İYİ Partili Poyraz, komisyon ve anayasa fikrinin İmralı’ya ait olduğu söyledi: Benim son şehidim Öcalan’ın son suçu

İYİ Partili Poyraz, komisyon ve anayasa fikrinin İmralı’ya ait olduğu söyledi: Benim son şehidim Öcalan’ın son suçu

15.06.2026 04:00:00
Güncellenme:
İklim Öngel
Takip Et:
İYİ Partili Poyraz, komisyon ve anayasa fikrinin İmralı’ya ait olduğu söyledi: Benim son şehidim Öcalan’ın son suçu

CHP’ye yönelik "mutlak butlan" kararını siyaset işlevini felç eden "post-modern bir kapatma davası" olarak nitelendiren İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde iktidarın bu işletilen süreçten ellerini yıkayıp çıkamayacağını savundu.

Olanlar tahammül sınırlarımızı aşıyor. Bu terör hükümlüsü cezaevinden örgüte talimat verdiğinde örgüt yerine getiriyor. O zaman benim son şehidim Öcalan’ın son suçudur. Umut hakkı dahil olmak üzere tüm süreci son suçundan itibaren başlatalım.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde toplumsal, ekonomik, uluslararası, siyasi, bürokratik hatta yargısal hiçbir gelişme ve karar Sayın Erdoğan’dan ayrı düşünülemez. Mutlak butlan kararından da işletilen süreçten de ellerini yıkayıp çıkamazlar. 

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.  

- CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin mutlak butlan kararıyla ilgili hukuki yorumunuz nedir, kurultaya engel var mı?

Kurultay konusunda bir engel olmadığı kanaatindeyim. Mutlak butlan kararı sonrasında kurultay yapmanın iki formülü var. Bir, Sayın Özgür Özel ve arkadaşları CHP’nin o tarihteki yeter sayıdaki delegelerinden imza toplar, Genel Merkez’den kurultay talep eder. Genel Merkez reddederse mahkemeye gidip kayyum heyeti atanmasını sağlar ve olağanüstü kurultaya götürür. İki, Sayın Kılıçdaroğlu ve arkadaşları şu an devam eden davalardan feragat eder, İstinaf Mahkemesi’nde verilmiş olan mutlak butlan kararı kesinleşir, böylece kurultay süreci başlatabilirler. Siyaset, vatandaşın dertlerini ortadan kaldırmak için vardır, kendi dertlerini vatandaşının omuzlarına yüklemek için değil. 

- Siyaset derdini vatandaşa mı yükledi?

Önce Altılı Masa sonra tüm partilerin içerisindeki siyasi çekişmeler ve devamla belediyelere yönelik başlatılan operasyonlardan beri siyaset kurumunun, siyasi partilerin ve siyasetçilerinin dertlerini konuşuyoruz. Vatandaşın “Benim bir derdim var” çığlığı adeta duyulmuyor. 

- Erdoğan, “Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz” dedi. Öyle mi?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde toplumsal, ekonomik, uluslararası, siyasi ve bürokratik hatta yargısal hiçbir gelişme ve karar Sayın Erdoğan’dan ayrı düşünülemez. Kendisinin hiçbir ilgilisi olmasa dahi yarattıkları Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ve  uyguladıkları tek adam rejiminin dokusu budur. O nedenle mutlak butlan kararından da bu işleyen daha doğrusu işletilen süreçten de ellerini yıkayıp çıkamazlar. 

‘POST-MODERN KAPATMA DAVASI’

- Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç “kapatmadan daha ağır” ifadesini kullandı, katılır mısınız? 

Hatırlarsanız, bu yaklaşımı ve okumayı ilk olarak Sayın Müsavat Dervişoğlu’ndan dinledik. Türk siyasi hayatı ve demokrasimiz, kapatma davalarıyla defalarca enfekte edildi.

Bugün de yargı kararı ile; bir siyasi partinin fonksiyonlarını icra edememesi sonucu yaratıldı. Bu fiili durum; Post-Modern bir kapatma davasıdır. Sayın Kılıç’ın da bunu teyit etmesi önemlidir. Hukuk ve muhakeme bunu gerektirir. Aklın yolu bir. 

‘YARGI SİYASETİ MEMNUN ETMEYE GÖNÜLLÜ’

- Özgür Özel ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarının kaldırılması Genel Kurul’a gelirse İYİ Parti “evet” der mi?

Bakınız, dünyanın her yerinde siyaset kurumu ve siyasetçi arsızdır. İsterler ki her talepleri kabul görsün ve yerine getirilsin ve dünyanın her yerinde bürokrasi yükselmek için her türlü tavizi verir. İşte tüm bunları dengeleyecek olan yargıdır. Siyasetin arsızlığından ve cüretinden, bürokrasinin tavizkarlığından devleti ve milleti sakınması gereken yargıdır. Bunun için yargının “hayır” diyecek kapasitesi olmalı. Türkiye’de siyaset sadece bugün değil geçmişte de yargı üzerinde hep bir baskı oluşturmaya çalıştı ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte yargı, daha üzerinde bir baskı oluşmadan hatta talep bile gelmeden siyasi iktidara hizmet edecek kararları almaya hazır olduğuna dair sinyaller veriyor. Üzülerek ifade etmeliyim ki; artık yargının siyaseti memnun etmek için gönüllü hareket ettiği kanaati güçleniyor bende. Ve asıl tehlikeli olanı da budur. Ben, büyük Türk milletinin vekiliyim, Müsavat Dervişoğlu’nun yol arkadaşıyım, TBMM’de Dervişoğlu adına ve onu temsilen TBMM Grup Başkanvekili olarak görev yapıyorum. Hem anayasa hem de Karma Komisyon üyesiyim. Sözün özü; Demokrasiye, parlamento kültürüne, TBMM ve mensuplarına nihayetinde Türk siyasetine yargının araçsallaştırılması ile müdahaleyi kabul etmem mümkün değil. 

- 2016’da fezlekesi olan tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmıştı. O dönem bu iş “teröre” bağlanmıştı ve anayasa değişikliği teklifi Meclis’te yeter sayı ile geçmişti. Demirtaş bunun sonucu olarak hala içeride. Yine terörle ilişkilendirilse yanıtınız ne olur? 

Kim terörle ilişkilendirecek, nasıl terörle ilişkilendirecekler, FETÖ terör örgütünden yıllarca taşeronluk hizmeti alan ve çıkarları çatışınca terörist ilan eden bu iktidar mı, PKK terör örgütünü kuran, yöneten, şehitlerimizin infaz emrini veren ve halen de örgütü yöneten terör hükümlüsü Öcalan’ı, Kürtlere vasi atayıp muhatap olanlar mı?

Siyasette esneklik mümkündür ve olmalıdır. Dinamik hayatı statik kurallar ve kalıplarla yönetemezsiniz. Ancak devlet dediğiniz aygıt bir milletin namusudur, vicdanıdır hatta ahlakıdır. Milletin, namusunu, vicdanını ve ahlakını kirletemezsiniz. “Öngörmek, yönetmektir” diyor Pascal. Bu ülkedeki hiçbir siyasetçinin şaşırma lüksü yok. Devleti yönetmeye, millete hizmete talipseniz öngöreceksiniz.

‘BUNU KİMSEYE YAPAMAZSINIZ’

İYİ Parti kurulduğu günden bugüne kadar asla “kandırılma” beyanında bulunmadı. Bu sebeple de kimseden özür dilemek durumda da kalmadı. Aldığımız tüm kararları, bedellerini de öngörerek ve o bedelleri de ödemeyi kabul ederek alırız. Normal zamanlarda, normal sistemlerde soruşturma, özü itibari ile aynı zamanda bir aklanma aracıdır. Bir suç işlenmiş ise ve esasa etki edecek delil, bilgi belge ve gerçekten kuvvetli suç şüphesi var ise dokunulmazlık kaldırılabilir, tarafsız bir soruşturma, hızlı ve adil bir yargılama yapılabilir. Yer ve yetki teminatı olan bağımsız ve tarafsız bir hakim tarafından ceza verilmesi gerekiyorsa da verilir. Demirtaş özelinde ise bir milletvekilinin ve aynı zamanda bir genel başkanın dokunulmazlığını kaldırıp soruşturup yargılayacaksanız bunu hızlı, etkili ve her türlü şüpheden arındırarak yapmalısınız. Yargılamayı 4 yılda yaparsanız olmaz. Bunu kimseye yapamazsınız. Bunu ne siyasi ne de hukuki iyi niyetle okumak mümkün değil. Bu yargılama 3-4  celsede bitirilmeli ve bir karar verilmeliydi. Türk yargısı da Türkiye Cumhuriyeti Devleti de uzatılan bir yargılama, uzun tutukluluk ve adil yargılanma hakkı konularında uluslararası arenada verilen kararların muhatabı yapılmamalıydı.

‘İRADE GASBI FELSEFEMİZE AYKIRI’

- CHP’deki mevcut durum, İYİ Parti’nin oylarını nasıl etkiler, bir çalışma yaptınız mı veya öngörünüz nedir?

İYİ Parti olaya, Türk demokrasisi adına yaklaşıyor. Dervişoğlu, Van ve Hakkari belediyelerine kayyum atandığında da, bir siyasi parti genel başkanı gözaltına alınıp tutuklandığında da, gizli tanık ifadeleri ile belediye başkanlarına operasyon yapıldığında da tepki verdi. Biz kayyum müessesesi ve uygulamasına tepki veriyoruz. Kayyumun kim olduğundan, kim tarafından atandığından ya da nereye atandığından bağımsız olarak bu duruşu ve tepkiyi veriyoruz. Cumhuriyet yurttaşlığımızın, demokratlığımızın ve siyasi ahlakımızın gereği budur. Milletin iradesinin gasp edilmesi varoluş ve duruş felsefemize açıkça aykırıdır. Biz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Sayın Erdoğan’ın topluma kayyum atamasına da karşıyız. 

- Özel kıyamet senaryosu olarak, “Doğru adayı çıkarıp koyacağız, bir partiye listeyi vereceğiz” ifadelerini kullandı. İYİ Parti listelerinden girme gündeme gelirse tavrınız ne olur?

Bu ve benzer konuların tamamı, günü ve zamanı geldiğinde, muhatapları tarafından resmi bir talep olduğunda, İYİ Parti’nin kurullarında görüşülüp karara bağlanır. Sayın Genel Başkanımız tarafından da nihai olarak değerlendirilir. Bugünün meselesi değildir, dün ile kıyaslanamaz, yarına da daha çok var.

- Muhalefetin genel seçimde kazanmasının formülü nedir?

Başarmak ve kazanmak aynı kavramlar değildir. Kazanmak içinde skor, başarmak ise strateji, akıl ve sebat barındırır. İYİ Parti’nin önceliği başarmak. Seçim kazanmak elbette önemli. Ama tüm stratejilerinizi seçim kazanmak üzerine kurarsanız o zaman rakibe dönüşme ihtimaliniz artar. Zira seçimler rakiplerin silahlarını eşitlediği bir arena.

Image

FARK: REJİM KARŞITLIĞI

Bizim medyamız yok, kurmadık da. Benzememek için kurmadık. Dilimiz aynı değil, yöntemlerimiz aynı değil, siyasete magazin üretmeyiz. Cumhuriyet fikrinden hiçbir koşulda taviz vermeyiz. Demokratlığımız ve milli iradeye olan hassasiyetimiz sınırlarımızı çizer. Bu sözlerim iddiasızlık olarak algılanmasın. İddialıyız hem de çok iddialıyız. Ama dediğim gibi amacımız skor yapmak değil başarmak. Biz, 8 yıl önce tek adam rejimine karşı olarak kurulduk. 8 yıldır da mücadelemiz Türkiye’yi bu tek adam rejiminden kurtarmaktır. Muhalefetin tüm unsurlarından en temel farkımız da budur. Biz tek adam rejimine  karşıyız, muhalefetin tüm unsurları rejimdeki tek adama karşı. 

- Diğer muhalefet partileri rejime “tamam” mı diyor?

Ben, niyet okuma kabiliyetine sahip değilim, tercih de etmem. Kamuya açık beyanları, ortaya konulan siyaseti esas alarak bu görüşümü dile getirdim.

- Diğer yandan sürekli Türkiye’nin çevresindeki sorunlara dikkat çekilerek milli birlik ve mutabakattan söz ediliyor. Neden? 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’da başlattığı Milli Mücadelede de ilan edip bizlere emanet ettiği Cumhuriyet ülküsünde de pergelin ucunu daima Anadolu’ya koydu. Atatürk’ün hiçbir hitabında Şam, Tahran, Bağdat gibi referans noktaları olmadı. Cumhuriyeti bu millete armağan eden böyle bir önderin kendi başkenti Ankara dışında bir referans noktası yoktu. 

- Neo-Osmanlıcılık söylemleri bağlamında mı yanıt veriyorsunuz?

Bir bağlamda söylemedim. Bize asla eskimeyecek bir cumhuriyet bahşedildi. Cumhuriyet felsefesi bize yeter. Bugün cumhuriyeti savunduğunu iddia edenler “Nasılsa kendi kendine ayakta durur” diye mevziyi terk ediyorlar. Benim içimi yakan o. 

- Terk edenler kim?

Cumhuriyete “100 yıllık zulüm ve reklam arası” diyenlerle irtibatlı ve iltisaklı her kimse benim için cumhuriyet mevzisini terk etmiş demektir. 

- Türk siyasetinde sıkça “gerekçe” olarak gösterilen “dış güçler”in etkisi nedir? 

İktidarı halk, iktidarın ömrünü uluslararası ilişkiler belirler. Biz uluslararası ilişkileri diplomasi kuralları ve Türkiye’nin eşitler arasındaki durumu üzerinden değerlendiriyoruz. Bugün Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) denen projede geriye doğru dönün. Bölge lidersizleştirildi. Barrack’ın da tarif ettiği monarşiler sevimlileştiriliyor. Bölge ülkelerinde önce kamu otoritesi ortadan kalktı, sonra yürürlükteki anayasa mülga edildi, din, dil, etnisite temelli yeni anayasa oluşturuldu ve ülkeler bölgelere ayrıldı. 

‘KOMİSYON DEĞİL FİKİR KULÜBÜ’

- Osmanlı millet sistemi için de güzellemeler yapıldı. Türkiye bunun neresinde? 

Sırada İran vardı, bunu Sayın Dervişoğlu 12 Gün Savaşı’ndan önce söyledi. Türkiye’yi muhafaza eden üniter yapıdır. Meclis’te üniter yapıyı hedef alan bir komisyon kuruldu. Bu komisyon hukuki değil. Daha çok cumhuriyet karşıtlığında birleşenlerin fikir kulübü gibi bir şey. Bunlara göre cumhuriyet, devlet, kurucu kodlar, her şey tartışılabilir. Kanla, göz yaşıyla, bedel ödenerek kurulmuş bir devleti, konforlu koltuklarında tartışma cüretini gösteren ve bunu da “ifade özgürlüğü” diye tanımlayan bir güruh var. 

‘KONJONKTÜRE GÖRE TARİH, OLAYA GÖRE HUKUK UYDURUYORLAR’

- Komisyon neden bir süredir sessiz?

Çünkü İran teslim olmadı. İran düşmeden bunlar bir şey yapamaz. Bakın bunlara verilen sipariş ortada: 2011’de Suriye’de iç savaş çıktı, 2012’de Türkiye’de açılım başladı. 2024’te Suriye’de rejim düştü, Türkiye’de yeniden açılım başladı. Madem Kürtleri merkeze alan demokrasi kavramınız var, neden Suriye ajandasına göre hareket ediyorsunuz, aradan geçen yıllarda sizi durduran neydi? Çünkü bu iş yerli ve milli değil. Sayın Erdoğan da ortakları da çözüm sürecini allayıp pullarken Türk, Arap, Kürt kardeşliği üzerinden olmayan, Malazgirt’e kadar uzanan bir tarih yaptılar. Konjonktüre göre tarih, olaya göre hukuk uyduruyorlar. Sınırları yok.  

- Hayati Yazıcı anayasa dedikten sonra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş 2027’yi işaret etti. Terörist başı Öcalan da “demokratik anayasa” ifadesini kullandı... 

Terör hükümlüsü Öcalan İmralı tutanaklarında komisyon kurulmasını, anayasaya ihtiyaç olduğunu söylemiş, mihmandarı olarak da Sayın Numan Kurtulmuş’u önermişti. Yani reçete iktidarın değil, Öcalan’ın reçetesi ve fikri. Koca koca siyasetçiler intihalci. Çünkü bu fikrin sahibi emperyalizmin uşağı, terör örgütünü kuran yöneten, infaz emri veren bir terör hükümlüsü. 

‘MİLLETİ AHMAK SANMASINLAR’

- DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kürtler 100 yıl sonra kendi dili ve kimliğiyle yerel iradesiyle birlikte demokratik bir şekilde bu Cumhuriyeti demokratikleştirerek entegre olmak istiyor” dedi. Anayasa ile birlikte düşündüğünüzde nasıl bir entegrasyon?

Komisyon raporuna göre teröristler silah bırakacakmış, kayıt altına alınacakmış, topluma kazandırılacakmış, takip edilecekmiş. İnfaz indiriminden çıkıp karısını, kızını öldüren adamı takip edemedin. Silah sökme takma, her türlü silahı kullanma, bomba yapma, bomba imha etme, takipten kurtulma, askere, polise, istihbarata yakalanmama, mağarada yaşama, ağaç kavuğu yeme eğitimi almış teröristi önce toplumun içine salıp sonra da takip edeceklermiş... Zaten yıllarca sizden kaçabilme kabiliyeti olduğu için yakalayamadınız. Türkiye’nin, uluslararası alanda onlarca yıllardır var olan terör ve terörle mücadele tezlerini ortadan kaldırıyorlar, Türk devlet ve milletini acz içinde gösteriyorlar. Adına da “milli kardeşlik” diyorlar. Hiçbir suça bulaşmamış halktan doğrudan dolaylı vergileri toplayacak, teröristi topluma kazandırıp, vatandaşın vergisinden bunlara bütçe oluşturucaklar. Topluma entegre edip evlatlarımızın katillerini milletime baktıracaklar. Bu laf oyunlarına gerek yok, milleti ahmak sanmasınlar.   

- “İran teslim olmadı” dediniz, İran düşer ve çözüm süreci kaldığı yerden devam ederse eyalet sistemi, ileri aşamada bölünme veya bütünlüğü hedef alan başka riskler görüyor musunuz?

Bu iktidarın dış politika anlayışı, BOP’un saat gibi işlemesine hizmet ediyor. AK Parti eski ve yeni ortakları ile amaç/fikir ve eylem birlikteliği içerisinnde kutsal bir ittifak kurmuşlar Bu kutsal ittifakın tüm uygulamaları BOP’un mihmandarı İsrail ve ABD’ye hizmet üzerinedir. Bunlar toplumu bir şeylere hazırladıklarını düşünüyorlar, her şeye cüret edebilirler. Ama Dervişoğlu liderliğindeki İYİ Parti bir duvar olarak karşılarında duracak, o duvarı aşamazlar. Türk milletinin muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Başka yerde aramaya gerek yoktur. Türkiye Cumhuriyeti bölünmez bir bütündür. 

‘27 HAZİRAN’DA TANDOĞAN’DAYIZ’

- Terörist başı Öcalan için “özgürlük” talebiyle DEM Parti öncülüğünde yapılması iki kez ertelenen miting için haziran sonu planlanıyor. Bu, Türk hukukuna uygun mu?

Bu miting, Türkiye’nin tüm kurumlarını, bugünkü dahil tüm hükümetlerini aşağılama suçudur. Bugün Kürtlere bir terör hükümlüsünü vasi olarak atamak ve referans almak Türk devletini aşağılamaktır. 27 Haziran’da genel başkanımız Musavvat Dervişoğlu’nun “Elimde bayrağımla  bekliyorum” diyerek yaptığı  Tandoğan çağrısı çok önemli. Emin olun, bu bir siyasi parti mitingi değil.  Biz, cumhuriyet değerlerini, ilkelerini, ülküsünü, Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türk milletini, parlamenter kültürü benimseyen, bu ülkenin zenginliğinden mahrum bırakılan herkesi davet ediyoruz. Olanlar artık tahammül sınırlarımızı aşıyor. Bana göre değil tüm millete göre terörist, yargı da bunu tescillemiş. Bu terör hükümlüsü cezaevinden örgüte talimat verdiğinde örgüt yerine getiriyor. O zaman benim son şehidim Öcalan’ın son suçudur. Umut hakkı dahil olmak üzere tüm süreci son suçundan itibaren başlatalım.

Image

PORTRE

1977’de Emirdağ’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara Yükseliş Koleji’nde tamamladı. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı’nda Anayasa Hukuku alanında akademik çalışmalar yaptı. “Çıkar Amaçlı Suç Örgütlerinin Uyum Yasaları Çerçevesinde Anayasal Değerlendirilmesi” teziyle yüksek lisansını tamamladı. 21 yıl kendi kurduğu hukuk şirketinde avukatlık yaptı. İYİ Parti Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu Üyesi olan Poyraz, İYİ Parti Genel Sekreterliği görevinde bulundu. Antalya Milletvekili ve İYİ Parti Grup Başkanvekilidir.