İBB duruşmalarının 40. gününde Avrupa Yeşiller Partisi heyeti duruşmayı izledi. Silivri’de Cumhuriyet TV yayınına katılan Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanı Vula Tsetsi, “Bu normal değil siyasi bir dava. Sebebi de Ekrem İmamoğlu’nun Recep Tayyip Erdoğan karşısında güçlü bir figür olarak ortaya çıkması” dedi.
İBB’ye yönelik yolsuzluk iddialarına ilişkin 9 Mart’ta başlayan duruşmalar 40. gününde Silivri’de görülmeye devam ediyor. İBB Kültür A.Ş. eski genel müdürü Serdal Taşkın’ın savunmasıyla başlayan duruşma, çapraz sorgu ve avukat beyanlarıyla devam etti.
Avrupa Yeşiller Partisi heyeti de bugünkü duruşmayı izleyici sıralarından takip etti. Heyette Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanı Vula Tsetsi, Komite Üyesi Joanna Kaminska, Basın Sorumlusu Tom Zoete yer aldı. Silivri’de Cumhuriyet TV canlı yayınına katılan Vula Tsetsi, Ekrem İmamoğlu’nun “siyasi bir figür olarak güçlenmesi” sebebiyle bu yargılamanın başladığını söyledi.

“NORMAL DEĞİL SİYASİ BİR DAVA”
Tsetsi, “Avrupa’da Türkiye’de yaşanan süreçlere başlangıçta ilgi yüksekti ama zamanla biraz azalma oldu. Bu normal değil siyasi bir dava. Sebebi de Ekrem İmamoğlu’nun Recep Tayyip Erdoğan karşısında güçlü bir figür olarak ortaya çıkması. Cumhurbaşkanı otokratik davranıp bu süreci başlatmış gibi gözüküyor. Bu süreci takip ediyor ve ilgiyi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bölgedeki jeopolitik durumlar göz önüne alındığında demokrasi aşınma sürecinin gündemden kaybolmaması gerekiyor” dedi.
İzleyici sıralarında tutuklu yakınlarını gözlemlediğini belirten Tsetsi şunları kaydetti:
“Çok duygusal anlar yaşanıyor. Eşler ve çocuklar ailelerine bir ‘merhaba’ diyebilmek çin fırsat kolluyor adeta. Gün içerisinde sadece birkaç kez selamlaşabiliyorlar ve yanlış bilmiyorsam sadece ayda bir kez yüz yüze görüşebiliyorlar. Bu sadece Türkiye için değil hem Avrupa hem de Avrupa Birliği için insanlık dışı ve kabul edilemez. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday ülke konumunda olduğunu ve Avrupa Konseyi üyesi olduğunu, temel haklar konusunda belli yükümlülükleri olduğunu ve Türkiye’nin bunlara uyması gerektiğini unutmamalıyız. Yargılamanın bir cezaevi kompleksi içinde olması da yargının bağımsızlığı açısından olumlu mesajlar vermiyor. Bizim sorumluluğumuz ailelere güç ve destek vermek hem de Avrupa’da bu durumun unutulmaması için çalışmak.”
“AİHM SORULARI TÜRKİYE AÇISINDAN BİR UYARI”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin İBB duruşmaları ve Ekrem İmamoğlu ile ilgili Türkiye’ye yönelttiği sorulara ilişkin konuşan Tseti, “Herkes için net kurallar uygulamalıyız, temel haklar herkes için eşittir. Avrupa Parlementosu raporunda oldukça eleştirel biçimde Türkiye’deki bu demokratik gerilemeyi ele aldık. Avrupa Adalet Divanı’nın yaptığı yorumlar Türkiye açısından ciddi bir uyarı olarak ele alınmalı” ifadelerini kullandı.
Tsetsi, Avrupa Birliği’ne de eleştiriler yöneltti. “Çifte standartlarımız var” diyen Tsetsi, şöyle devam etti: “Ancak Avrupa Komisyonu’na baktığımızda çelişkili bir durumla karşılaşabiliyoruz çünkü Türkiye ile enerji, askeri işbirliği veya ticaret ortaklıkları var. Bizi bir araya getiren şeyin hukukun üstünlüğü ve temel haklar olduğunu unutmamalıyız. Kurumlar olarak sorumluluğumuz insanların yaşamlarını daha iyi bir hale getirmek. Türkiye’de yaşanan bu dava sürecinde sadece siyasetçiler değil, öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar bedel ödüyor. Bizim Avrupa olarak kendimize de dönüp bakmamız gerekiyor. Entegrasyon perspektifini sürdürmek istiyorsak iyi örneklerle hareket etmemiz gerekiyor.”
Yalnızca Türkiye’de değil Avrupa’da da demokratik gerilemeler olduğunu kaydeden Tsetsi, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Genel anlamda dünyada bir demokratik gerileme var. Göç konusu aşırı sağcı popülist liderler tarafından kötüye kullanılıyor. Bence Avrupa projesinin önünde çözmesi gereken üç sorun var. Bunlardan ilki değerler, demokrasi ve hukukun en üst düzeyde tutulması çünkü bunlar her zaman ana değerlerimiz olmuştur. Bir diğeri yeşil gündem ve yeşil dönüşüm. Sosyal ve adil bir enerji dağılımı için, Orta Doğu’da yaşanan savaşlara baktığımızda enerji konusunun ekolojik, jeopolitik ve sosyal pek çok etkisi var. Son olarak da herkesin onurlu yaşadığı adil bir toplum.”
