CHP Büyükşehir Belediye Başkanları Buluşması Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek'in katılımıyla Balıkesir'de bir otelde gerçekleştiriliyor.
Büyükşehir belediye başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, 31 Mart 2024'te gerçekleşen yerel seçimlerle ülkede yeni bir devrin başladığını belirterek, şunları söyledi:
"31 Mart 2024 Türkiye’de siyaseten yeni bir devrin, yeni bir dönemin başladığı tarihtir. Çünkü milletimiz sandıkta yeni bir irade ortaya koymuş ve bir partiyi, Cumhuriyeti kuran partiyi, Cumhuriyet Halk Partisi’ni o gün itibarıyla 47 yıl sonra yeniden birinci yapmıştır. Ve o günden bu yana seçilen 413 belediye başkanımız gece gündüz çalıştılar, didindiler. Halktaki memnuniyetleri yükselttiler. Halka dokunan işler yaptılar. AKP’nin 'Yapamazlar' dediğini başarıyla yaptılar. Ve her yıl yaptığımız memnuniyet anketlerinde seçildikleri oranın 9-10 puan üstüne çıktıklarını hep birlikte gördük. Bunu sadece biz görmedik, bu ülkeyi yönetenler de gördü."

"İKTİDAR PARTİSİNDE KORKU BACAYI SARMIŞ DURUMDA"
CHP yönetimindeki belediyelere yönelik operasyonlar ve belediye başkanlarının parti değiştirmesine tepki gösteren Aytekin, şöyle devam etti:
"Türkiye’de bir gelenek var, bir gerçek var. İktidar yerelden başlar. Bir partiyi yerel yönetimler iktidara taşır ya da bir partiyi yerel yönetimlerdeki başarısızlık iktidardan alır. Son seçimde Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüzde 38 oranla birinciliği iktidar partisinde korku bacayı sarmış durumda. Halk tabiriyle, 'Tarzan zorda'. Halk desteğini kaybeden parti, elinde bulunan devlet gücünü; polisini, hâkimini, devletin gücünü başta belediye başkanlarımız olmak üzere partimize yöneltmiş durumda. Operasyonlar sadece şafak operasyonları, gözaltılarla yapılmıyor. Bazen de adına transfer dediğimiz tehditle, şantajla, korkuyla; 'Ya hapse atılacaksın ya bize katılacaksın' dayatmasıyla çeşitli transferlerle yapılıyor. Arkadaşlar, bu transfer bir kişinin belediye başkanı da olsa parti değiştirmesi hikâyesi değildir. A partisinden B partisine geçme meselesi değildir. O kişinin milletin iradesini, milletin emanetini alıp bir başka yere taşımasıdır ki bunun adına da ihanet denir.
Bu topraklarda 31 Mart’tan bu yana yeni bir siyasi tarih yazılıyor. Ve her tarihin kahramanları olur, kahramanları olur; bir de hainleri olur. Bu millet, bu toplum iki şeyi unutmaz. Bir, kahramanları unutmaz. Zor günlerde direnenleri unutmaz. Millete, halka sahip çıkanları unutmaz. Birbirine kenetlenenleri unutmaz. Dik duranları unutmaz. Bir de hainleri, ihanet edenleri, dönekleri unutmaz. Yazar bir yere. Ve günü geldiğinde, o sandık kurulduğunda ihanet edenlere, hainlere hesabını sandıkta sorar."
Ensar Aytekin, partisinin Balıkesir'de ilk genel seçimde milletvekili sayısını da artıracaklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Balıkesir’in dokuz milletvekili var. İlk genel seçimde Balıkesir’de milletvekili sayısının üçte ikisini alacağız. Peki bunu nasıl başaracağız? Türkiye’de o zoru nasıl başardıysak, Balıkesir’de o imkânsızı nasıl başardıysak bunu da başaracağız. Partinin yükselişini, partinin iktidara koşuşunu sağlayan iki önemli ayak var. Birisi yerel yönetimler. Bugün biz yönetiyoruz. Doğru yöneteceğiz, doğru işleri yapacağız. Toplumun her kesimine dokunacağız. Belediye kaynaklarını halk için kullanacağız. Siyasi örgütlerimiz de belediyelerin bu çalışmalarını, faaliyetlerini topluma duyuracak. Belediyelerimizin yanında olacak, yanında duracak, onlara destek olacak. O ayrım yapmadan gerçekleştirilen hizmeti halkın her kesimine ayrım yapmadan taşıyacak, gece gündüze katacak ve örgütlenecek. Öyle ilçelerde değil, sadece mahallelerde değil, sandık sandık örgütleneceğiz."
ZEBYEK: KÖYLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BAŞARILAR ELDE ETTİLER
CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, ülke nüfusunun büyük bölümünün bulunduğu kentlerin CHP'li beleyeler tarafından yönetildiğini belirterek, şunları söyledi:
"Türkiye’nin coğrafi anlamda nüfusunun büyük bir çoğunluğunu yöneten şehirlerin belediye başkanlarıyla bir aradayız. Bugün Balıkesir özelinde Türkiye’ye ne mesaj vereceğimiz noktasına geldiğimizde aslında Balıkesir; hem turizmin hem tarımsal kalkınmanın hem sanayinin örnek şehri. Cumhuriyet Halk Partili büyükşehir belediye başkanları, 2014-2019 döneminde ağırlıklı olarak seçildikten sonra Büyükşehir Yasası’yla birlikte köy olma özelliğini kaybederek mahalleye dönüşen, aslında kırsal kalkınmanın beşiğini oluşturan, toplam Türkiye nüfusunun yüzde 14’ünün yaşadığı köylerle ilgili hızlı bir süreç işletilmeye başlandı. Gördük ki belediye başkanlarımız, aslında bu Büyükşehir Yasası’yla birlikte kırsal mahalleye dönüşen köylerin hızlı bir biçimde boşalmakta, tarımsal üretimin daralmakta, hayvancılık üretiminin geri gitmekte, tarımda çalışan nüfusun ortalama yaşının 59’a çıkmaktadır. Gençlerin köyleri terk ettiği, gençlerin üretimden tümüyle elini çektiği, üretimin hak ettiği değeri alamadığı, üretimden gelen maliyetlerin karşılanamadığı; ancak tüketicinin de bu ürünleri Türkiye ortalamasının, asgari geçim ortalamasının çok üzerinde maliyetlerle tükettiği bir ekonomik anlayışın ortasında buldu.
İşte tam da bu dönemde başta İstanbul, Ankara, İzmir, Balıkesir ve diğer bütün büyükşehir belediye başkanlarımız tarımsal desteği öncelikli bir program hâline dönüştürdüler. Fide desteği, ürün desteği, mazot desteği, gübre desteği, ziraat mühendisi desteği, tarımsal işletmelerin bulunduğu yerlerde yapılacak olan altyapı yatırımları, yol hizmetleri, su ve kanal hizmetleri gibi pek çok hizmete baktığımızda aslında yasanın kendilerine öngörmediği; ancak Büyükşehir Yasası’yla birlikte hızlı bir biçimde küçülmeye çalışan köylerimiz için önemli başarılar elde ettiler."

BELEDİYELERİN GELİRLERİ YÜZDE 30, GİDERLERİ YÜZDE 60 ARTIYOR
Belediyelerin Hazine'den aldıkları paylara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Zeybek, "Cumhuriyet Halk Partili büyükşehir belediyeleri ya da buradaki belediyeler ya da AK Partili belediyeler ya da Milliyetçi Hareket Partili, DEM Partili belediyeler fark etmez. Bu belediyelerimizin tamamı TÜİK’in açıkladığı tüketici yıllık fiyat artışlarına göre hazineden pay alırlar. Ama ENAG’ın açıkladığı üretici fiyat endeksine göre de mal ve hizmet satın alırlar. Yüzde 25-30 arasında açıklanan gelirleri artarken, giderlerinde yüzde 55-60 oranında yıllık artış ortaya çıkmaktadır" dedi.
"SİLKELEME" TEPKİSİ...
İktidarın belediyeler üzerindeki mali yükler karşı çözüm bulması gerektiğini de belirten Zeybek, şöyle devam etti:
"İktidarlar sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelere operasyon yapmak için bulunmazlar. Biz 2024 yılı 31 Mart seçimlerinde Türkiye genelinde bin 393 seçim çevresinden bin 151 tanesinde seçime girdik. Toplam girdiğimiz seçim çevresi bin 151. Toplam seçim çevresi Türkiye’de de bin 393. Şimdi bin 402’ye çıkmış olacak; yeni beldelerin mahkeme kararıyla belde özelliğini kazanmasıyla. Biz 2024 ve 2025 yıllarında belediyelerinizi ölçüyoruz. Genel Merkez olarak Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in de çok yakından takip ettiği bir biçimde tüm belediyelerimizi ölçüyoruz. Gördüğünüz manzara açık ve nettir. Belediyelerimizin performansı, ortaya koydukları yüksek halk memnuniyeti; hem vatandaş memnuniyeti hem kendilerinin daha yüksek oranda seçilebilme yeteneğine sahip olması ama aynı zamanda belki de iktidarı en çok rahatsız eden; belediyelerin performansının parti politikasıyla birleşerek ilçelerde ve illerde partiyi birinci parti pozisyonuna getirmesidir. Bugün Balıkesir özelinde söylüyorum; 2023 milletvekili seçiminde aldığımız oyun tam yüzde 55’in üzerinde bir orana Cumhuriyet Halk Partisi ulaşmış durumda. İşte bu başarı hikâyeleri önce bir modelle başladı: 'Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri silkeleyin.' Peki ne demek silkelemek?
Çamaşırı silkelersiniz, halıyı silkelersiniz. Belediye nasıl silkelenebilir? İller Bankası ve Hazine paylarından, kendinden önceki AK Partili belediye başkanlarının yaratmış olduğu borçları uzun vadeli değil; toplam gelirlerinin yüzde 40’ı oranında kesinti yaparak daraltalım dediler. Her koşulda halkına ve Bursa’ya hizmet etmeyi kendine şiar edinmiş Mustafa Bozbey Başkanımızın Bursa’sı bunun en temel örneklerinden biridir. Ama bütün bu zorluklar içinde şunu gördük ki; hem yatırımları artırıyorsunuz, altyapı yatırımı yapıyorsunuz, tarımsal destek veriyorsunuz, ulaştırmadaki sübvansiyonlarınız bir önceki dönemden çok daha fazla, sosyal yardımlar bire dört, bire beş oranında artmış, halkın en çok duyduğu yardımlar yapılır hâle gelmiş ama bununla birlikte de oylar yükseliyor. O zaman silkeleme; Sosyal Güvenlik Kurumu’nun borçlarının hızlı bir biçimde kesintiye uğratılması, hazine paylarının kesilmesi, arkasından yetki daraltılması."
"BELEDİYE MÜLKLERİNİ AKP İKTİDARINDAN KURTARAMIYORUZ"
İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası'nın mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devrine ve tahliyesine karar verildiğini hatırlatan Zeybek, "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan bir binayı geçtiğimiz aylarda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen bir yasaya dayalı olarak korumaya çalışıyor. Bunun çok ironik örneğini vermek istiyorum değerli arkadaşlar size. İstanbul’da Galata Kulesi’ni Cenevizliler yapmıştır. Yerebatan Sarnıcı’nı da Doğu Roma İmparatorluğu ya da Bizans döneminde yapılmıştır. Galata Kulesi’ni Cenevizlilerden kurtardık. Yerebatan Sarnıcı’nı ve İstanbul’u Bizanslılardan kurtardık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mülklerini, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mülklerini, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin mülklerini AKP iktidarından kurtaramıyoruz" dedi.
"MİLLET CEZALANDIRILIYOR"
TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen belediyeler, bağlı kuruluşlar ve iştiraklerinin yeni şirket/kooperatif kurması ya da ortak olması artık Cumhurbaşkanı'nın iznine tabi tutulmasına da tepki gösteren Zeybek, sözlerine şöyle sürdürdü:
"Parlamentoda dün bir yasa geçti. Belediyelerin şirket kurması, kooperatif kurması, şirket gibi yoluyla temin etmesi, kooperatiflere ortak olması gibi tüm işlemler Cumhurbaşkanı onayına bağlandı. Bunun anlamı şudur: Artık onay bitti. Üretici kooperatifleriyle iş birliği yapmayan belediye, engellilerle, kırsal kalkınmada köylülerin kurduğu kooperatiflerle ortaklık yapmayan bir belediye nasıl olur da üreticiden aldığı ürünü aracısız olarak tüketime ya da uluslararası piyasalara, yurt dışı piyasalarına satarak köylünün, çiftçinin daha yüksek seviyede gelir elde etmesini sağlar? Aslında cezalandırılan belediyeler midir? Bu yasal engellerle birlikte belediyelerin eli kolu bağlanmış mı olur? Cezalandırılan milletin ta kendisidir. Millet cezalandırılmaktadır.
Tutuksuz yargılama esastır. Belediye başkanlarımız yargılanabilir. Tüm belediye başkanları yargılanabilir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nden 590 tane belediye başkanı hakkında soruşturma izni veren İçişleri Bakanlığı’nın, bu belediye başkanlarının hangisinin alacakaranlıkta evinden alındığını sormak istiyorum. Biz tüm belediye başkanlarımıza güveniyoruz. Onların yargılanmayla ilgili hiçbir endişesi ve korkusu olmadığını biliyoruz. Bizim de olmadığını biliyoruz. Ama tutuksuz yargılanan belediye başkanlarımızın; başta Zeydan Karalar olmak üzere, Ahmet Özer olmak üzere ya da diğer partilerden belediye başkanları olmak üzere bir an önce görevlerine iade edilmelerinin şart olduğunu belirtmek istiyorum. Buradan bir başka yanlışlığı da ifade etmem gerekiyor. Yüreğir Belediye Başkanı’nın belediye başkanlığıyla ilgili olmayan bir suçtan dolayı almış olduğu ceza, daha gerekçeli karar birinci mahkeme tarafından yazılmadan görevinden uzaklaştırılmış olması da Türkiye’de kamu yöneticiliği açısından, Türk yargı sistemi açısından, Adalet Bakanlığı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirdiği, çıkardığı pek çok yasa ve içtihat açısından bakıldığı zaman memuriyet açısından ciddi riskler taşımaktadır. Bir an önce bu ve benzeri yanlışlardan da uzak durulması gerektiğini belirtiyorum."
