Fatih Erbakan'dan AKP'ye salvolar: 'Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur'

Fatih Erbakan'dan AKP'ye salvolar: 'Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur'

4.04.2026 13:22:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
Fatih Erbakan'dan AKP'ye salvolar: 'Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur'

İktidara zamlar ve ekonomik kriz üzerinden yüklenen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan "Mutfakta yangın var diyoruz ve o meşhur sözü bir kez daha hatırlatıyoruz, tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur" dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Milli Gençlik Derneği Genel Merkezi’nde düzenlenen İl Sorumluları ve İl Başkanları Toplantısı’na katıldı.

"TÜRKİYE KÜRECİK ÜSSÜNÜ KAPATMALI"

Toplantı öncesi gündeme dair açıklamalarda bulunan Erbakan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına yönelik konuştu, "Şimdi İran'ın üzerine çullanan bu zihniyet, eğer İran'da durdurulamazsa, yarın bir gün hedefinin Türkiye olacağı açık. Türkiye'nin derhal Kürecik radar üssünü kapatması gerekmektedir" dedi.

'TENCERENİN DEVİREMEYECEĞİ İKTİDAR YOKTUR'

İktidara ekonomik kriz ve zamlar üzerinden de yüklenen Erbakan, "Bir traktörün 100 ila 150 litre mazotla deposunu doldurduğunu hesaba katarsak, ortaya çıkan maliyetin zaten kronikleşen enflasyonla boğuşmakta zorlanan çiftçimize, köylümüze nasıl bir yük getireceğini hepimiz hesap edebiliriz. Bir kez de imtiyazlı holdinglere arka çıkmak yerine bu milletin evlatlarına arka çıkın. Mutfakta yangın var diyoruz ve o meşhur sözü bir kez daha hatırlatıyoruz, tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur" dedi.

Erbakan'ın açıklamaları şöyle:

"İran'ın üzerine yine büyük İsrail hedefi için çullanmaktadırlar ve Erbakan hocamızın siyonizmle ilgili uyarılarında ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Şimdi İran'ın üzerine çullanan bu zihniyet, eğer İran'da durdurulamazsa, yarın bir gün hedefinin Türkiye olacağı açık. Dedeağaç'tan, Trakya'dan, Ege Adaları'ndan, Güney Kıbrıs'a kadar etrafımızı Amerikan üsleriyle sarmışlar, silahlandırmışlar ve vakit kolluyorlar, İran'dan sonra bir an evvel Türkiye'nin gelmesi için. Trump, daha önceki, İran Savaşı'ndan önce dahi yaptığımız açıklamalarda ifade ettiğimiz gibi adeta siyonizmin bir kovboyu olarak hareket etmektedir. Siyonist Netanyahu ve kabinesinin siyonist emelleri doğrultusunda acımasız bir savaş yürütülmektedir. Türkiye bu süreçte doğru adımları mutlaka atmalı ve İsrail'in işini kolaylaştıracak, İsrail'e istihbarat sağlayacak, İsrail'e lojistik destek olabilecek bir konumdan hızla uzaklaşmalıdır.

Türkiye'nin derhal Kürecik radar üssünü kapatması gerekmektedir. Bugün Orta Doğu'da İsrail'in diğer radar üslerine İran tarafından yapılan saldırılar sonucunda Katar'da, Bahreyn'de, Suudi Arabistan'daki Amerikan hedeflerinin hedef alınmasıyla burada istihbarat sağlayan bir tek Kürecik radar üssü kalmıştır. Bunun da acilen kapatılması ve İsrail'e destek olabilecek bir konumdan uzaklaşılması gerekmektedir. Türkiye hava sahası Amerikan uçaklarına ve tüm savaş aygıtlarına tamamen kapatılmalı, asla geçit verilmemelidir.

Öte yandan Amerika'nın, İsrail'in güvenliği için ve büyük İsrail'in kurulması için başlattığı bu savaşa NATO üyesi ülkeleri de dahil etme, bulaştırma gayretini dikkatle izliyoruz. NATO'nun Türkiye'de yeniden yapılanma ve kontrol sağlama girişimlerini endişeyle takip ediyoruz. Bugün İspanya da NATO üyesidir, İtalya da NATO üyesidir, Fransa da NATO üyesidir, İngiltere de NATO üyesidir, bu ülkelerin İsrail devlet terörüne destek vermeye direndikleri gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de mutlaka direnmesi gereklidir. Amerikan saldırılarını durduracak, İsrail saldırganlığına NATO'yu kalkan yapma arayışlarına karşı koyacak olan esas ülke Türkiye olmalıdır."

"BU NASIL ŞAHSİYETLİ DIŞ POLİTİKADIR?"

İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam cezası düzenlemesine tepki gösteren Erbakan, sözlerine şöyle devam etti:

"Çoğu suçsuz olan, göstermelik gerekçelerle, bahanelerle tutuklanmış olan bu masum Filistinli mahkumların idam edilmesi kararına karşı da Türkiye'de iktidarın yeterli tepkiyi göstermediğini görüyoruz. Bütün dünya bu insanlık dışı yasaya sert tepki gösterirken Türkiye'nin tepkisi burada da zayıf ve yetersiz kalmaktadır. Amerika'nın İsrail büyükelçisi, 'Nil'den Fırat'a kadar topraklar Tevrat'a göre İsrail'in hakkıdır ve bu haklarını almalarına yardımcı olacağız, hepsini alsalar çok iyi olurdu' dediğinde Türkiye'den birisi çıkıp da 'Sen ne diyorsun hadsiz adam, Nil ile Fırat arasındaki topraklara bizim topraklarımız da dahildir, sana bir karış toprak vermeyiz' dediler mi acaba? Bu nasıl şahsiyetli dış politikadır? 

Dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus, Amerikan Başkanı, siyonizmin kovboyu Trump'ın her fırsatta Sayın Cumhurbaşkanımıza övgüler yağdırmasıdır, bu son derece tehlikeli ve önemli bir husustur. Acaba Trump'ın bu aniden kabaran Türkiye sevgisinin, bu derin muhabbetinin sebebi ne olabilir? Üstelik bu Trump, daha geçenlerde çıkıp 'Türkiye'den bazı taleplerimiz oldu, sağ olsunlar harfiyen yerine getirdiler' diye bir açıklama yapmadı mı? Kapalı kapılar ardında milletimizin bilmediği hangi anlaşmalar yapıldı, hangi sözler verildi, hangi talepler yerine getirildi? Bunları, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, iktidarın açıklaması gereklidir.

"LARRY FİNK'LE SAYIN CUMHURBAŞKANI'NIN EL SIKIŞMASINI KABULLENEMİYORUZ VE KENDİMİZE YEDİREMİYORUZ"

Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılması, Filistinli mahkumların idam kararının alınması gibi konulardaki iktidarın sessiz ve cılız tepkilerinin sebebi acaba BlackRock şirketi midir diye düşünmeden edemiyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir de baktık ki BlackRock isminde bir canavar sessiz sedasız Türkiye'ye gelmiş.

Nedir bu BlackRock? Sıradan bir yatırım şirketi mi? Sıradan bir finans şirketi mi? Elbette ki değil. Bugün dünya üzerinde 10 trilyon dolardan fazla varlığı yöneten, dünyanın gizli hükümeti diyebileceğimiz siyonist bir şirkettir. Siyonizmin en önde gelen kuruluşlarından bir tanesidir. Başındaki Larry Fink denen şahıs, küresel siyonist sermayenin en güçlü, en önde gelen operasyon şefidir. Bu BlackRock'ın kabul edilmesi ve Larry Fink'le Sayın Cumhurbaşkanı'nın el sıkışmasını kabullenemiyoruz ve kendimize yediremiyoruz."

"İMTİYAZLI HOLDİNGLERE ARKA ÇIKMAK YERİNE BU MİLLETİN EVLATLARINA ARKA ÇIKIN"

Erbakan, akaryakıta gelen zamlara da tepki göstererek, şunları söyledi:

"Bugün Türkiye'de 1 litre mazot 78 lira seviyesine gelmiş. Pazartesi günü yapılacak zamlarla 90 lira seviyesine çıkacağı ifade ediliyor. Bir traktörün 100 ila 150 litre mazotla deposunu doldurduğunu hesaba katarsak, ortaya çıkan maliyetin zaten kronikleşen enflasyonla boğuşmakta zorlanan çiftçimize, köylümüze nasıl bir yük getireceğini hepimiz hesap edebiliriz. Tarımda kullanılan mazottan alınan KDV'yi bir an evvel sıfırlayın veya yüzde 1 seviyesine getirin. Gübrede de bu yıla mahsus olmak üzere KDV'yi almayın. Köylümüze, çiftçimize bir umut verin. Bir kez de imtiyazlı holdinglere arka çıkmak yerine bu milletin evlatlarına arka çıkın. Bütçeden çiftçiye vermeniz gereken yasal payı tam manasıyla verin.

Yıllardır imtiyazlı holdinglerin vergilerini sıfırlamak için pay ayırıyorsunuz, kamudaki israfı finanse etmek için pay ayırıyorsunuz, faize kaynak aktarmak için pay ayırıyorsunuz ama çiftçinin, köylünün bütçeden alması gereken milli gelirin belli bir oranındaki payı maalesef yasayı da çiğneyerek vermiyorsunuz. Eğer bunları yapmazsanız, bu girdi maliyetleriyle gıda enflasyonunu düşüremezsiniz. Gıda enflasyonu düşmeden de orta vadeli programdaki enflasyon hedefini asla ve asla tutturamazsınız. Mutfakta yangın var diyoruz ve o meşhur sözü bir kez daha hatırlatıyoruz, tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur."