletinin izi ya da senin Avrupa’dan gittiğin ülkelerin ismi okunmazken bu topraklardaki Hitit devleti milattan önceki 1280 yılında Mısırlılarla Kadeş Antlaşmasını yapmıştır.”
“BAŞTA OKULLAR OLMAK ÜZERE KAMU ALANLARINDA GÜVENLİK TEDBİRLERİ ARTIRILMALIDIR”
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarına ilişkin konuşan Davutoğlu, şöyle konuştu:
“Acı üzerinden siyaset yapmayız ama birilerinin de olan bir şeyden hesap vermesi lazım. Yoksa seçilmenin anlamı yok. İktidar ile sokaktakiler aynıysa, bizlerle şu an görevde olanlar aynı durumda olacaksa o zaman ne gerek var seçim yapmaya? Bu olayı duyar duymaz ‘ben olsam ne yapardım’ diye düşündüm. Aynı gün şunu söyledim ‘acil 10 adımı atın’. Şimdi tekrar dinlemeleri için söylüyorum: Bireysel silahlanmanın yaygınlaşması engellenmelidir. Başta okullar olmak üzere kamu alanlarında güvenlik tedbirleri artırılmalıdır. Bütün okullarda belli bir takvim içinde psikolojik taramalar yapılmalı ve gençlerin sorunlarının kaynakları tespit edilmelidir. Okullarda psikolojik rehberlik çalışmaları yoğunlaştırılmalıdır. Okulların etrafına çöreklenerek gençleri tuzaklarına çeken sokak çetelerine karşı amansız bir mücadele başlatılmalıdır. Mafyatik kültürünü umutsuz gençlere bir kariyer alanı gibi gösteren dizilere karşı kesin tedbirler alınmalı, şiddet kültürünün yaygınlaştırılması asla sanat alanı ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilemez. Uyuşturucu çeteleriyle mücadele sözde ve medyatik düzeyde değil, baronlardan başlayarak bu terör eylemine bulaşan herkesi kapsamalı ve sert, kararlı şekilde yürütülmelidir. Sık sık çıkarılan infaz yasalarıyla gençlerin kötü örneklerle suça yönelmesi engellenmelidir. Gençleri umutsuzluğa sevk eden ekonomik şartlar düzeltilmeli, acilen gençliğin psikolojik gelişimiyle ilgili bütçelendirme de dahil içeren bir eylem planı oluşturulmalıdır. Bu bağlamda her okulda ebeveynler, öğretmenler, okul yöneticileri ve lise düzeyindeki okullarda öğrenci temsilcilerinden oluşan kurullar oluşturulmalıdır.
“BU ÜLKEDE KİM SORUMLU”
Biz bunu devlet refleksiyle ve insani refleksle yaptık. Aldığımız tepkiyi sizinle paylaşacağım. İktidar tarafı sanki orada bir şey olmuş da onların hiçbir payı yokmuş gibi cenaze namazlarında sayın yetkililer bulunmadı. Deprem olur sorumlusu yok, şiddet olur sorumlusu yok, yolsuzluk olur sorumlusu yok… Bu ülkede kim sorumlu? Diğer tarafta da muhalefetin trolleri var. Neymiş? Davutoğlu işaret fişeğini çakmış, ulusal bayramlarla benim problemim varmış ve bir sosyal medya kampanyası ki sanki ben terör suçu işledim. Cumhuriyet düşmanıymışım. Onlara söylüyorum: İktidar devleti tekeline alıyor, muhalefetin trolleri de Cumhuriyet'i tekeline alıyor. Birer birer gelmeyin, toptan gelin. Dönersem namerdim. Milli yası onlar ilan etmedi ama ben şahsen ilan ediyorum ve bütün partilere de bu çağrıda bulunuyorum: Kutlamalı, gülücüklü, kahkahalı hiçbir resepsiyona katılmayacağım. TBMM resepsiyonu dahil.”
“KORUDUĞUNUZ TEK ŞEY KOLTUKLARINIZ, MAKAMLARINIZ VE MAAŞLARINIZ”
Davutoğlu, Tunceli Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin şunları söyledi:
“Mesele Gülistan Doku meselesi değil sadece. Hukukun ilkeleri 5 şeyi korur: Canı, aklı, inancı ya da düşünceyi, nesli ve mülkü. Bunları koruyamazsanız hukuk da yoktur devlet de yoktur. Canı koruyamıyorusunuz. Gülistan Doku Tunceli’de kime emanetti? Tunceli Valisi’ne emanetti. Peki Tunceli Valisi ne yaptı? Kendi oğlunun işlediği bir suçu -yargı karar verecek ama- örtmek için bütün devlet araçlarını kullandı. Bu olay üzerinden 6 yıl geçti. Bu kızımız devlete emanettir. Şimdi dosya tekrar açılıyor. Peki sadece Tunceli Valisi mi, oranın İl Emniyet Müdürü mü? O günün Bakanı nerede? Birçok faili meçhule bakın, o Bakan döneminde. Sizin işiniz dosya kapatmak mı, milletin çocuklarını katleden çeteleri kapatmak mı? Şimdi bu yeni Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı ‘kapatılan bütün dosyaları açacağız’ dedi. Bu topraklardaki her kadının iffeti Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne emanettir. Siz bu iffete çıkmayacaksınız, sonra konuşacaksınız… Kadını koruyamayan, aileyi koruyamaz. Koruduğunuz tek şey koltuklarınız, makamlarınız ve maaşlarınız.”
“MECLİS’E ANLATAMAYACAKSA NEREYE ANLATACAK”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne eylem yapan ve sonrasında gözaltına alınan 110 Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi ve sendika çalışanı gece saatlerinde serbest bırakılmıştı. Davutoğlu, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dün ‘ben o madencileri ziyaret etmeden genel merkeze gelmeyeceğim’ dedim. Sonra bir mesaj geldi, 110 madenci sabahın 6’sında apar topar gözaltına alınmışlar. Bu gözaltıları siz Gülistan Doku olayı olduğunda neden 6 yıl beklediniz? Onun üzerine dün ‘Gökay Bey Meclis’e gelsin görüşelim’ dedim. Gökay Bey’e Meclis’e giriş yasağı koymuşlar bu sabah. 1 yıl Meclis’e giremezmiş. Emin olun o cinayet şebekelerindekilerin bir çoğu bu Meclis’te siyasilerle resimleri vardır. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı derdini Meclis’e anlatamayacaksa nereye anlatacak? Bütün grup başkanlarımıza ve grup başkanvekillerimize söylüyorum: O maden işçilerini içeri almak sizin sorumluluğunuzdur. Alacaksınız ve burada buluşacağız. Maden işçilerinin Meclis’e girmesini kim engellerse, kim buna sessiz kalırsa bu suça ortak olur.”
