CHP Sözcüsü Emre, AKP’nin seçimleri sembolik hele getirmek istediğini söyledi: 'Çözüm: Halkın hakemliği'

CHP Sözcüsü Emre, AKP’nin seçimleri sembolik hele getirmek istediğini söyledi: 'Çözüm: Halkın hakemliği'

16.03.2026 04:00:00
Güncellenme:
İklim Öngel
Takip Et:
CHP Sözcüsü Emre, AKP’nin seçimleri sembolik hele getirmek istediğini söyledi: 'Çözüm: Halkın hakemliği'

CHP Sözcüsü Zeynel Emre Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. Emre "Yargı, AK Parti’yi iktidarda, Erdoğan’ı başta tutabilmek için çalışan bir araca döndü. Ne olursa olsun. Ne yaparlarsa yapsınlar. Bu iş öyle bir noktaya geldi ki milletin hakemliğinden başka çözüm yok" ifadelerini kullandı.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. 

- İBB davası geçen hafta gerginliklerle başladı. İlk haftadaki tabloya baktığınızda nasıl bir yargı sürecine tanık olacağız? 

Normal bir yargılama adliyede olur. Bu yargılamanın normal olmadığı devasa bir mahkeme salonu yapılmasından ve Silivri’de yapılıyor olmasından belli. Darbe dönemlerinde yargılamalar için adliye dışında alanlar kullanılırdı Yassıada gibi. Silivri’deki salon aynı zamanda Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davaları ile özdeşleşmiş bir alan. Yargılamanın böyle bir alanda ne işi var, yargılama adliyede olur. İkincisi çok beceriksizler. Bir yıldır operasyon yapılıyor, aylar sonra iddianame yazılıyor, iddianame kabul edildikten aylar sonra da duruşmalar başlıyor. 402 sanık, aileleri, avukatlarıyla birlikte çok kalabalık bir yargılama süreci olacak ama bitireceklerini söyledikleri mahkemeyi inşa edemediler. Mahkemenin yapımını 1 milyar TL’ye yandaş bir firmaya vermişler. Tamamlanmasına daha 4 ay var. Tutuksuz yargılanan 295 kişi var, bu kadar kalabalığı kaldıramayacağı için onlara mahkeme kalemi tarafından “Gelmeyin” telkini yapılıyor. 

- Kim, nasıl yapıyor?

Yazılı bir tebligat yok, dava öncesi mahkeme kalemine giden tutuksuz sanık avukatlarına mahkemenin öncelikle tutuklu sanıkların savunmalarını alacaklarını daha sonrasında tutuksuz sanıklara sıranın geleceğini sözlü olarak söylüyor. Çünkü yer yok.

- Hakimlerin tecrübesizliği de sıkça konuşuluyor...

Böyle büyük davalarda çok yetkin hakimlerin olması lazım. Ama ikisi 1.5, biri de 7 yıllık, ağır ceza deneyimi olmayan hakimler. Örneğin ilk gün  yoklama yapmayı unuttular, tecrübeli avukatlar uyarınca “Bizim uygulamamız böyle” dediler. Ama diğer günler yoklama yapıldı. Söz isteyen avukatlar oldu, bir hanımefendiye söz verildi. Sözü bittikten sonra “Kimin avukatısınız” diye sorulunca “Kimsenin avukatı değilim” dedi. Ben hayatımda ilk kez kimsenin avukatı olmayan, cübbesiz birinin mahkemede söz alıp konuştuğunu gördüm. 

- İmamoğlu’na başta söz verilmemişti...

Bir taktik yapmışlar, İmamoğlu’nu 107 tutuklunun içinde 106. sıraya almışlar. Sanki  sıradan bir ihaleye fesat dosyası gibi bir yaklaşımla Ekrem Bey’i konuşturmadan salonda 2 ay oturtmayı planlamışlar. Tabi Ekrem Bey bu oyunu bozdu. İkinci gün söz hakkı vermek zorunda kaldılar. 

- 12.5 yıllık bir yargılamadan söz ediliyor. Bu nasıl olacak? 

Bu da ibretlik. Bu süreyi tespit eden UYAP’ın bir programı. Program; 407 sanık, onlarca avukat, binlerce sayfa dosya varken adil bir yargılama olması için 12.5 yıl süre veriyor. Ama bunlar 1 yılda bitirmek istiyor. Mahkeme salonunu yapamadıkları gibi bunu da yapamazlar. Tabi hiçbir usule uymayıp “Gereği düşünüldü” derlerse 1 ayda da bitirirler. Bu nedenle bizim halkın hakemliğine ihtiyacımız var. Burada amaç millet iradesine müdahale. İktidar bu uygulamalarla muhalefeti de seçimleri de sembolik bir hale getirmek istiyor. Bu sadece CHP’nin meselesi değil, biz bunun için meydanlardayız ve mücadele ediyoruz. 

- Yargılama olması gerektiği gibi yapılırsa bu kadar insan yıllarca tutuklu mu yargılanacak?

İşin kırılma noktası tam burası. “İstediğin kadar yargıla ve denetle” diyoruz ama herkesi toplayıp, görevden el çektirerek bu iş olmaz. Ben bu süreci iki döneme ayırıyorum: 2019-2024 iftira, algı operasyonları ve kara propaganda dönemi. 2024 sonrası ise saldırı dönemi. Ne zaman Tayyip Bey “Silkeleyin” dedi, CHP’ye saldırı da bu talimattan sonra başladı. 

‘MHP'DE MAKAS AÇILIYOR’

- Devlet Bahçeli son grup toplantısında duruşmaların canlı yayınlanması gerektiğini üçüncü kez vurguladı. CHP de perşembe günü bir kez daha canlı yayın için önerge verdi ve yine AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Bahçeli ne yapmaya çalışıyor?

Bahçeli’nin söyledikleri ile yaptıkları arasındaki makas gittikçe açılıyor. “Tutuksuz yargılama esastır”, “AYM, AİHM kararları bağlayıcıdır” deniyor, özgürlüklerden söz ediliyor ama tam tersi bir istikamet var. Türkiye bu şekilde kurumsallıktan uzaklaşıyor, hukuk devleti özelliğini kaybediyor ve cumhurbaşkanlığı özel kaleminin talimatına bakıyor. Biz geçen perşembe canlı yayın yapılması için tekrar teklif verdik. Ve AK Parti ve MHP oylarıyla ikinci kez reddedildi.

- Silivri’de beklenen kalabalık olmadığı yönündeki eleştirilere katılır mısınız?

Kara propagandaya bakmayın, tabiki oldu. Biz kendi içimizdeki toplantılarda kitlesel bir çağrı yapmama kararı aldık. Kimseye “Silivri’ye gel” demedik. Bu işi organize edemeyeceklerini gördük ki ilk günden kaos çıktı. Yargılama sürerken bizden kaynaklı bir sorun çıkmaması için isim isim görev alacak arkadaşlarımızı belirledik. Partililerimize gerekli uyarıları yaptık. Duruşmanın görüldüğü salona yakın bir noktada “Silivri Dayanışma Merkezi”ni kurduk.  Biz oraya 50 bin kişi çağırıp ne yapacağız, duruşma salonunda kapasite belli. 

- Ara karar için nisan sonu işaret edildi. Yatılan süre göz önünde alındığında tahliyeler olacağı beklentisi var, bayram öncesi bir sürpriz bekliyor musunuz?

Peşin hükümlü olmak istemiyorum ama kararlar daha çok toplum psikolojisine yönelik olacak. Bunun normal bir yargılama olduğunu göstermek için tahliye kararları verecekler. Ama asıl amaç, İmamoğlu’nu ve ona seçim başarısını getiren ekibi etkisiz hale getirmek olduğu için onlara yönelik tahliye kararlarının verilip verilmemesi önemli. O zaman yargılamanın tarafsızlığını tekrar düşünürüz. 

‘ADALET BAKANI DAHA FANATİK KONUŞUYOR’

- İBB ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonları başlatan Akın Gürlek’in Adalet Bakanı atanmasının ardından yapılan “Davalarda mahkumiyet kesinleşti” yorumlarına katılır mısınız?

Başsavcının Adalet Bakanı olması bu davanın siyasi bir dava olduğunu adeta doğruladı. Biz bunun siyasi bir dava olduğunu defalarca söylemiştik. Yargı, AK Parti'yi iktidarda, Erdoğan’ı başta tutabilmek için çalışan bir araca döndü. Hatırlayalım, Akın Gürlek’in mahkeme başkanı olduğu dönemi. Gürlek’in başkanı olduğu mahkeme heyeti tüm kritik siyasi davalarda rol aldı. Aynı heyet, aynı adliye içinde mahkemeleri geze geze siyasilere ceza verdi. Bu kadar tesadüf olamaz. Adalet Bakanı şimdi AK Parti’nin il, ilçe teşkilatlarını gezip açıklama yapıyor, herkesten daha fanatik konuşuyor. Bu kişinin bakan olmasıyla bizim bu davaların siyasi saikle, Tayyip Bey’in talimatıyla yapıldığı tezimiz kanıtlandı.

- Bu atama iktidarın daha da sertleşeceğinin işareti mi, Türkiye’yi ne bekliyor?

Ne olursa olsun. Ne yaparlarsa yapsınlar. Bu iş öyle bir noktaya geldi ki milletin hakemliğinden başka çözümü yok. 

‘PAZARLIK DA ŞANTAJ DA YOK’

- Mutlak butlan davasının İBB davası ile birleştirilme kararı reddedildi. Tam bu süreçte CHP lideri Özel’in, Akın Gürlek’in mal varlığı için verdiği sürede açıklama yapmaması “pazarlık” yorumlarına neden oldu. Pazarlık var mı, Özgür Bey ne zaman açıklayacak?

Genel başkanımız zekice bir hamlede bulundu ve 1 ay bekledi. Çünkü bakanlar 1 ay içinde  mal varlığını yazılı olarak bildirmek zorunda. 

Genel Başkanımız kendi takdir ettiği bir sürede Gürlek’in mal varlığını açıklar. “Pazarlık” deniyor da bu kadar operasyon gelmiş, bu kadar arkadaşımız tutuklu, bu kadar eziyet yaşanıyor, pazarlık yapacak bir durum mu kaldı ortada... Arka kapı diplomasisi yürütecek bir siyasi atmosfer yok.

- Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı ile öngörünüz nedir, hem diploma kararı hem de tüm bu yargılamalara rağmen aday olabilecek mi?

Biz, diğer seçimlerden farklı olarak adayımızı tüm milletvekillerinin imzası ve halktan alınan 25 milyon imza ile belirledik. Bu çerçevede sonuna kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Başka bir aday tartışması yapmayız. İnanıyorum ki Türkiye’de hala hakimler var ama dikkat çeken şu ki İmamoğlu davalarında değişmeyen hakim yok. Her seferinde heyeti değiştirip istedikleri kararları çıkaracak isimleri getiriyorlar. 

- Belediye başkanlarının, meclis üyelerinin, milletvekillerinin istifa edip AKP’ye geçtiğine tanık oluyoruz. CHP’den de bu konuda “özeleştiri” tepkisi gelmişti. Katılır mısınız?

CHP her yerde bir aday belirlemiş, halkta karşılığı olan doğru adaylar bulmuş, iyi propaganda yapmış ki yıllar sonra birinci parti olmuş. 400’ün üzerinde belediye içinde bu kadar şantaj, tehdit olan bir yerde yüzde 1 fire vermek yanlış yapıldığı anlamına gelmez.

- Bir önceki seçimlerde CHP ile PKK bir tutulmaya çalışılmıştı. Bugün de din ve laiklik üzerinden bir tartışma yürüyor. Gelecek seçim için strateji bu tarz yeni bir kutuplaşma mı?

Siyasette seçime gidilirken partiler programlarını ortaya koyar, eğitim, sağlık, ekonomi, dış politika vb. birçok alanda ülkeyi nasıl yöneteceklerini anlatır, hedefleriyle ilgili bilgi verir ve yetki isterler. Ama AK Parti her seçim ayrı bir şey deniyor. Geçen seçim halkın milliyetçilik duygularını kaşıdılar, “CHP gelirse Apo’yu bırakacak” dediler ama şimdi kendileri o tartışmanın merkezinde. Bugün din üzerinden bir kutuplaşma yapılmaya çalışılıyor. Ama millet bunların din istismarı yapmasından yaka silkti, öyle bir noktaya geldi ki bunları gördükçe dinden soğudu. Ben laiklik ve din üzerinden bir ayrıştırmanın karşılık bulacağını sanmıyorum. Ne yapmaya çalışırlarsa ters tepecektir.  

- İYİ Parti lideri Dervişoğlu Terörsüz Türkiye Komisyonu’nu işaret ederek “CHP büyük bir şantajın altında” dedi. CHP’ye şantaj yapılıyor mu?

Biz ilkesel olarak muhalefete muhalefet etmiyoruz. Birinci partiyiz. Günün sonunda toplumsal muhalefetin önderliğini yapmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz var. Mevcut iktidar politikalarına itiraz eden herkesle Türkiye İttifakında bir aradayız.

Komisyon meselesine gelecek olursak; TBMM’de hali hazırda 20 komisyon var CHP olarak bizler tüm komisyonlara katıldık.İYİ Parti farklı düşündü ve “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”na katılmama kararı aldı.

- Bu komisyon Meclis kararı ile kurulmadı...

Buna itiraz ettik ama Meclis Başkanı’nın inisiyatifi ile kuruldu. Dikkat ederseniz CHP’nin Meclis’te kurulan komisyonlara katılmama gibi bir kararı hiç olmadı. Ben Adalet Komisyonu’nda CHP’nin sözcüsüydüm, memlekette adalet mi var ama konuştuk, anlattık. Her komisyonda olduk ve millet adına sözümüzü söyledik, itirazımızı ettik. Bizim gerek komisyonda bulunmamız gerekse İmralı’ya gitmeme kararımız halkta olumlu karşılık buldu. Kim bize nasıl şantaj yapıyor ki biz bu kadar saldırı altındayız. 

- Yine komisyon işaret edilerek “iç cepheyi güçlendirme” söylemi öne çıkarılıyor. Terörist başı Öcalan’ın “kurucu önder” yapılması, tüm Kürtlerin ortak lideri gibi gösterilmesi, ona statü verilmesi iç cepheyi güçlendirecek adımlar mı?

Suriye ve İran’daki gelişmeleri gösteriyorlar ama iç barış böyle olmaz. Adaletin A’sı yokken “Gelin Z’yi konuşalım” denmez. İhtiyacımız olan acil demokrasi. Biz en başta “Şehit yakınları ve gazilerin gözlerinin içine bakamayacağımız bir karara imza atmayız” dedik. Demokrasi için adım atalım. Bu ülkede kendini dışlanmış hisseden ya da ayrımcılığa uğradığını düşünen varsa haklı ya da haksız olduğundan bağımsız ona kulak verelim. Onun bu duygusunu giderecek adımlar atalım. İç cephenin güçlenmesi için ülkede adaletin, eşitliğin ve demokrasinin olması gerekir.

‘KURTULUŞ SAVAŞI HER ÜLKENİN HARCI DEĞİL'

- İran’a savaş açılmasıyla birlikte “Yeni hedef Türkiye” tartışması yapılıyor. İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi, neden sıranın bize geleceği, Türkiye’nin hedef olacağı ile ilgili bir tedirginlik var?

İlk olarak; Türkiye çok farklı. Örneğin Suriye’nin yarısı ülkesini bırakıp gitti, bizde öyle şey olmaz. İki; askeri kabiliyetimiz, caydırıcılığımız yüksek. Ama bunlara rağmen huzursuzluk yaşıyoruz. Ülkelere “Demokrasi getireceğiz” denerek operasyonlar yapıldı, demokrasi gelmediği gibi bir daha demokrasiden söz eden de olmadı. Buna Büyük Ortadoğu Projesi dendi. Erdoğan da eş başkanı olduğunu söyledi. Bu toplumun zihnine yerleşti. Yerli savunma sanayinde gelişme göstersek de yeni nesil savaş uçağımız yok, patriot alamadık, S400’ü kuramadık. Çelik Kubbe’yi bitiremedik, Kaan’ın motorunun olmadığını Dışişleri Bakanı söyledi. Tüm bunlara ek olarak Ortadoğu ateş çemberiyken 11 büyükelçinin 9’u diplomat kökenli değil. Eş, dost, akraba atamışlar. Hal böyleyken içeride de insanları birbirine düşürecek her türlü şey yapılıyor. Bu nedenlerle milletin “sıra bizde” huzursuzluğunu anlıyorum. Ancak İran’a ve diğer ülkelere yapılan bize yapılamaz. Yüzlerce yıllık devlet geleneğimiz ve vatan sevgimiz var. Kurtuluş Savaşı her ülkenin harcı değil. Bizde kimse bir karış toprağını vermez ama IŞİD gibi vekil unsurlarla yapılacak saldırılara, sınır ötesinden gelecek tehlikelere karşı her zaman tetikte olmalıyız.

PORTRE

1981’de Manisa’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. CHP mahalle ve il delegeliği, Bakırköy İlçe Örgütü avukatlığı ve Halkla İlişkilerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. CHP İstanbul İl Sekreteri olarak görev yaptı. 2015’teki ön seçimle İstanbul Milletvekili seçildi. TBMM’de Grup Yönetim Üyeliği, 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu Üyeliği, 25. ve 26. Dönem Adalet Komisyonu Üyeliği ile 27. Dönem Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcülüğü görevlerini üstlendi. Bir dönem Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı yapan Emre, Parti Sözcülüğü görevinde bulunuyor. 

Image

FOTOĞRAFLAR: VEDAT ARIK

İlgili Konular: #CHP #Zeynel Emre