Cumhur İttifakı içinde açılım sürecine ilişkin ton değişimi belirginleşirken, en dikkat çekici kırılma MHP kanadında yaşandı.
Süreçte komisyon raporunun ortaya çıkmasının ardından yasal düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini savunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, son haftalardaki grup toplantılarında konuya yalnızca sınırlı ve genel ifadelerle değinmesi Ankara kulislerinde “geri çekilme mi var?” sorusunu gündeme taşıdı.
Bahçeli, sürecin ilk döneminde yaptığı açıklamalarda, Meclis’in hızla devreye girmesi gerektiğini vurgulamış; yasal altyapının oluşturulmasının geciktirilmemesi çağrısında bulunmuştu. Özellikle infaz düzenlemeleri ve siyasi figürlerin hukuki durumlarına ilişkin tartışmalarda daha cesur adımlar atılması gerektiğini dile getiren Bahçeli’nin, “sürecin uzatılmaması” yönündeki çıkışları dikkat çekmişti. Ancak son üç haftada bu başlıklara ilişkin net ve güçlü mesajların yerini, daha genel ve üstü kapalı değerlendirmelerin aldığı görülüyor.
‘SİLAH BIRAKMA’ DÜĞÜMÜ
MHP’deki bu ton değişimi, iktidar kanadından gelen mesajlarla birlikte okunduğunda daha net bir çerçeveye oturuyor. AKP kurmayları, sürecin ilerlemesi için “terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bırakmasının” ön koşul olduğunu vurgulamayı sürdürüyor. Bu yaklaşım, yasal düzenlemelerin güvenlik boyutuna bağlandığını ve siyasi adımların askıya alındığını ortaya koyuyor. AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in “sembolik adımlar yeterli değil, sürecin sistematik şekilde tamamlanması gerekiyor” sözleri, örgütün silah bırakma sürecinin henüz iktidar nezdinde tamamlanmış sayılmadığını açıkça ortaya koydu.
Aynı şekilde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “kritik eşik tasfiye ve güvenlik risklerinin ortadan kaldırılmasıdır” değerlendirmesi de Meclis adımlarının bu şartlara endekslendiğini gösterdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan da önceki gün gerçekleşen grup toplantısında “Süreç, olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir” diyerek üstü kapalı bir mesaj geldi.
AKP–DEM HATTINDA GERİLİM
Sürecin siyasi ayağında ise AKP ile DEM Parti arasındaki görüş ayrılıkları derinleşiyor. DEM Parti cephesi, örgütün fesih kararı aldığını savunarak yasal adımların gecikmeden atılması gerektiğini belirtirken; AKP kanadı bu değerlendirmeyi yeterli bulmuyor. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan’ın “yeni bir döneme girildi, buna rağmen aynı dilde ısrar güven sarsıyor” sözleri, taraflar arasındaki güven krizini açıkça ortaya koydu. Bu gerilim, Meclis zemininde oluşması beklenen uzlaşma ihtimalini de zayıflatırken, açılım sürecinin siyasi ayağında ciddi bir tıkanma yaşandığı yorumlarına neden oldu.
‘ÇERÇEVE YASA’ BEKLEMEDE
Kulislerde konuşulan “çerçeve yasa” hazırlıklarının ise teknik düzeyde sürdüğü, ancak siyasi onay mekanizmasının henüz devreye girmediği ifade ediliyor. Taslak metinlerde örgütün feshinin nasıl somutlaştırılacağı, yargı süreçlerinin hangi merkezde yürütüleceği ve özel yetkili mahkeme seçeneklerinin nasıl şekilleneceği gibi başlıklar üzerinde çalışılıyor. Ancak bu hazırlıkların Meclis gündemine taşınabilmesi için en kritik başlık olan silah bırakma sürecine ilişkin istihbari doğrulama olduğu belirtiliyor. Bu noktada MİT raporunun belirleyici olacağı ifade ediliyor.
MHP NEDEN GERİ PLANDA?
Ankara kulislerinde MHP’nin son dönemdeki suskunluğu iki farklı şekilde yorumlanıyor. İlk değerlendirmeye göre, AKP’nin güvenlik eksenli çizgiyi sertleştirmesi, MHP’nin önceki “hızlı düzenleme” ısrarını geri plana itmesine neden oldu. İkinci yoruma göre ise, süreçte yaşanan belirsizlik ve DEM Parti ile artan gerilim, MHP’nin pozisyonunu yeniden kalibre etmesine yol açtı. Her iki senaryoda da ortaya çıkan tablo, açılım sürecinde siyasi eşgüdümün zayıfladığı ve takvimin fiilen askıya alındığı yönünde... Bahçeli’nin önceki çıkışlarıyla oluşan “hızlı ilerleme” beklentisinin yerini, temkinli ve sessiz bir bekleyişe bırakması ise sürecin seyrine ilişkin en güçlü işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.
