Asgari Ücret İnisiyatifi, asgari ücrete ilişkin TBMM’ye sunacakları taleplerine dair Beyoğlu’nda bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası’nda basın toplantısı düzenledi.
“Akaryakıta, gıdaya, kiraya, her şeye zam varsa asgari ücrete de yeniden zam” başlıklı toplantıda basın açıklaması okundu.
Asgari ücrete yıl başında yapılan zammın yılın ilk çeyreği itibarıyla eridiğine dikkat çekilen açıklamada, “Asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılması, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda 4 kez güncellenecek şekilde belirlenmesi” talebiyle, toplanan 2 bin dilekçenin 9 Nisan’da TBMM’ye sunulacağı duyuruldu. Dilekçelerin teslim edilmesinin ardından ise, inisiyatif tarafından 1 Mart’ta gerçekleştirilen Asgari Ücret Çalıştayı neticesinde hazırlanan raporu paylaşmak, hedef ve önerileri aktarmak üzere siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirileceği belirtildi.
"ASGARİ ÜCRET İNSANCA YAŞAMI GÜVENCE ALMAKTAN UZAK"
“Bugün Türkiye’de asgari ücret, işçinin ve ailesinin insanca yaşamını güvence altına alan bir ücret olmaktan uzaktır. Ücretler yıl içinde hızla erimekte, asgari ücret fiilen genel ücret haline getirilmekte, karar süreçleri ise emekçilerin doğrudan temsil edilmediği dar bir mekanizmaya sıkıştırılmaktadır. Yasal olarak Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenen ancak fiilen cumhurbaşkanının insafına bırakılmış asgari ücret zamlarından biz milyonlarca emekçinin payına düşen açlık sınırının altında bir yaşam maalesef” denilen açıklamada TBMM’ye gerçekleştirilcek ziyaretin, “Emeğin sesiyle siyaset arasındaki mesafeyi kapatma çağrısı” olduğu belirtildi.
Dilekçede, belirlenen asgari ücretin açlık ve yoksulluk sınırlarının altında kalmasına ilişkin Anayasa hükümlerine dikkat çekildi. Asgari ücretin bir işçinin ve ailesinin insanca yaşamını sürdürebilmesi için gerekli asgari koşullarını karşılamamasının Türkiye Cumhuriyeti’nin “sosyal hukuk devleti” niteliğine ve Anayasa’nın 49. maddesinde yer alan “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” hükmüne aykırı olduğu belirtilerek asgari ücret belirleme sisteminin TBMM gündemine alınması ve ve 4857 sayılı İş Kanunu'na “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir.” maddesinin eklenmesi talep edildi.
"YILDA BİR KEZ DEĞİL DÖRT KEZ GÜNCELLENMELİ"
Asgari Ücret İnisiyatifi’nin siyasi partilerle paylaşacağı öneriler ise şu şekilde belirtildi:
“Asgari ücret, işçinin değil işçi ve ailesinin yaşam maliyeti temelinde belirlenmelidir. Asgari ücret hesabında yalnızca bireysel değil, hane düzeyinde insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır;
Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılmalıdır. Sosyal devlet ilkesi gereği asgari ücret, açlık sınırına sıkışmış değil, insanca yaşamı güvence altına alan bir toplumsal taban olmalıdır;
Asgari ücret yılda bir kez değil, yılda dört kez güncellenmelidir. Enflasyon karşısında hızla eriyen ücretlere karşı, milli gelir ve enflasyon verileri esas alınarak çoklu güncelleme sistemi kurulmalıdır;
4857 sayılı İş Kanunu’na açık hüküm eklenmelidir. 'Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir' hükmü yasal güvenceye kavuşturulmalıdır;
Asgari ücret yeniden gerçek anlamda bir başlangıç ücreti olmalıdır. Asgari ücretin genel ücret haline gelmesine son verecek düzenlemeler yapılmalı; ücret skalasının tamamını aşağı çeken bu rejime karşı koruyucu mekanizmalar oluşturulmalıdır;
Asgari Ücret Tespit Komisyonu demokratik ve temsili biçimde yeniden düzenlenmelidir. Emekçilerin doğrudan temsil edilmediği, fiilen tek taraflı işleyen mevcut yapı değişmeli; karar süreçleri şeffaf, katılımcı ve toplumsal meşruiyete sahip hale getirilmelidir;
Türkiye, ILO’nun 131 sayılı Asgari Ücret Tespit Sözleşmesi’ni derhal onaylamalıdır. İşçilerin ve ailelerinin ihtiyaçlarını, hayat pahalılığını ve ekonomik koşulları dikkate alan uluslararası standartlara uygun bir sistem kurulmalıdır;
Toplu sözleşme ve sendikal örgütlenme kapsamı genişletilmelidir. Asgari ücret rejiminin panzehiri örgütlü emektir. Güçlü toplu pazarlık olmadan ücret adaleti sağlanamaz;
Bölüşüm politikaları emekçilerden yana yeniden kurulmalıdır. 'Kaynak yok' söylemi gerçek değildir. Sorun kaynak eksikliği değil, bölüşüm tercihidir. Emeğin payını büyüten adil bir bölüşüm politikası hayata geçirilmelidir.”
